04 Temmuz 2012





 
 Sipahi Mustafa !



Osmanlı hamamlarının dünyanın ilk gay klüpleri olduğu söylenir, buralarda çalışan eşcinsel erkek fahişeler ile ilgili yazı bir serisi yapmak istiyorum. Buyrun eski risalelerden onları tanıyalım:


Kadılardan bir zatın gönül eğlencesi iken, serserilerin eline düşen on beş yaşında bu peri yüzlü oğlanı Mudurnu Dağı'nda Kara Domuz adıyla ün yapmış pis bir hayduta peşkeş çekmişlerdir.

Kara Domuz ki insan ejderhası, göklerin belasıdır, oğlancığı kıllı sinesine alıp, gözyaşlarına bakmayıp gümüşten götüne demir kazık çakmıştır. Nursuz Ali, Yorganyüzüoğlu, Çiçekli Mustafa ve Kalaycı Hasan emsali şeytanlar ile birlikte on sekiz dev yapılı herif ki hepsi kötülükler tanrısı suratlı, asılacak bela ademlerdir, Sipahi Mustafa'nın götü üstünden geçip o nazlı oğlanı perişan etmişlerdir.

Dağda, bayırda, taşda, çakılda yürümeye hali kalmayınca da bir handa terkedip gitmişlerdir. Bu handa Davud Odabaşı adlı gayet tanınmış birisi, o oğlanın götünde dünyanın merkezini bulmuş. Aç kurdun kuzuyu koruduğu misali geceleri kendi döşeğinde yatırmış, kalemi hokkaya batırmış, yakından inceleyip, defalarca denemiştir.








Amma oğlanın gözyaşına merhamet etmiş, handa tutsam eşkiya gelir alır. Şehirler içerisinde en güvenlisi istanbul'dur deyip oğlanı Fındıklı'da Müftü Efendi Hamamı'na teslim etmiştir.

Kıl kadar ayıbı olmayan, edepli, terbiyeli, temiz bir delikanlıdır, hile ve şeytanlık bilmez, götünü domalıp yatınca müşterisinin yarrağı yolunu şaşırmaz, taze meyvesini bol bol sunarken, zevk aldığını belli ederek insanı  mesteder.

Dönemin yüksek makamlılarından, karun kadar zengin, Gümrükçü Emini Hasan Efendi bu oğlana sahip çıkıp, Galata mollası eliyle hamamdan çıkartıp evine almış ve pahalı elbiseler giydirip, kendisini çubukdar eylemiştir.

Amma Sipahi Mustafa da sadakat ve vefa göstermiş. Velinimetinden başka kimseye uçkur çözmemiştir ki böyle oğlanları: çuhadar, tatar, dolapçı, arabacı, seyis, hamleci taifesi şakır şakır sikerken, Mustafa parmak ucuyla dahi kendisine dokundurtmamıştır.(*)



(*) Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
 (Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)


1 yorum:

çikolatalı gay dedi ki...

hiç değilse son zamnanda hayatı kurtulmuş mustafa sayesinde :)