31 Ocak 2010




Hayalet !


Bir gay ne kadar erkeksi olursa kendini o kadar zor kabülleniyor ve toplumda onun eşcinselliğini kabül etme ve anlamlandırmakta daha bir zorlanıyor sanki. Sen eşcinsele benzemiyorsun, sen eşcinsel olamazsın sözü feminen olmayan gaylerin çok sık duyduğu kelimelerden birisidir.

Yıllar önce sanırım Murathan Mungan'ın bir yazısında okumuştum, örneğin askerde feminen, kırılgan tipler genelde merhametli arkadaşları ve üstleri tarafından korumaya alınırken, erkeksi bir eşcinsel adı çıkınca hem üstleri hem arkadaşları tarafından çok daha sert bir tepki ile karşılanıp fiziksel ve psikolojik şiddete uğruyormuş.

Bunun sebebi, bir erkeğin kadınsı bir gaye bakıp çok rahat "ben bunun gibi değilim" diyebilmesi ama kendisi ile aynı gözüken bir eşcinseli gördüğünde içinde bir yerde olan bastırılmış gay olabilme ihtimali ve korkusunun, hatta içinde bir hayalet gibi dolaşan eşcinsel ve biseksüel eğilimlerinin açığa çıkıp, o kişiye yönelik çeşitli şekillerde şiddet, nefret olarak yönelmesiymiş.



30 Ocak 2010




Merak !


Türklerde merak duygusu eksik. 400 yıl bölgeye hakim olmasına rağmen Mısır piramitleri hakkında 'Osmanlı'da tek bir sayfa yok.

Sokaktan geçen adama dedesinin babasını sorsanız bilemez. Bu insanlar kalkıp dinozorların kökeni konusunda tanrısal kavramlarla fikir beyan ediyor.

Bir insan 7 yaşına cinlerle, perilerle, günahlarla, sevaplarla, dogmatik düşüncelerle doldurulursa ondan sonra beynini açamazsınız anca bilgisini artırırsınız, düşünce sistemini değiştiremezsiniz.


Prof. Ali Demirsoy



29 Ocak 2010





Tohum !


Hiç üretimin kökenini aradınız mı? Bir elektrik jeneratörüne göz atın, bakalım kendinize onu yaratanların akılsız kabadayılar olduğunu söyleyebilecek misiniz?

Tarımı ilk keşfedenlerden size miras kalan bilgiler olmaksızın bir tek tohumdan buğday çıkarın da görelim. Yiyeceğinizi yalnızca fiziksel hareketlerle bulmaya bir çalışın hele.

O zaman görürsünüz ki tüm üretilen malların, dünyada oluşmuş tüm servetlerin kökeni insan zihnidir.

Para önce yaratılır, ancak ondan sonra yağmalanır ya da sızdırılır. İlk önce dürüst insanların çabalarıyla yaratılması gerekir, buna da herkes kendi yeteneği oranında katkıda bulunur. Dürüst bir insan, ürettiğinden fazlasını tüketemeyeceğini bilen insandır.


Ayn Rand (1905–1982)


yilmaz.mersin.edu.tr/derslerdir/materyaller

28 Ocak 2010




Yaşlı !


Yaşlanmaktan korkuyor musunuz? Tanrı ömür verirse yaşlanacağız, vucudumuz yorulacak ve dökülecek, geriye aklımızdan, hatıralarımızdan başka bir şey kalmayacak, belki o da gidecek, bunayacağız. Söz Nazım Hikmet'in;


Etin gevşemesine başka bir ad
bulmak gerek
Zira, ihtiyarlamak demek
Kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek.



27 Ocak 2010





Sanat !


Ülkemizde sanat eserlerinin korunması ve müzecilik konusunda en yetkin isimlerden Özgen Acar'ın bir yazısında şu düşündürücü cümle dikkatimi çekti;

Rahmetli Sakıp Sabancı'ının şu sözünü hiç unutmam: 'Amerika'da Avrupa'da ünlü iş adamlarını ziyarete ya da iş görüşmesine gittiğimde hep bana sanat eserleri koleksiyonlarını gösterirlerdi. Kendimde bir eksiklik hissettim. Sonrasında ben de sanat eserleri koleksiyonu yapmaya başladım'



26 Ocak 2010




Din !


Bütün toplumlar, MÖ 6. yüzyıla kadar kendi uydurduğu fikirlerle yaşamış. Bunlar insanoğluna faydalı olmasaydı bu kadar yaşamazdı.

Bu fikirler topluma düzen vermek ve kanun koyucu yanıyla yararlı olmuştur. "Din, ilkel bir hukuktur. Hem kainatı açıklamaya çalışıyor hem de düzen getiriyor."

Eski Yunanda ise o zamana kadar hiç olmamış bir şey ortaya çıkıyor: Dini sorgulamak. Yunan mitolojisi, kainatın tanrıların da üstünde birtakım yasalarla yönetildiğine inandığı için bilime yol açmıştır ve bu nedenle de Yunan uygarlığı oluşabilmiştir.


Prof. Celal Şengör


25 Ocak 2010





Haftanın Şarkısı !


Şu sıkıcı pazartesi gününüze hareket ve neşe katacak bir şarkı, Stereo Total'in Trésors Cachés albümünden Megaflittchen isimli bu sıradışı şarkıyı 'şuradan' indirebilirsiniz.

Bu arada hatırlayanlar olacaktır geçen sene 'Stereo Total'den bir şarkıya daha yer vermiştim, merak edenler 'buradan' bakabilirler.






Haftanın Güzeli !


Siyah beyaz fotoğraf her nedense pek sevmem, renkli her zaman tercihimdir ama bu foto da sevilmeyecek gibi değil hani. Umarım yakşıklımızı ve fotonun kombinasyonunu siz de beğenirsiniz.


22 Ocak 2010





Kolay Lokma !


Bankaların kredi vermekten hiç vazgeçmediği bir kesim var: Sabit gelirliler. Bu kesim bankacılık kesiminin en sevdiği kesim çünkü şirketler binbir türlü dava ve hukuki dalavere ile kredi borçlarını ödememek ya da ertelemek için bankacılarla mücadele edebiliyor ama tek tek bireylerin yapabileceği bir şey yok.

Bunlara vatandaşın evine de arabasına da maaşına da istediği an haciz koydurabiliyor. Üstelik bankacılar bu durumu bir de "Türkiye'de bireyler borçlarına çok sadık. Ne yapıp ediyor ve borçlarını ödüyorlar" diye tanımlıyorlar.

Deniz Bayramoğlu


21 Ocak 2010





Deep Compassion !


'Kör İbnenin İntikamı' sex, aşk, tecavüz, ihanet ve cinayet... 32 kısım tekmili birden. Buyurunuz 'buradan'.



A Deep Compassion (1972)
http://www.imdb.com/title/tt0216677/



19 Ocak 2010





Quentin Crisp !


Tanıştırayım, kendisi yaklaşık 10 sene önce 90 yaşında aramızdan ayrılan yüz yılın en büyük eşcinsel simgelerinden birisi Quentin Crisp.

Orlando filminde 1. Elizabeth'i canlandıran, Sting'in kendisinden etkilenerek Englishman in New York şarkısını yazdığı bu ilginç kişiye ait bir kaç söze yer verelim,

"Diana İngiltere'nin kraliçesi olabilirdi fakat o Paris'te Arap'larla amaçsızca dolaşıyordu."

Kendisine gelen tehdit telefonlarına; "Kafamı mı kırmak istiyorsunuz? Bir saniye. Salı öğleden sonra vaktim var, size uygun mu?"

"Ana rahminden düşersiniz; açık arazide ateş altında sürünürsünüz; sonra mezarınızın içine düşersiniz.."



Kendisi hakkında wiki.tr'de oldukça doyurucu
bir yazı
'bulabilirsiniz'.


17 Ocak 2010





Haftanın Şarkısı !


Arap yakışıklımıza uygun olsun ve Arap esintileri taşısın bu haftaki şarkımız. Kısaca Abdelli adıyla tanınan Cezayirli müzisyen Abdurrahman Abdelli'ye ait Adarghral (The Blind In Spirit) isimli şarkıyı mp3 formatında 'şuradan' indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) Bağdat delikanlıları için söyledikleri;

Bağdat güzeli cilvelerin, kırıtmaların ve emmelerin hanı. Yanağı körpe çiçeği, dudağı da taze şarabı siler. Bukleleri sümbül, kaşları siyah kakumdur.

Türklerin anlaşılmaz şekilde küçümsedikleri o olağanüstü Binbir Gece Masallarını ezbere bilir. Yazık! Nerede Abbasiler ve benim tahrik edici öncüm Ebu Navas?(*). Onların zamanında Bağdat şairler, kuyumcular, gençler ve aşıklar cenneti idi. Şimdiyse yıkıntıdan ibaret.

Şimdi bu yıkıntılar arasında güzel yeniyetmeler çıkıyor ve söz gelimi benimki, çarşıda halı satıyor ve her şeyi erteleyerek ve koca kıçını yan sererek çok para kazanıyor... devamlı dönen bir değirmeni olsa kazanamaz bu parayı.



(*) Abu Nuwas (750-810)
En parlak Arap şairlerinden birisi.





Ateşli Gayler !


Gaylerin çok iyi seviştiği, 'dün bahsettiğim' filmde de geçen bir şehir efsanesi. Gerçek olma ihtimali nedir bilemeyeceğim ama bir erkeğin zevk alacağı şeyleri, en iyi bir erkeğin bilmesi çok olası gözüküyor.

Gay bir arkadaşım anlatmıştı, annesi bir gece yabancı uydu kanallarının birisinde gayleri sevişirken görmüş ve ben hayatımda bu kadar ateşli sevişen birilerini görmedim demiş.



16 Ocak 2010





Bayrak Yarışı !


Annem hastaneden dün çıktı. Arabadan zar zor kucakta eve inerken ve evde duvarlara tutunarak zahmetle tuvalete giderken, kucağında tepsi yemek yemeye çalışırken, daha geçen sene aramızdan ayrılan sevgili anneannem gözümde canlandı.

Hayat tıpkı bir bayrak yarışına benziyor. Rahmetli anneannem bayrağı anneme devretti, o da gün gelecek bana devredecek.

Dün gece hasta ziyareti için gelen bir sürü misafiri ağırladıktan sonra Nakhar ile gay temalı duygusal bir film izledik (Bkz. Shelter). Kendini henüz kabül edememiş, kızlarla çıkma denemeleri yapan gay bir gencin iç dünyasını çok iyi anlatan bol ödüllü bu filmi izlemenizi tavsiye ederim.



15 Ocak 2010





İzmir !


"İzmir, Ege bölgesinin diğer vilayetlerine taşra muamelesi yapar. Kendisinde ise İstanbul’a ve Ankara’ya karşı aynı kompleks vardır."

Bu cümle eski bir röportajda Yılmaz Özdil'in Neslihan Acu'ya söyledikleri, şimdi Neslihan'ın kendi kaleminden devam edelim;

"İzmir çelişkilerle dolu bir şehir. Alsancak’da bir kafe’de otururken kendinizi Paris’te sanabilirsiniz. Çevrenizdeki İzmirliler de Parisli gibidirler. Kendilerine laf söyletmezler, toz kondurmazlar. Milliyetçidirler yani. Bana hep Fransızların milliyetçiliğini hatırlatır bu.

İyi de, Parislinin gururlanmakta hakkı vardır. Eski şehrini, kültürel mirasını aynen korumuştur çünkü. İzmirli ise hiçbir şeyi koruyamamıştır. Geriye bir tek Kordon kalmıştır, bir de “ruh” kalmıştır. O “ruh” da bir yere kadar yani."



14 Ocak 2010




İntikam !


Bir kadın, eğer gerçekten seviyorsa ya da kendisini o ilişkiyi sürdürmeye mecbur hissediyorsa uzun süre bunun sözünü bile etmeyebilir. Ama ne zaman ki erkek yaşlanır, elden ayaktan düşer, artık çekip gitme ihtimali kalmazsa, geçmişten kalan hesap pusulası önüne uzatılır.

Sonrası çirkin bir tablo: Hastalığında bakmaz, her fırsatta başına kakar, bir tabak sıcak yemeği bile çok görebilir.

Ömer Özgüner



13 Ocak 2010





Anne Tavsiyesi !


Benin yaşlı meleğim, sevgili annem birkaç gün içinde ortopedik küçük bir ameliyat geçirecek ve yaşı 65 olduğu için bir kaç gün hastanede kalması gerekecek. Onun çok kullandığı bir kaç anne tavsiyesine yer vereyim;


- Birisinin gerçek dost olup olmadığı, ikiniz arasında bir çıkar ihtilafı söz konusu olduğunda belli olur en çok.

- İyi insanla herkes iyi geçinir, zor insanlarla iyi anlaşmayı başarabilmek marifet.

- Parayı ancak varken tasarruf edebilirsiniz, paran yoksa zaten istesen de tasarruf edemezsin.



11 Ocak 2010





Beyaz !


Ortadoğu çıkışlı dinlerin etkisinde olan toplumlarda siyah ve karanlık ölümü simgelerken, 'Uzakdoğu'da ölümün renginin beyaz ve aydınlık olması, onların hayat ve din karşısında soğukkanlı duruşunu simgeliyor sanki.

Çekik gözlü kardeşlerimizin son yıllara kadar düğünlerde beyaz gelinlik giymeye pek hoş bakmamaları da bu yüzdenmiş. Dadaloğlu (1785-1868) ile bitirelim cümlemizi;


Gecebaş geldi nerede kışladı,
Ufacık evlere neler işledi
Taze gelin, büyük kızdan başladı,
Ölüm de güzeli severe benzer.



10 Ocak 2010





Haftanın Şarkısı !


Haftanın şarkısında Almanca bir şarkı var. Almanca ve Fransızcayı nedense İspanyolca kadar bile müzikal bulmuyorum, kulağımız İngilizceye iyice alışmış olsa gerek. Rosenstolz'a ait Johnny (Quick Mix) adlı bu güzel şarkıyı 'şuradan' mp3 olarak indirebilirisniz. İyi dinlemeler.







Haftanın Güzeli !


Bu hafta Fazıl Bey'e (Fazıl gey mi demeliydim yoksa?) ara verip tıpkı masallarda ki gibi masum masum uyuyan bir yakışıklıya yer verelim. İnsan bunu uyandırmaya kıyamaz diyeceğim ama, işveli işveli sırıtarak ve dürtükleyerek uyandırmak isteyenler eminim çıkacaktır.



09 Ocak 2010





Sürü !


Çevremizdeki insanlar birbirlerine ne çok benzemeye başladı; herkes sınıfsal konumlarının modalarını takip etmek için yaşar gibi...

Orta üstü gelir grubu tuzu kuru kesimin en büyük hayali Kızıldeniz’de dalış yapıp köpekbalıklarını seyretmek, Fransa Alplerine kayak yapmaya gitmek, arada da şarap tatmak ya da Tibet’te tatil yapmak... Elbette bunlar şu anda aklıma gelenler!!

Orta altı gelir seviyesinin hayalleri ise arabalarla sınırlı kalıyor; örneğin Volkswagen Passat almak. Bundan 10-15 yıl önce bu grup için en büyük hayal yazlık almaktı. Belki de krizin etkisiyle son zamanlarda bu gelir grubunun hayali araba markalarına kaydı.

En alt gelir grubunun hayali ise hala cep telefonlarıyla sınırlı kalıyor. Ama sorun şu, herkes sürü gibi hep aynı şeyleri istiyor, hep aynı şeylerden nefret ediyor, hep aynı şeyleri haz ediyor.


Ahmet Alpay Dikmen


08 Ocak 2010





Taraf ve Din !


Sevan Nişanyan Taraf Gazetesi'nde çıkan ve dini eleştiren yazısı üzerine gazete yönetiminin tavır koyması sonucu köşesini bırakmak zorunda kaldı, o yazısından;

"Şimdi diyorlar ki memlekete özgürlük geldi. Doksan seneden beri tabu olan şeylerden bile artık serbestçe bahsedebilirsin.

Ama bir de ne görelim? Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu’ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.







Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış.

Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!

Doğanın boşluk kabul etmemesi gibi, bu toprakların havası mıdır, suyu mudur, özgürlük kabul etmiyor herhalde."




+ biraz daha detay ve önayak olduğu için teşekkürler 5posta.

07 Ocak 2010




Aforizma !



Çetin Altan'dan aforizma tadında üç cümlecik size;


- Anneler kocalarını sevmedikleri vakit çocuklarını da sevmezler, ama farkında değillerdir.

- İnsanlar daima kendisini ezeni örnek alır. Köylü çocuklarının hepsi polis, jandarma olmak ister.

- İnsanın niye tepesi atar? Bir nedeni vardır. Bir Hollandalı’nın anasına sövdüğünde kızar mı, güler mi? Güler.



06 Ocak 2010





Bektaşi !



Bektaşi camiye gitmiş ve dua etmiş; "Allahım biraz paraya ihtiyacım var, eğer verirsen, buraya günde 5 kere gelenler gibi seni rahatsız etmem, bir daha yıllarca uğramam söz."



05 Ocak 2010





Kelle !


Gayrimüslim bir Galata bankerine ait olduğu söylenen Osmanlı atasözü; "Türkiye'de paran, Romanya'da karın, Karadeniz'de gemin olmasın. Battığınla kalmaz, kelleni de kaybedersin."

Aydın Doğan sütten çıkmış ak kaşık olmasa da banka soyan Uzanlar ve Dinç Bilgin ile kıyaslanmasının ve başına gelenlerin haksızlık olduğunu belirtip, Osmanlıdan bu güne çok şey değişse de bizi yöneten padişahlarımız pek değişmedi diyeyim.



04 Ocak 2010





Haftanın Şarkısı !


Bu hafta deniz sesleri eşliğinde bir Hawai ninnisi size. Manulani Kitchen'in söylediği He Punahele isminde bu dinlendirici ninniyi 'şuradan' mp3 olarak indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Eşcinsel atalarımızdan Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) Ege delikanlıları için söyledikleri;

"Ege adaları güzeli bir zevk çeşmesi bahçesi. Mükemmel ölçüleri melekleri şaşırtıyor. Şafak vakti, doğduğu adanın servileri altında dolaştığında, yıkıntılar ve çukurlar arasında yaşayan cinler bu kırmızı akik yeni yetmenin etrafında dolaşıyorlar ve onu öpücüklere boğuyorlar."



02 Ocak 2010






Hortlak !


Bu yaşıma geldim; ne cin, ne peri, ne hortlak, ne ufo, ne büyü, bilimin kabül etmediği gerçeküstü hiç bir şeye tanık olmadım, ailemde ve yakın çevremde de gören yok, acaba bizde mi bir problem var?







Tanıdık
Bir Yılan !



Bu eski fotoyu görünce hemen hatırladım. Çocukken evde en sevdiğim ansiklopedilerden olan 'Hayat Ansiklopedisi'nde de vardı ve biz bir zamanlar ansiklopedi okurduk.

Siyah beyaz TRT'nin günde sadece bir kaç saat, tek kanaldan yayın yaptığı o günlerde, evimizde bolca bulunan çeşitli ansiklopedileri karıştırmak, resimlerine bakmak büyük bir zevkti ve çok eğiticiydi.



01 Ocak 2010





Noel Baba !


Acaba 2010 yılında Noel Baba, dünyaya, ülkemize ve bize ne gibi süprizler hazırladı?