
Çocukluk !
Müjde Ar bir röportajında, yaşadığı ilginç çocukluğu ve annesi Aysel Gürel'i anlatıyor;
3.5- 4 yaşındayken, bir kutu gümüş rengi soba boyasını tüm vücuduma sürmüşüm. Sonra koma... Hastaneye kaldırmışlar. Aysel’e “Bunu burada bırak hanım. Artık geri gelmez. Metal zehirlenmesi...” demişler. Neyse, dört gün sonra çıkmışım komadan...
Annem eve geldiğimde önce sağlam bir dövdü beni. Sonra niye böyle bir şey yaptığımı sordu. “Parlak olmak için...” dediğimi hatırlıyorum. “Artist mi olmak istiyorsun?” diye sordu. “Dansöz olmak istiyorum. Ama göğüslerim çıkınca...” demişim.
Gitti, şifon bir turuncu kumaşı aldı, cart curt kesti. Parçaları üstüme bağladı. Meme yerlerime de portakal koydu. Aynalı ceviz dolabın kapağını açtı ve “hadi oyna” dedi. Bir de zil almış bana... 5 saat o portakallarla göbek attım. Şakkada, şakkada... Sonra aynanın karşısında “Ağla, gül” dönemi başladı. Biz fark etmeden annem bizi yetiştiriyormuş.

İzmir’deyiz. Ben 10, Mehtap 8 yaşında... Annem bizi arkadaşının kürtajını izlettirmeye götürdü. Kadını bir masaya yatırmışlar, iki bacağını açmışlar, üstüne de beyaz örtüyü sermişler. Bir tuhaflık olduğunun farkındayız ama aklımız ermiyor tabii.
Merak edip sordum: “Anne, niye buradayız?” Cevap verdi: “Erkeklerle yatarsanız, başınıza neler geleceğini görmeniz için...” Bizim bazen nasıl heriflerin orasına burasına jilet atmayan kadınlar olduğumuza hayret ediyorum. “Anne manyak mısın, iki küçük çocuğa bu yapılır mıydı?” diye sordum. “Size hayatı anlatacak vaktim yoktu” dedi bana...
Kürtajı izledikten altı yedi ay sonra, plastik bebeğimi sulu boyayla kırmızıya boyadım. Bacağımın arasına koydum. Bakkal Adil Amca’nın önüne gittim, “Adil Amca ben çocuk düşürdüm” diyerek, o kanlı bebeği nohutların üstüne bıraktım. Adam ‘küt’ diye bayıldı. O sıralarda oyunculuk ilerlemeye başlamış artık...





















