02 Temmuz 2012








Karanfil Hasan !


Hamamın bahçesinde beslenip büyütülmüş seçkin bir delikanlıdır ki cilve katında üstad, boyu şimşir ağacı gibi, belinde çelik hançer, müptelasına tat ve feryat verir.

 Ayvansaray'da Kız Yusuf denilen haramzadenin gayrimeşru çocuğudur. Kayıkçı ve mavnacı bekar uşakları ile çelik ve çomak oynayım derken uçkuruna el atmışlar ve gece dahi odalarına götürüp soyup yatmışlar, oğlanın gümüş kubbe kasesine kol kadar demir anahtar uydurup içinde oynatmışlardır.

Orası bir kere açılınca, o güruh bal çanağına eşşek arıları misali üşüşmüşlerdir. Hamam böcekleri doyduktan sonra oğlanın yolun kesip "Aman, subaşı duymuştur, defterli olursun. Senin için kurtuluş yeri bir hamam oğlanı olmak" deyip, şengül hamamcısı Uzun Karabekir Ağa'ya götürmüşlerdir.







Ağa oğlanı pek beğenip soyunmasını emredip, kakülleri kaşları üzerine dökülünce, Karabekir Ağa'nın aklı perişan olup "Hay piçler, bu karanfil oğlanı nerde buldunuz?" demekle Karanfil Hasan adıyla şöhret ve şan buldu.

Hamamcı ağa "Bu oğlan benimdir" deyince, Karanfil Hasan iki sene başkasına peştemal bağlamayıp kahve ocağında hamamcı ağanın çubukdarlığı hizmetini gördü. Ama nice oğlansever ona göz koymuş idi.

Sonuçta, iki nefer yiğit ki, biri Deli Ferhad, diğeri Kırkık Ali'dir. Karanfil Hasan camekan odaya çubuk götürdüğünde "Bre bu ne olmaz iştir. Paramıza geçer hükmümüz. Biz bu oğlanı elbette ki sikeriz. Rıza ile verdi ne ala. Vermese zorla yatırıp sikeriz." deyip kılıcına el atınca Karanfil Hasan "Aman ağam, kıyma bana. Teslim, teslim" deyip uçkurunu çözmüş ve o aç yiğitlere gümüşten götünü domalmış, Kırkık Ali de tokmak karayılan sikinin zehrini oğlanın içine kusturmuş ve o eşkiya işini bitirip inince, Deli Ferhad oğlana hamle edip kızıl deli çomağını oğlanın karanfil deliğine sokmuştur.

Hamam oğlanları, hamam ağasına: "Ağam, eninde sonunda olacak bu idi, oldu. Karanfil Hasan gayri müşteriye soyunsun" deyince, o gün şengül Hamamı'nda yapılan alemler bir kalem dile gelse kitap olur.



Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.
 (Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)

7 yorum:

Callieach Bheur dedi ki...

Kaynağın ne? Merak ettim,,,

Adsız dedi ki...

Günümüz türklerindeki abazalık da osmanlıdan geliyormuş, anladım böylece. Ne lanet bir yermiş bu osmanlı, ne acayip dokusu varmış anlamadım gitti. Oldum olası sevemedim ve sanırım giderek nefret ediyorum osmanlıdan...

gaykedi dedi ki...

Derviş İsmail'in yazdığı, Dellakname-i Dilküşâ'dan.(Metin, tarafımdan anlamını bozmayacak şekilde günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kısaltılmıştır.)

Adsız dedi ki...

nasıl edinebiliriz bu kitabı??

Callieach Bheur dedi ki...

AHAA çok ilginç :)
Mesleğin neydi? Eski dili iyi biliyorsun herhalde¨ =)

goodasyou dedi ki...

ben bu osmanlı yı daha çok sevmeye başladım...

çikolatalı gay dedi ki...

güzel yazı devamını bekliyorum sabırsızlıkla