23 Ekim 2011





Ölüm Kültürü !



Ülkemizin nitelikli çevirmenlerinden Ahmet Cemal, geçen gün ölen şehitlerimizin ardından her yerde bolca duyduğumuz klişe cümleleri ne güzel anlatmış eski bir yazısında;

[...Bir: "Vatanları uğruna gözlerini kırpmadan canlarını verdiler..."

Olmaz. Doğaya ve "canlı" kavramına aykırı. İnsanlar da hayvanlar da beklenmedik ölümle karşılaşma anında "gözlerini kırparlar", çünkü bu onların iradesinden bağımsız bir refleks hareketidir. Peki neden yadsıyoruz bunca doğal bir gerçeği? Gözlerini kırpanlar "korkak" sayılacakları için mi?



İki: "Canlarını seve seve verdiler..."

Bakın, bu da olmaz, hele ölme olasılığınızın da bulunduğu bir yerlere gönderilmiş iseniz, hiç olmaz. Ölmek, olsa olsa kuraldışı bazı durumlarda "yeğlenebilir" veya "göze alınabilir", ama asla SEVİLMEZ.









Üçüncü ve en büyük yalan: "Korkmadan ölüme gittiler..."

Bu klişeyi kullananlara sormak gerekir: Yanlarında mıydınız? Böyle mi dediler size? Kendi kulaklarınızla mı duydunuz? Bunun dışında, ayrıca çok cahilce bir yalan, çünkü cesaret, her zaman bir "korkuya rağmen" durumudur. Korkmanın olmadığı yerde cesaretten söz etmek anlamsızdır.


İsterseniz bırakalım artık şu yalan temelinde yükselen yanlış ölüm kültürünün hamasetini de, bunca genç geçmişte neler yapılsaydı ölmemiş olurdu, bu sorunun yanıtını/yanıtlarını -ama artık hiç bir yalana sığınmadan!- arayalım!...]




1 yorum:

Vladimir dedi ki...

Eline silah verişip öatışmaya sürülmüş insanın çaresizliğini okudum ben satır aralarında. Ölmekten başka seçenekleri vardı elbette öldürmek. AMa bir iki aylık eğitimle ömrü savaş içinde geçmiş insanın karşısına çıkan insanın başına ne gelebilir? Av olurlar. Av. İnsanın av gibi kıstırılması, kurşunlara yenik düşmesini okudum bu klişelerin satır aralarında.

Acaba birileri de gerçekten bir çözüm bulunsun istiyor mu?

Sadece istemekle olmuyor, sonuç verebilecek bi rçözüm için tırnağını oynatan birileri var mı acaba?