06 Mart 2010





Cenin !


İnsanoğlunun kadınların da yumurtladıklarını 1827 yılına kadar keşfedememiş olması ne garip. Memeli dişilerin yumurtasını embriyoloji biliminin kurucusu Estonyalı Karl Ernst von Baer (1792-1876) keşfediyor.

Yüzyıllarca kadının aybaşı kanının, erkeğin spermiyle karışımından cenin oluşumunun başladığı düşünülüyor ve bu düşünce din kitaplarına bile 'biz sizi kan pıhtısından yarattık' olarak giriyor.



8 yorum:

victor's secret dedi ki...

kan pıhtısını çok yanlış yorumlamışsın kedi... ayrıca yumurtalık farklı bir adla kuzey afrika bilimadamları tarafından çok daha önce biliniyor.

araştırıp tam metni yollarım sana.

gaykedi dedi ki...

Pıhtı kelimesi onlarca yerde geçiyor, nesini yanlış anlamışım Victor, sen düzelt o zaman. William Harvey 1651 yılında memeli dölyatağında embriyo oluşumuna imkan verecek aybaşı pıhtısının olmadığını mercekler yardımıyla gözlemliyor ve yumurta fikrini düşünüyor, az bir süre sonra Regnier de Graaf ile Jan Swammerdam folikülleri keşfediyor http://tr.wikipedia.org/wiki/Folikül ama memeli yumurtasının kesin bulunuşu akromatik objektif kullanan Karl Ernst von Baer'a ait.

kristal dedi ki...

bence mantıklı.diğerleri dışına çıkartıp mahfaza ederken insan nesli içinde kuluçkayı yaşamakla bir fark sergilemiştir...güzel bi tesbit...paylaşım için teşekkürler kedi...

victor's secret dedi ki...

kedicim alak suresi’nde geçen insan kelimesi çoğul manada kullanıldığı için alak kelimesi de “aleka”nın çoğulu olarak sayılır.
beydâvî demiş ki: "insan" kelimesi, çoğul mânâsında olduğu için çoğul yapılmıştır. "kamus" ve şerhlerinden anlaşıldığına göre aslında lügatta alek maddesi, yapışıp ilişmek mânâsına vaaz edilmiştir. ve mutlak şekilde ilişken ve yapışkan nesneye de denir. bundan her türlü kana ve kırmızı kana ve özellikle uyuşuk kana alek denilmiş. kandan bir kısım olması itibariyle veya doğrudan doğruya ilişiklik mânâsı ile rahimdeki tutuğa da aleka denilmiştir. yapışkanlığından dolayı sülük ve kuyu makarasına ve ipine ve makarasının iliştirilip ipi geçirilen takıntısına ve işlek yola da alek denilir . bütün bunlar maddî mânâdır. bunlardan başka alek, ruhanî ve manevî olarak "alaka" gibi aşk ve sevgi mânâsına geldiği de lügatta açıklanmıştır.

yani alak'tan sadece kan pıhtısını anlayanlar, kendilerinden önceki mealleri okuyup arapça gibi derin ve köklü bi dilin temel anlamlarını araştırmaksızın bir kan pıhtısıdır tutturmuş gidiyorlar...

victor's secret dedi ki...

bir de embriyo rahimden atılmamak için bir tür asit salgılayarak rahim duvarını eritir ve buraya yapışır. bir nevi asılır. işte alak arapçada kene veya sülük gibi hayvanlar için kullanılan bir kelime. yani bir anlamı da "yapışıp asılı duran şey".
bilim adamlarının 100 yıl önce keşfettiği bu olay kuran'da 1400 küsür sene önce böyle anlatılmış.

victor's secret dedi ki...

http://www.sadabat.net/?title=makaleler&menuid=3&mk=32

şu yazıyı okumanı tavsiye ediyorum pisi...

gaykedi dedi ki...

her dinden din adamlarının, bilim insanlarının büyük emek ve alınteriyle buldukları şeylerin üzerine atlayıp "aa bu bizim kitabımızda yüz yıllar önce yazıyordu" demesi bana hep komik gelmiştir Victor.

victor's secret dedi ki...

peki kedicim