16 Aralık 2008






Siyasetsiz
Sinema !



Gerçek sinema arıyorum, teknik cambazlık değil... Avrupa sinemasını yana koyalım, ama Amerikan ve Türk sineması için bunu söyleyebiliriz, bir duygu eksikliği var. Kriter eksik.

Tabi sinema en teknik sanattır, ancak artık Hollywood’dan çıkan ürünler, dikkat ediniz ürün diyorum, sanat değil, bunlar teknolojik ürünlerdir. Kamera ve kurgu cambazlığı öne çıkıyor. Karakterler gerçekçiliklerini kaybediyorlar. Formül üzerinde kurulan senaryolar çekiliyor. Ve tüm bunlar bence sinema sanatını zedeliyor.

Türk sinemasında bir hareketlenme var. Fakat henüz bir düzen yok. Çünkü Yeşilçam henüz bir endüstri olamadı. Ya da bir endüstri olmak istedi ama temelleri sağlam değildi onun için olağanüstü şekilde yıkıldı birden.








Bugünse bir arayış var. Genç yönetmenlerde bir taraftan gerçek bir sinema, daha duyarlı bir sinema, ulusal bir sinema yapmak isteyenler var. Öte tarafında sadece ve sadece gişeye oynayanlar var. Bu da doğal. Bunu engelleyemezsiniz.

Dünyanın her yerinde ticari sinema var, sanat sineması var. Biri diğerini destekler gibi ama en azından ulusal bir sinemanın panaroması içinde ikisinin de bulunması şart. Ancak sorulacak başka bir soru var. Sinema, bir ülke sineması o ülkenin aynasıdır. Türkiye’de bugün yapılan sinema bugünün Türkiye’sini ne kadar yansıtıyor? Bunu sormak gerekiyor.

Bu sorunun cevabı yeteri kadar yansıtmıyor. Çünkü yeteri kadar yansıtabilmesi için siyasal sinemaya ağırlık vermeli. Çünkü siyasal olmayan bir ulusal sinemanın ne denli ulusal olabildiği bir soru işaretidir. Amerikan sinemasında değil, ama Avrupa’da siyaset ön planda tabii. Bu sinemanın başlıca görevlerinden biridir. Kendi ülkesini anlatmak.

Giovanni Scognamillo



10 yorum:

Adsız dedi ki...

yanıkkoza...
aslında her mevzuya yorum yazmak doğru değil bilir kişi konuşması acısından ama bir izleyici olarak yorum yazayım...ama bu alıntı metin basarılı idi ve tşkr kedi....
sinema adına konusacaksak artık lebdemeden leblebiyi anlar olduk gercek anmlamda duygu olmayan filmlere bakmıyor sinemaya gitmiyorum artık daha cok secici olduk halen 14 ay oldu sinamaya gitmedim ...hoş film vardıda bizmi gitmedik....her yöne yansıyan ticaret bu sektörde acayip pis sırıtan bir canavar gibi karsımızda ....umarım düzelir ...
yanıkkoza....

Vladimir dedi ki...

Reklamcı zihniyetinden beslenen ürünlerin türk sinemasında yaygınlaşmasına epeydir şahit oluyorduk. Yönetmenlerin büyük bölümü "ne yapsam da gişede kendimi beğendirsem" telaşı ile attırıveriyorlar. Egoları da cilalı, laf ettirtmiyorlar ürünlerine. Türk filmini sildik defterdek. Gİovanni hocaya tam katılmıyorum çünkü siyasal sinemanın da içine sinaçetinvari bunalım takılımlarla seksen sonrası güya-siyasi ürünleri ile etmiş bulunmuşlardı. Şunları napsam da etkilesem deyince olmuyor. Perdedeki herkes rol yapıyor ama yönetmen rol yapsa da sığlığını gizleyemiyor. Kendini yetiştirmemiş adamın çalıp çırpması o sahnede gözüne batıyor adamın. Olmuyor, olmuyor, olamıyor...

:)

İmza: Vladimir Birdokunbinahişitov

Xenophilius dedi ki...

Peki siyasetimiz bizi ne kadar anlatıyor?
Asıl sorulması gereken soru budur?!

hermiyas dedi ki...

Okulunu okuduğum için kendimi bu konuda yetkin hissediyorum.. Amerikan sineması sanattan uzak kurgu ve bilgisayar oyunudur demek bence ön yargıdır. Amerikan sinemasında bizim Nuri Bilge Ceylan diye başımıza taç ettiğimiz adamlardan yüzbin tane var. Ciddi bir araştırma yaptığımızda çoğu Türk ve Avrupa sinemasının bundan yıllar yıllar Amerikada cekilmiş filmlerden öykündükleri ortaya çıkar. Aklıma Amerikan Güzeli geliyor yada Balıkçı Kral... Var milyon tane örneği sağlam filmleri de yok değil; oscar törenlerinde her zaman bu tip filmlere küçükte olsa bir ödül verilir. Örn; sideways; ihtiyarlara yer yok.. Bunlarda kurgusuz, bilgisayardan yoksun filmler.. Çok var ya; en son izlediğim bir film var mesela; NewYork Yanılsamaları... Demirkubuz;Nuri bilge; Reha Erdem al topla bu filmi çekemez ...

Şuna inanıyorum her şeyin en boktanıda en kralı da Amerikada..

gaykedi dedi ki...

yanıkkoza
"ticaret, siyaset ve tarikat" şeytan üçgeninden korkacaksın değil mi :D

____________________

Vladimir Birdokunbinahişitov

sinan çetin'de o psikolojik bunalım filmlerine düşmüş müydü yahu? herneyse, kırk katır mı? kırk satır mı? sinan çetin mi? çağan ırmak mı? diye sorsam :D

____________________

Xenophilius
çok anlatıyor bence, aynı film gibi çünkü, saçma sapan bir türk filmi :))

____________________

hermiyas
"herşeyin en boktanıda en kralı da Amerikada" fikrine katılmamak elde değil çünkü en çok para onlarda var, istediği yönetmene istediği parayı bastırıp, onu parayla satın alıp film çevirebilecek bir güç, bir endüstri... ama bazı filmler gerçekten çok bilgisayar oyununa döndü, mesela ben hemen bakınız "yüzüklerin efendisi" serisi derim :D

Adsız dedi ki...

yanıkkoza...
evet;evet;evet;
mümkünse kaç....
hayatımda cok iyi bildiğim şey üçününüde şiddetle tırsıyom...
yanıkkoza...

Xenophilius dedi ki...

Bence siyaset filmimiz ''başkalaşım''konulu tam bir korku filmi kedi...

gaykedi dedi ki...

yanık koza
tarikat, ticaret, siyaset + yüreğinde, eşcinselliği kabül etmende binlerce barikat :D

_____________________

xenophillus
korku + komedi o zaman :)

BearLocus dedi ki...

The wall Pink floyd o barikatları aşmanın duvarları yıkmanın yanlızca bir yolu !!!......(Yönetmen. Alan Parker).

gaykedi dedi ki...

bear locus
nakaratını düşürdün şimdi aklıma o muhteşem şarkının :D