26 Mart 2010





Ankara !


Her yurttaşım gibi ben de çocukluğumdan beri Ankara'ya türlü vesilelerle, kısa sürelerle gider gelirim. Orada yaşayanlardan ayrı olarak, gelişmeler bizim gibilerin gözüne daha kolay çarpar.

Uzun bir aradan sonra, bir kaç yıl önce tekrar gittiğimde bu kentin zenginleştiğine işaret eden bir ihtişama büründüğünü görmüştüm: Pahalı arabalar, sayısız lüks villalar, pahalı tüketim mallarıyla tıka basa dolu alışveriş merkezleri ve daha neler! Halkın davranış modelllerinde bir değişim gözleniyordu.

Geçenlerde bir uzmandan da, borsada Ankara'nın payının dikkate değer bir düzeye ulaştığını duydum. Bu kentin tarımı, sanayii, turizmi, olası gelir kaynakları tüm bunlara nasıl elveriyordu, doğrusu bilmiyorum. Mütevazi ve vakur bir memur kenti olan bu anlamlı başkent bu duruma nasıl düşmüş olabilirdi? Acaba küresel suç devletinin ağına mı düşmüştü?


Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Prof. Hayrettin Ökçesiz



5 yorum:

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

Kedi özenin beni nasıl mutlu ediyor yılların Ankara amblemi Hitit güneşini görünce içim yine cız dedi..
İlk işleri Amblemi değiştirmek olan bir belediye başkanlığı var ki yıllardır Ankara'nın başında; her yer kaynıyor görgüsüzlükten o vakur başkent çoktan tarih olmuş geri dönmeside hayli güç görünüyor..

gaykedi dedi ki...

kıymet-

Ankara deyince aklıma gırtlağa kadar şaibeye batmış Melih'in gelmesi üzücü, kurtulamadınız valla şundan :(

zvzek dedi ki...

gaykedi, sen Topbaş'dan
kurtulabildin mi ki?
:)

gaykedi dedi ki...

zvzek--
Topbaş'ı Melihe tercih ederim :P

şeytanıngörmedediği dedi ki...

Nasil kurtulalim? Ankarada solun kalesi denen ilçede yaşıyorum. İlçe belediye başkanı bir sebeple sık sık sokağımıza geliyor. Sokağın ortasındaki havuz büyüklüğündeki koca çukura her defasında o da düşüyor, bizim gibi. Ama o çukuru dün Büyükşehir ekipleri doldurdu. İdeolojik düşünmeyen vatandaş bunları görüyor. Daha bir iki dönem seçilir bu gidişle.