30 Eylül 2008






Kavat & Pezevenk !


İyi bayramlar... Bayram bayram ne işiniz var sizin internette, hele bir ibne sitesinde! Bu bizim örf ve adetlerimize aykırı yahu. Serdar Kuzuloğlu'nda okuduğum, Yeşilay Derneği Gebze Başkanı Bilal Bey'in internet uyarısıyla devam edelim;

‘İnsanı insanlıktan sukut ettiren müstehcen sitelerle, pezevenklik ve kavatlık hizmetleri veren arkadaşlık odalarıyla, sanal kumar salonlarıyla, netlerde kurduğu şehvet dalgalarıyla insanları özellikle Müslümanları yoldan, dinden imandan, insanlıktan çıkarmaya başlaması işin vehametini gösteriyor.’


* Resimde Müslüman Türk milletini çökertmeye çalışan temsili bir kavat görüyorsunuz :D


29 Eylül 2008





Haftanın Şarkısı !


Bu hafta The Hooters grubuyla 80'li yıllara gidiyoruz, Johnny B isimli bu oldukça melodik şarkıyı 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


İlk bayram çikolatasını ben ikram edeyim size üstelik sütlü... ve uyarmayı da ihmal etmeyeyim; 'Aman bayramda tatlı şeylere fazla yüklenmeyin, bırakın o size yüklensin' :D



28 Eylül 2008






Boşanma Partisi !


Kapitalizmin ağababası Amerika'da başlayan yeni bir adet tüm dünyaya yayılıyormuş. Serbest piyasa ekonomisi nişan, düğün, doğum günü gibi sadece mutlu günleri değil acıları da paraya çevirmenin bir yolunu bulmuş gözüküyor. Erdinç Utku'ya ait yazıdan devam edeyim;

Boşanma partisinde boşanan kadınlar kadın, boşanan erkekler erkek arkadaşlarıyla bir araya gelip eski eşlerinin tişörtlerini kesiyorlar! Veya kadınlar Thelma ve Louise gibi feminist filmler izliyorlar, boşanma ile ilgili şarkılar eşliğinde dans ederek eğleniyorlar. Kimileri de hem ağlayıp hemde sarhoş olana dek içiyorlar.







Boşanma pastası, evlilik yüzüğü tabutu, Just -Divorced pankartı, boşanma yüzüğü (kırık daire şeklinde), evlenme cüzdanının, evlilik fotoğraflarının ve aşk mektuplarının yakılması boşanma partilerinin vazgeçilmezleri arasında ve tabi bu eğlenceleri organize eden şirketler, organizatörler ve mekanlar.

"15 yıllık evliliğimizi sonlandırmaya karar verdik. Bu önemli günümüzde siz dostlarımızı da aramızda görmekten onur duyarız" cümleleriyle başlayan davetiyeler yakında almaya başlayabiliriz.

(Bu arada bu kadarı da olmaz artık, bu adetler bize uymaz demeyin, ülkemizde sevgililer günü, annenler-babalar günü sadece kaç senedir kutlanıyor biliyor musunuz? annelerimiz babalarımız bunlarla mı büyüdü zannediyorsunuz... Gaykedi)



27 Eylül 2008






Cumartesi Neşesi !


Ailesinin baş belası yaramaz çocuk, evde bir sürü prezervatif bulmuş ve baba'sına götürüp bu ne diye sormuş?


- Yavrum ben onunla fare öldürüyorum.

- Baba fareleri sikerek mi öldürüyorsun?



26 Eylül 2008






Finlandiya & Özal !


Geçen günlerde dünyanın en başarılı eğitim sistemlerinden biri kabül edilen Finlandiya eğitim sistemi ile ilgili birşeyler 'yazmıştım', şu okul baskını kafamda soru işaretleri oluşturdu.

Bu olayların nedeni konusunda şu bilgi bir ipucu olabilir sanırım; Deutsche Welle'den öğrendiğime göre Finlandiya, ruhsatlı silah bulundurma oranı bakımından, ABD ve Yemen’in ardından dünyada üçüncü sırada bulunuyormuş.

...Ve eminim biz de bu ligde hızla yükseliyoruz, çünkü Özal, Amerikan özentisi ile olsa gerek, silah sahibi olmayı ülkemizde inanılmaz kolaylaştırmıştı.



25 Eylül 2008






Alacakaranlık !

Oray Eğin denyosunun "Güzel Zeynep" diye sataşarak, dişiliğini kullanıp bir yerlere gelmek ve kültür dinozorluğuyla suçladığı Zeynep Oral'ın bir yazısında dikkatimi çekti bu... Aziz Nesin'den Genco Erkal'ın derlediği "Bir Takım Azizlikler" oyunundan bir bölüm;


Yasalar; hem var, hem yok,... Kimine var, kimine yok... Kimi zaman var, kimi zaman yok.

İnsan hakları; hani varımsı da, yokumtrak...

Demokrasi; demokrasimsi. Varımrak yokumsu... Batılımsı da Doğulumtrak... İlerimsi de biraz gerimtrak...

Olmaz ol alacakaranlık! Yerin dibine bat da bir daha çıkma! Gel ey aydınlık, gel!


24 Eylül 2008





Zeki Müren
(1931-1996)



Zaman ne çabuk geçiyor, rahmetli öleli 12 sene olmuş bile. Ülkemizin en önemli eşcinsel sembollerinden birisi, bu sanat dahisinin bugün ölüm yıldönümü, bana da sevgili Goddess hatırlattı.

'Şuradan' indirebileceğiniz kendi ağzından kısacık bir şiir Mp3 ile anmak istiyorum onu, nur içinde yatsın...



23 Eylül 2008





Kedi
Tavsiye İstiyor !


"...Avrupa İslam tarihini ve İslam'ı Müslümanlardan daha iyi incelemiştir. Müslümanlar kendi tarihlerini Batılı bir sistematik ve yorum içinde Batıdan öğrenmişlerdir..."(*)

"...İslamda tefsir tarihinin büyük ismi kuşkusuz orientalizmin en önemli bilginlerinden olan Alman şarkiyatçısı Theodor Nöldeke'dir. Nöldeke'nin ondokuzuncu yüzyıl ortasında yazılmış olan Kur'an Tarihi bu konunun en büyük klasiklerinden biridir.

Daha sonra Fuat Sezgin Hoca'nın çok taktir ettiği, aynı zamanda aynı zamanda iyi bir bilim tarihçisi olduğunu söylediği İslamist Ignaz Goldziher gibi isimler aynı yoldan giderek Kur'anın tefsir tarihine büyük katkılar sağlamışlardır.








Bu bilim adamları, Kur'anın Halife Osman zamanında tek metin haline getirilmeden önce bile içeriği hakkında Peygamber Muhammed'in yakınları arasında çok önemli tartışmaların olduğunu belgelemişlerdir...." (**)

Evet şimdi sizden ricam, İslam hakkında tamamen bilimsel kaygılarla yazılmış, bana din propagandası yapmayan ama onu özellikle kötülemeye de çalışmayan, çok fazla akademik bir dil kullanmayan, İlhan Arsel, Turan Dursun ve Erdoğan Aydın kitapları dışında birkaç kitap tavsiye etmeniz...

(*) Prof. Doğan Kuban
(**) Prof. Celal Şengör


22 Eylül 2008






Haftanın Şarkısı !


Arapça başlayan ama İspanyolca devam eden fıkır fıkır bir Akdeniz şarkısı var bu hafta. Chambao adlı bu sevimli İspanyol grup flamenko ile elektronik müziği birleştirmesiyle tanınıyor. Papeles Mojados isimli bu parçayı 'şuradan' indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Bir Akdeniz pansiyonunun kapısında sizi bekleyen, Haftanın şarkısına uygun bir İspanyol delikanlısı var bu hafta...

Dikkatli bakan hanım-kızlar ve hanım-gay'ler iç çamaşırı bölgesinin beyaz olduğunu görebilirler, yakışıklımız biraz utangaç olmalı... Bekar birisi şunu alsın çıplak güneşlenme dersi versin lütfen :D


21 Eylül 2008





Çocuk !


Annesinin, onun hiç beklemediği anda gay olduğunu öğrendiği sevgili arkadaşım Gay-yor için 2 dize, 1960'lı yıllarda Bıldırcın Yağmuru adlı şiir kitabında yazmış bunları rahmetli Zeki Müren kimbilir hangi ruh haliyle.


Telve yalardım çocukken
beyaz fincan ak hayal
gönlümün ta derini
simsiyah bir fal gibi

Ekşi kokan matador
riya dolu İspanyol kızı
gönülleri tekmeleyen topuklar
ümitlerim, sol omzumdan akmış kıpkırmızı şal gibi.
göğe açık avuçlarım, ekvator tesbihimde dualar
dudakların git dese, bakışların "kal" gibi.



20 Eylül 2008






Cumartesi
Neşesi !



5. birayı içen miskin geek, tembel arkadaşına sormuş;


- Sekste hangi pozisyonu seversin?

- En rahatı kadın üste olanı, daha az yorucu!

- Benim tercihim grup seks!

- Niye peki?

- Eee abi, kaytarma imkanı var!


19 Eylül 2008





Töbe Töbe !


Tanrım hep neden beni bulur böyle tuhaf şeyler, az önce günün fırsatlarına göz atarken 'şu ilana' rastladım, bu garabeti 'Şahin K' kim bilmeyenler anlayamaz tabi :D

Bu tuhaf ilan daha önce yer 'verdiğim' beni çok güldüren bir fıkrayı getirdi aklıma.



18 Eylül 2008






İntihar !


Beyazım, üst-orta sınıftanım, utanılacak kadar iyi bir eğitimden geçtim, kariyerimde ümit bile edemeyeceğim kadar başarı sağladım ve akıntıya kapılmış gibiyim. Birçok arkadaşım da aynen benim gibi. Bazıları uyuşturucuya verdi kendini, diğerleri inanılmaz birer işkolik oldular. Bazıları da her akşam tek başlarına barlara gidip sevgili arıyor. Yirmi çeşit tezahürü olsa da özünde hüzün aynı hüzün.


Yukarıdaki cümleler geçen gün intihar eden, denemelerinin birinde; “İntihar edenler tabancayı başlarına dayayıp tetiği çekmeden çok önce ölmüşlerdir” diyen yazar David Foster Wallace (1962-2008) ait, ben halen Amerika'dan mı yazdığını bilmediğim Yasemin Çongar'ın bir yazısında okudum bunları.


17 Eylül 2008






Avrat !


Gerdeğe girdiği gece

Utandı sustu

Üç gün geçince

Zebani gibi olmuştu

Kırkından sonra

Durmadı konuştu.

Cahit Külebi


16 Eylül 2008






Kedi Nefreti !


Karazade'den ulaştı bana bu mim. Ben çok negatif bir kelime olan nefret yerine 'hoşlanmadıklarım' demeyi tercih edeceğim;


- Özenle seçilmeyen, hazırlanmayan her şey. (Çünkü iyi yumurta pişirmek, salata yapmak, ekmek alacağın fırını, peynir alacağın şarküteriyi seçmek bile özen ve bilgi ister ...ve tabi tv programı, film, kitap hatta arkadaş seçimi)

- Zevksiz ama zengin insanlardan hoşlanmam, buna karşın zevk ve bilgi sahibi ama fazla varsıl olmayan insanlar görmek beni mutlu eder.

- Yurt dışına çıkınca yanlışlıkla domuz eti yemek korkusuyla kafayı yiyen ama köpek gibi içki içen ve bir kurt gibi orospu kovalayan insanlar.








- Tipik bir Türk ailesinin özellikle misafirlerle beraber, bir taraftan tv açık yüksek sesle muhabbet etmesi, daha doğrusu muhabbet etmeye çabalaması. (Yabancıların en çok dikkatini çeken şeylerden birisidir yüksek sesle konuşmamız, bu arada İtalyan ve Yunan toplumunun yaygaracılığı da çok meşhurdur dünyada)

- Özellikle dinci tv kanallarında sıkça gördüğüm düğün salonunda kullanılan org eşliğinde söylenen Arap oyun havası kıvamında ilahiler. (Nerede kardeşim Osmanlı'nın o ince dini musikisi?)

Ben eğer bu mim onlara ulaşmadıysa Volkan Alabaz, Aslıberry'i ve Elif Savaş sobeliyim.


15 Eylül 2008





Haftanın Şarkısı !


Mick Jagger'in pek bilinmeyen Primitive Cool isimli solo albümünden, benim için mücevher gibi bu parçayı, geçen hafta kaybettiğim arkadaşımın ruhuna gönderiyorum.

Onun da dudakları Jagger'in ki gibi ben buradayım diyen cinstendi, nur içinde yatsın. Mp3 formatında 'şuradan' indirebilirsiniz.







Haftanın Güzeli !


Çiçek çocuklu, hippili, Rolling Stones'lu, Beatles'lı 1968'li yıllardan gelsin bu haftanın güzeli. Heriflerdeki şu rahatlığa ve kafanın kıyaklığına bakar mısınız :D



14 Eylül 2008






Pazar Havası !


Berlin Filarmoni konserlerini mutlaka Paul Lincke'e (1866-1946) ait 'Berliner Luft' parçasıyla bitiriyor. (Berlin Air-Berlin havası)

Kedi sizin için kendi elleriyle Mezzo tv'den kayıt yaptı ve Dailymotion'a 'yükledi'. On binlerce insanı ıslık çalarak, el çırparak klasik müzik eşliğinde eğlenirken görmek doğrusu pek hoş.



13 Eylül 2008






Cumartesi
Neşesi !



Anatomi dersinde bir kız öğrenci hocasına sorar;

-Hocam peniste kemik var mıdır?

Hocası cevaplar,

-Yok kızım sana öyle gelmiştir!


12 Eylül 2008






Öküz Yolmaca !


Kurtlanmış beyinli dinci embesiller bloguma türlü beddualar bırakıp, iğrençsiniz, siz gayler anal seks yapıyorsuz türü yorumlar yapıyorlar. Kadınları vajina, erkekleri birer penis olarak gören, beyinleri haremlik, selamlık çalışan bu fesat yobazların, eşcinselleri birer göt deliği olarak görmeleri beni doğrusu şaşırtmıyor. O öküzlere bir-iki çift laf etmek istiyorum;

1- Her gay anal seks sevmediği gibi, çoğu erkeğin bunu çok sevdiğini ve kız arkadaşlarıyla en çok yapmak istedikleri şeylerden birisi olduğunu sağır sultan bile biliyor artık.

2- Eşcinsellerde aşık oluyorlar, seviyorlar ve aşk eşittir vajina, penis demek değildir, ama tabi kadınları birer vajina olarak gören, bir erkekle kadının asla arkadaş, dost olamayacağını, kadın saçının bile günah olduğunu söyleyen sizlerden her sapıklık, her fesat düşünce beklenir.








3- Anal seks gerekli ön hazırlıklar yapıldığında neredeyse vajinal seks kadar hijyeniktir. (porno filmlerde gördüğünüz bütün gayler ve anal yapan kadın oyuncular bu hazırlığı yaparlar)

4- Anal seks günah diyenler unutmayın, laik! devletimizin güzide kurumu diyanet karı-koca arasında yapılan oral seks'e bile günah diyor.

5- Anal seks normal değildir, çünkü anal seks ile çocuk olmaz diyenler, siz ne zamandır beri sadece çocuk yapmak için seks yapıyorsunuz? öpüşmek, meme emmek ve vajina yalamak, penisi ağıza almak ne kadar normal? (Eh yani kadın sesine, saçına bile günah diyen yamyalara benim sorduğum soruya bak!)

Ayy kedinin patileri acıdı ayol yobaz tırmalamaktan, alın birazda siz yolun :D


11 Eylül 2008






Tanrım !


"Tanrıya şöyle soruyordu gözü tok yoksulun biri;

Yoksulum bu derdimden hiç mi hiç yakınmam sana
Ama, bağışla n'olur, meleklerine izin veren sen misin
Kişiliksiz alçaklara devleti ve zenginliği dağıtmak için?"


Son yüzyılda yetişen en büyük Müslüman felsefecilerden
Muhammed İkbal (1873 - 1938)



10 Eylül 2008






Ölüm !


Telefonda kekeleyerek konuşmaya çalışan bir arkadaşım, daha en fazla 35 yaşında olan bir dostumun ölüm haberini veriyor, boğazıma birşeyler düğümleniyor, kalakalıyorum.

İş hayatının acımasız çarkları arasında bana inanılmaz yardımları dokunan, beni daima kollayan bu yakışıklı adam artık yok. Bir kaç sene önce evlendiği gün geliyor aklıma ve sonra onunla yaptığımız uzun kahvaltı sohbetleri, sonra o sevimli herifi yanımda gören gay arkadaşlarımın kim o tatlı çocuk? gay mi? bana ayarlasana demeleri.

Onu hiç unutmayacağım.



09 Eylül 2008






Yalan !


Bize hep yalan bir tarih anlatıldı. Geri zekalı Malkaçoğlu filmlerinin tarihidir bu. Türklerin genetik olarak iyi, 'gavur'ların genetik olarak kötü, kahpe, lavuk olduğu saçma sapan bir tarih...

Ne diyor meşhur efsanemiz? Türkler savaşa giderken, geçtikleri yerlerdeki asma bağlarından üzüm kopardıklarında, üzüm kopardıkları o dallara para asarlarmış.

Sonra? Tarih kitaplarımıza bakarsak, bazı şehirleri kuşatır, oraları ele geçirir, 'ganimet'i falanca şekilerde pay ederlermiş.

Hakan Gülseven


08 Eylül 2008






Haftanın Şarkısı !


Bir Ermeni sanatçıya yer verelim bu hafta, 1985 yılında aramızdan ayrılan Marc Aryan Fransızca içli içli İstanbul desin bize. Özellikle İstanbul hasreti çekenlere pek bir dokunacak bu parçayı 'şuradan' Mp3 olarak indirebilirsiniz








Haftanın Güzeli !


Milli maç dolayısyla bir hafta Ermenistankonuştuk bol bol, bende haftanın güzelinde bir Ermeni delikanlısına yer vereyim. Dünyanın karısını, kızını, delikanlısını, haracını afiyetle yiyen, Gavur amı ve Ermeni Ermeni, istemeden vermeli sözünün sahibi Osmanlı'yı hatırlayarak ve bütün ülkelerin delikanlılarının yatak becerilerini ve güzelliklerini anlatan kitabın sahibi Enderunlu Fazıl Bey'in (1759-1810) Ermeni yakışıklıları için söylediklerini ekleyerek tabi;

"Ermeni erkeklerinin yüzlerinin ifadesi hummalıdır ama güzellikleri Rum gibi olmaz. Nazik huylu Serkis. Vücudu nazik, boyu ince uzun, bacak kılları az ama şehveti kışkırtmıyor. Bedeni vahşi görünüyor. Kılları samur gibi. Karakış için iyi bir güzel; onu kışın kullanmak için sakla. Göğsü bir kıl tarlası, her kılı bir eşek lalesi."

Bu arada İstanbul film festivali'nde birkaç sene önce gösterilen 'Sosisiniz Olabilir miyim Lütfen' filminden hatırlayacağınız dünyanın en ünlü gay porno oyucularından biri olan Jeff Stryker'da Ermenidir :D



07 Eylül 2008






Fal !


Faldan, bir otoriteden, deneyimli birinden beklediklerini bekliyorlar. Hayatları hakkında bir işaret umuyorlar. İlköğretimden beri birileri ona sürekli "şöyle yap, böyle yap" diyor, falcı da birşey söylüyor. Falcı da o otorite ihtiyacını karşılayan güçlerden biri. Tamamen otorite arama kaygısından kaynaklanıyor bu bence.

İnsan elbete otoritelere başvurabilir; psikologlara başvurabilir, büyüklerine danışabilir, bilim insanlarına sorular sorabilir, ama bunu fal yoluyla, büyü yoluyla yapmaya çalışmak, hayatımızın bütün problemlerini birilerine danışarak çözmeye çalışmak, bizi zavallı bir duruma sokar. Bu tip eğilimlerin artması bana korku veriyor. Falın daha hazini belki büyücülüktür.

Bunun nedeninin gençlerle yaşlılar arasında, bizim kültürümüzde her kültürden fazla olarak, uçurumun açılması olduğunu düşünüyorum. Genç bir insan belki babasıyla, annesiyle, eğiticisiyle konuşamadığı için gidip falcısıyla konuşuyor da olabilir. Bu, gençlerin içine düştüğü yalnızlıktan, zayıflıktan kaynaklanan bir şey.

Felsefe Prof. Ahmet İnam


06 Eylül 2008






Cumartesi
Neşesi !



İki tuhaf kılıklı adam gülüşerek en irilerinden iki muz seçip manava uzatır;

Lütfen şu muzları tartar mısınız?

Manav muzları tartıp "2 muz daha ekleyeyim bir kilo olsun" deyince, adamlardan biri heyecanla atılır.

Olsun napalım birisini de yeriz.!



04 Eylül 2008






Kaşar Kedi !


Blogger'da 3 senedir biraz kaşarlaşmış birisi olarak blog yazan arkadaşlarıma birkaç nacizane tavsiye;

Bir çok profil adı kullanmanız insanların kafasını karıştaracaktır (özellikle yorum yaparken kullandığınız adı zırt pırt değiştirmeyin) ben çoğunlukla bu isim kimin bloguna aitti diye karıştırıyorum + tavsiyem blog adınızla yorum isminizin aynı olmasıdır. Bir de aynı profille çok blog açmayın derim, profilinize gelen insanlar hangi blogunuzu gezeceklerini şaşırabilirler.

Blogunuza girince otomatik müzik çalmasın, gece vakti gürültüyle çalan bir müzik size küfür yedirebilir + insanlar sizin seçtiğiniz bir parçayı dinlemek zorunda değil, pause tuşu var belki ama o panikle insan bazen uzun süre bulamıyor hem unutmayın çoğu kullanıcı kotalı internet kullanıyor...

Kendinize bir düzen belirleyin, mesela ben 2 günde bir yazı gireceğim ya da haftada 1 gibi güncelleyeceğim gibi, haftalarca yazı girmeyip bir günde birkaç yazı girmeyin derim ve önemli bir işiniz olmadığı sürece bu düzeni de aksatmayın.

Mümkün olduğunca kısa ve anlaşılır yazmaya çalışın ve kendinizle ilgili birşeyden bahsederken onu okuyanın blogunuzu ilk defa ziyaret eden birisi olabileceğini düşünün ve edebiyatçıların "kısa yazmak, uzun yazmaktan daha zordur" sözünü unutmayın.







Marifet



Hayatın zorlukları ve toplumun dar görüşü arasında ezilen ama içindeki güzellikleri kaybetmeyen tüm yürekli dostlarım için Bedri Rahmi Eyüboğlu'dan kısacık bir şiir;


Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
İsa misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nazım misali



03 Eylül 2008






Devekuşu
Kabare Türkiye !


Blog listemde olan Bilim ve felsefe blogunun yasaklandığı yetmiyormuş gibi şimdi de So slowly/Onemedico yüce devletimiz tarafından yasaklanmış, Bilim ve Felsefe'nin suçu bu ülkede birşeyler tartışmaya çalışmak, sürüye sorular sormak, So Slowly'in suçuda milyonlarca penis ile dolu internette sanırım birkaç penis resmi göstermek, en iyisi biz bu internet'i tamamen yasaklayalım, yorgan gitsin kavga bitsin.

Hatta İran gibi uydu antenlerini de yasaklayalım, hatta güdümlü füzeler geliştirip onları düşürelim, çünkü dün gece uyduda ben acayip tehlikeli şeyler gördüm ve sizin için 3 tane fotosunu 'çektim' :D


02 Eylül 2008






Bölünme !


Yaşar Kemal Tuna kiremitçi'nin aşağıdaki yazısını okuyunca telefon açıyor, övgü dolu mu? yoksa biraz ezikleyen mi? şu sözleri söylüyor. “Ben romancıların köşe yazarı olmasına taraftar değilim ama eğer böyle yazacaksan her gün üç tane yaz” işte birazcık kısalttığım o yazı;


Kadınların baş örtüsü takanlar ve takmayanlar olarak ikiye ayrıldığını mı sanıyorsunuz? Bence kendisinden farklı olanlara saygı duyanlar ve duymayanlar olarak ikiye ayrılıyorlar. İsteyenin istediği şekilde yaşaması gerektiğini savunanlar ve savunmayanlar olarak...

Çocuklarını dövenlerle dövmeyenler olarak ayrılıyorlar sonra... Kadın olmayı bir özür gibi taşıyanlarla bir bayrak gibi taşıyanlar olarak. İnsanların laikler ve Müslümanlar olarak ikiye ayrıldığı da bir yalan: Aslında Allah’ı sevenler ve sevmeyenler olarak ayrılıyorlar ikiye. Yaratandan ötürü yaratılanı sevenler ve sevmeyenler olarak...









Bu ülkenin insanları Türk ve Kürt olarak da ayrılmıyor ikiye. Savaştan yana olanlarla barıştan yana olanlar şeklinde ayrılıyorlar. Çocuklarının geleceğini düşünenlerle düşünmeyenler olarak...

Bu ülkenin insanları zenginler ve yoksullar olarak ayrılmıyor ikiye. Emeğinin karşılığını alamayanlar ve hak etmediklerine bile el uzatmaktan çekinmeyenler olarak. Hrant Dink’in ölümüne ağlayanlar ve ağlamayanlar olarak...

Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar şeklinde ikiye ayrıldığımız da yalan: Aslında futbolu gerçekten seven, güzel bir maç seyretmenin keyfini rakip taraftarları tepelemenin zevkine tercih edenler ve etmeyenler olarak ayrılıyoruz ikiye... Sağcılar ve solcular olarak değil; demokrasiyi isteyenler ve istemeyenler olarak ayrılıyoruz.



01 Eylül 2008





Haftanın Şarkısı !


Bu şarkıyı dinleyin bakalım erotik şifrelerini çözebilecek misiniz? Charles Wilp'e ait "Madison Avenue Perfume Ad" adlı bu sıradışı parçayı Mp3 formatında 'şuradan' bilgisayarınıza indirebilirsiniz.








Haftanın Güzeli !


Geçen hafta, 3'ü bir arada kahve tadında 'yapmıştık' haftanın güzelini. Şimdi size verdiğim sözü tutuyor, bu hafta Türk kahvesi ikram ediyorum ve resimdeki çocuğa sesleniyorum; Yavrucum çek elini oradan, madem Türk'sün, göster millet ürksün :D