07 Temmuz 2010






Karayılan !


"...Ben böyle düşünürken, bana doğru akıp gelmekte olan bir karayılan gördüm. Ürperdim önce. Bir hafta önce, hayvanların yem teknesinden bir karayılanın kaçtığını anlatmıştı anam; usuma geldi. Demek buydu o karayılan. Devinimsiz kaldım; beni bir cansız sansın diye...

Ama, o geliyordu. Baka baka, aka aka geldi. Başı, boynu, yarı beli dizlerimin üstündeydi artık. Soluk almayı bile yavaşlattım. Yılan, başını çevirmiş gözlerime bakıyordu. Ben de onun gözlerine... İyice baktım gözlerine. Pırıl pırıldı. Ben nasıl bakıyordum pek bilmiyordum ama, onun bakışları, bana acıyormuş, sevgi doluymuş, kurtarmak istiyormuş gibiydi beni...

Bakıyordu, yalnız bakıyordu. Üstelik bu bakışlar acımasız, soğuk ve korkulu değildi. Sevimliydi, canayakındı, sevecendi, yardıma hazırdı. Yardım istemeyi, konuşmayı düşündüm bir ara. Ne ki onun ne elleri, ne dili, ne de ipi kesip beni kurtaracak bir gücü vardı! Salt sevgiyle bakıyordu o an ve bana canayakın geliyordu...

Karayılan epey bir süre dizlerimin üzerinde kaldıktan sonra, başını çevirdi ve akıp gitti.


- Behzat Ay, 'Kuşku ve Korku'.
(Selçuk Altun'un notlarından)


1 yorum:

kristal dedi ki...

empati yaptığımda donup kaldım :O