15 Ekim 2010





Kedi & Köpek !


Kedi, köpek sahibi olmayı düşünen arkadaşlara bir kaç dost uyarısı:

- Gerçekten hayvancıkların hakkını vererek bakmak istiyorsanız masraflı ve zahmetli bir iş olduğunu unutmayın.

- Kedinin bakımı zahmet olarak biraz daha kolay olsa da, hayvanlarınızın aşı ve hastalıklarında veteriner masraflarını göze alın.








- Bilenler bilir, ikisi annemin evinde üç köpeğim ve bir kedim var, ailemin evinde bütün mama ve veteriner masraflarıyla babam ilgilendiği için doğrusu bu kadar masraflı olduğunu bilmiyordum. (Veteriner bir aşı için 35 lira alıyor ve yavru köpeğin erişkin bir köpek kadar olmasa da bir sürü aşı olması gerek, keza kedilerde de bu aynı).

- Ayrıca hayvancıklar büyüse bile her yıl olması gereken aşıları var ve onlar da bizim gibi hasta olup, küçük kazalar geçirip tıbbi desteğe ihtiyaç duyuyorlar.

- Hayvan sever dostlarımın köpek beslemekten başlamak yerine, evlerinde, önce bakımı nispeten kolay olan kedi beslemeye başlayarak bu işe soyunmalarını ve bir hayvan sahibi olmadan önce tüm bu zorlukları göze almaları konusunda uyarıyorum.



9 yorum:

Sagır Kedi dedi ki...

Canım ben senin gibi düşünmesem de güzel yazına saglık..Bana göre kimse ayırım yapmamalı.Köpek bakımının kedi bakımından zor oldugunu kabul etmekle beraber ilk olarak bir köpek sahibi oldugunuzda canınızın bir parçası oluyor her şeye katlanıyorsunuz:)Tedavi,bakım ve mama masraflarıyla nasıl başedeceklerinden korkmasınlar.Kaliteli markalı mamalar almak yerine marketten ucuza et ve tavuk alıp suyuna ekmek içi katarsınız ya da papara yaparsınız.Patates,pilav,makarna gibi paparaları da çok severler.Onlar da bizim gibi can taşıdıkları için bizim gibi hastalanabilirler.Bunun için tavsiyem büyükşehir belediyeleri hayvan rehabilitasyonlarında veterinerden daha ucuza aşı ya da ameliyat yaptırabilirsiniz.Hatta belediyeler duyurular düzenleyip ücretsiz kısılaştırma ve aşılar yapmaktalar.

OpethMania dedi ki...

Yıllarca bu tür korkulardan dolayı köpek edinmekte oldukça tereddüt geçiriyorum.

banu bilgi dedi ki...

ben sana kesinlikle katılıyorum çünkü bu tam bir sorumluluk işi.artık anne ya da baba oluyorsunuz.evden uzak çok uzun zaman kalamazsınız eğer evde tek yaşıyorsanız.ve uzun bir süre çok emek vermeniz gerekebilir.gerçektende masraflı bir iş bu.yapabileceğine güvenenler sahiplenmeli yoksa sokağa atıcak olduktan sonra ne onu size alıştırın ne de umutlandırın.benimde bir kedim var.ben hayvanlara insan muamelesi yapacka kadar hayvan delisiyimdir.
ayrıca cins alıp çok fazla para vereceğinize bence barınaktan ya da sokaktan evlat edinmek en güzeli.

kristal dedi ki...

alakasız olucak belki ama söylemek istiyorum:kedilerin hisleri çok kuvvetli biliyosunuz.evin en güvenli yerini öğrenmek için kedilerin evin neresinde yattıklarını bulun.orası yer altı akımlarının pozitif olduğu yerdir...ki bu bilimsel olarak isbatlanmıştır kediler ve develer hakkında..mesela peygamber efendimizin mekkeden medineye hicret ettiklerinde kimin evinde kalacak diye bir yarış oldu .peygamber efendimiz de devenin karar vermesini istedi.o zamanlar bunun kimseye karşı bir kırgınlık olmaması olarak düşünüldü oysa deve yer altından geçen akımları hissederek bildiği için gidip pozitif akımın en yoğun olduğu yeri buldu..gerisi malum...

Adsız dedi ki...

ya hayvan bakımı iyi güzel ama veteriner hayvanı hasta olmasa da hasta ediyor. sürekli bi kontrol sürekli bi ilaç sürekli bi takviye... hayvancığınıza sevgi dolu bi yuva açıp ona iyi bakmak çok güzel ama veteriner olarak devlet kliniklerini tercih edin. kesinlikle ekstra sorun çıkarmıyorlar ve normal bir veteriner kliniğinden farksızlar ve en önemlisi çalışanları gerçekten hayvan aşığı oluyor. en azından benim gördüğüm ... :)

Ceren dedi ki...

Her canın kıymetli olduğunun bilincinde olan biri olarak, yazdıklarınıza katılıyor ve naçizene bir kaç şey eklemek istiyorum, hayvan beslemek isteyenleri bilgilendirmek için...

Masraflar bir yana, sorumluluk almaya hazır olmalı insan. Ekstra ilgi beklemeyen, akvaryumunda kendi halinde takılan balık bile, günde bir kez beslenmelidir; unutmamak gerekir, uzun süre evden uzak kalmamak gerekir, suyunu belli ısıda tutmak gerekir, suyun kalitesine dikkat etmek gerekir vb...

Kedi, köpek gibi; diğer canlara göre fiziksel olarak daha büyük ve insanla daha çok iletişim içinde olan canların sorumluluğu ise çok daha büyük.
En önemlisi şu galiba; uzun süre evde tek bırakamazsınız. Kedi bu konuda kişi için daha uygun gibi gelse de, "mamasını suyunu koy, kumu da varsa kalsın evde tek başına" diyemezsiniz; mantıken girmesi mümkün olmayan bir deliğe bile sığışabilen ve orada mahsur kalabilen bir canlıdan bahsediyoruz sonuçta :) Benim kedim tahminen 10-15 saniyede yumağını ayaklı askının ayağına dolayıp, boynunu da yumakla askı arasına sokmak suretiyle boğulma tehlikesi geçirdi mesela; hem de gözümün önünde!
Sonra, kedi tırmalar arkadaşlar, yapacak bir şey yok :) Biz insanlar yığınla lüksümüzü ihtiyaç olarak görüp, lüksümüzden bile vaz geçemiyorsak; doğasında tırmalamak olan bir canlıya "tırmalama evladım" diyemeyiz. Kedi ile birlikte yaşamak istiyorsanız; halınızdan, masanızdan, koltuğunuzdan ve bilimum eşyanızdan vaz geçeceksiniz, "canı sağolsun kedimin" diyebileceksiniz.

Köpeğin ise, hiç bir şey yoksa hemen hemen her gün gezme ihtiyacı var. Tuvaletini sadece sokağa yapacak şekilde eğitmişseniz hele, sabah akşam çıkarmak zorundasınız dışarı. (Köpeğinizi gezdirirken yanınıza en az iki poşet almayı unutmayın lütfen, kakasını yaparsa alıp çöpe atmak için) Sonra, oyun ihtiyacı var, sevgi ihtiyacı var... Kedideki tırmalama gibi, içgüdüsel olarak bir yerlere yiyecek saklaması var; koltuklarınızın parkelerinizin tırmalanacağı anlamına geliyor bu da.
Daha bir çok ihtiyaçları var bu canların. Ve sizin bakımınıza muhtaç bir canın ihtiyaçlarını karşılamak zorundasınız. Sorumluluk almaya hazır olmak zorundasınız. Evinize sandalye değil, bir can aldığınızın bilincine ermiş olmalı, canınız sıkıldı mı çöpe atıp yenisini almak gibi bir lüksünüzün olmadığını anlamalısınız. Bu canların her birinin kendine has karakteri olduğunu bilmelisiniz. "X'in kedisi şunu yapıyor, benimki de yapsın; Y'nin köpeği şöyle yapıyor, benimki niye yapmıyor?" gibi kıyaslamalara girip hayvanı zorlamamalı, kendinizi de onu da üzmemelisiniz, vb. vb.

Balık, kuş, kedi, köpek farketmez; zamanınız bu canın ihtiyaçlarını karşılayamayacağınız kadar kıymetliyse, lütfen bu canların günahına girmeyin...

"Hazırım bir cana yuva vermeye" diyorsanız da, lütfen önceliği barınaklara terkedilmiş canlara verin, can tüccarlığı yapan "petshop"lara prim vermeyin. "Cins" takıntınız varsa bunu aşıp, bu canları kaşına gözüne, boyuna tüyüne göre etiketlemeyin.

Belediye veterinerlerine gitmekten korkmayın. Bir kaç arkadaşın da söylediği gibi, maddi olarak daha uygun ve en azından İstanbul'da, çok ilgililer. Ve kediniz köpeğiniz "cins" değilse, "sokak kedisi-köpeği" ise, belediye veterinerlerinde bütün işlemleri bedava! Kısırlaştırma, aşılar, tedavi...

Çok uzatmışım :) Herkese "can"larıyla birlikte güzel günler dilerim :)

gaykedi dedi ki...

arkadaşlar sağolun, çok güzel uyarılar ve eklemelerde bulundunuz.

Korhan dedi ki...

Bu yazını biraz geç okudum..tam da eve kedi almayı düşündüğümüz bir zamana denk geldi.Bundan önce hep köpeğim oldu.Kedileri çok kısa süreli misafir ettim.(yağmurda yolda görüp almak v.s) Senin dediğin ve yorum yapanların katkısına göre bu karar da çocuk yapmak kadar ciddi.Teşekkürler sana ve yorum yapanlara..

Noni dedi ki...

Bence hem maddi hem manevi olarak bir sorumluluk... Sadece veterinere götürüp aşılarını yaptırmak ve mama almak yeterli değil, ona sonsuz bir sevgi de sunmak gerekiyor, hem kediler hem köpekler sevgi ile beslenen yaratıklar, her ne kadar kediler nankördür diye klişe bir laf dönse de ben buna asla inanmıyorum.
İlk kedim Tekir 18 yaşında öldü ve evimizin bir ferdi ölmüş kadar üzüldük, gerçekten bir süre sonra ailenin bir parçası oluyorlar...
Kedi/köpek sahibi olmayanları uyardığın için ayrıca sana teşekkür ederim gaykedicim, nakhar'a da selamlar ;)