19 Aralık 2008






Doğa & Tanrı !


Ansiklopedi fikrinin ilk yaratıcısı hümanist filozof Diderot (1713-1784) doğanın (Belki de Tanrı'nın) insanoğluna şöyle seslendiğini yazmış (*)...


"...Sana verdiğim dünyanın sınırları dışında mutluluğu boşu boşuna arama... Tüm zamanlarda yaşamış insanların tarihlerini incele... Göreceksin ki insanların şu üç yasadan kaçışı yoktur; Doğa yasalarına, toplum yasalarına ve dini yasalara... Ve insan üçünü de çiğnemek zorunda kalmış... Çünkü bunlar hiçbir zaman uyum içinde olmamış..."



(*) Supplement to Bougainville's Voyage. (CBT 1117/13 - New Scientist, 26 Temmuz 2008)

18 yorum:

Adsız dedi ki...

yanıkkoza...
ilk başta şu açıklamıyı yapayım konu ile ve yanı düşünceyi barındıran cümleler ve fikir deyim ama yorumlarım bazen başka yere çekiyom bunu bende anlamadım herhalde işime geleni anlıyom :D tabi şaka bana yönüyle pek alakadar olmadan yazı ile yorum yapayım....
en cok surasıa bittim ...
Doğa yasalarına, toplum yasalarına ve dini yasalara... Ve insan üçünü de çiğnemek zorunda kalmış... Çünkü bunlar hiçbir zaman uyum içinde olmamış..."
ve inanın bu cok güzel bir söz olmuş tam bizim toplumuzu anlatıyo...
yanıkkoza...

sufi dedi ki...

Sevgili Gaykedim;
İnsanoğlunun şu 3 yasayıda bilmesine imkan yoktur diyor kuran;

"Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi yalnızca Allah katındadır. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez.

Ama insanoğlu üçünü de araştırmaktan vazgeçmiyor.

noname.morosophe dedi ki...

Neden Tanrı, uyum içinde yaşayamayacağımız bu kurallara uymamızı beklemiş..Yaratan, yarattığının sınırlarını en iyi bilendir.. Öyleyse neden?

Adsız dedi ki...

merhaba sevgili kedi.
ermenilerden özür meselesine ilişkin görüşlerimi ben de seninle paylaşmak istiyorum. bu metni imzaya açılır açılmaz ilk imzalayanlardanım. zaten daha önce de sevgili kardeşim hrant katledildiğinde çok derin bir acıyla özür diledim ondan ve bu ülkede dilinden, dininden, kimliğinden, politik görüşlerinden dolayı zulüm görmüş herkesten. bu imza kampanyasında bir şeyin gözden kaçırıldığını görüyorum ya da sanırım bazıları bunu bile isteye karartıyorlar, o da şu: imza atan insanlar katliamda payları olduğu için değil sadece ve sadece yaşanan acıların bu gün dahi inkar edilmesine, dile getirenlerin vatan haini ilan edilip canlarına kast edilmesine, yaşanan acıların yok sayılmasına üstünün örtülmesine itiraz ediyorlar. ve bu sürecin bir parçası olmayacaklarını dile getiriyorlar. özür şunadır: yaşadığınız acıların yok sayılmasına susarak sağladığım katkıdan dolayı özür dilerim. çünkü ben sizin yaşadığınız acıları biliyorum, paylaşıyorum ve artık susmuyorum.
şimdi kendi öykümü kısaca anlatmak isterim. ben bu ülkenin en doğal, en net lanetlilerinden biriyim: kürt, alevi, kadın, her tür ayrımcılığa karşı bir muhalif, eşitlikçi, özgürlükçü düşünceye inanan bir sosyalistim. ailemin kökleri tunceli'de (dersim'de). ne yazık ki aile anıları acılar ve katliamlarla şekillenmiş yurdum insanlarından biriyim. dersim katliamından başlayan, maraş katliamında amcasını yitiren, 93'de madımak'ta bir kuzeni yakılarak öldürülmüş biriyim. ülkenin sosyalist mücadele tarihi içinde dönüm noktalarını oluşturan olaylarda önderlik yapmış yakınlarım, öldürülmüş, işkencelerde sakat kalmış, göz altında kaybedilmiş akrabalarım var. benim gibi insanların çocukluklarında devrimci abilerin ablaların okuttuğu behrengi kitapları (özellikle küçük kara balık) ve aziz nesin öyküleri vardır. bizim gibi insanların çocukluklarında bize oturulup anlatılmamış dahi olsa kulağımıza çalınmış ve yer etmiş katliam, ölüm, yokluk, yoksulluk öyküleri vardır. benim çocukluğumdan kalan en eski öykülerimden biri anneme anneannesinden kalan bir öyküdür: küçük bir ermeni kızın techir sırasındaki öyküsü. dersim ermenileri de 1915 ermeni techirinde sürgün edilmiş, kıyıma uğramışlar. sürgün kafileleri yola dizildiğinde annemlerin köyünün yakınlarından da bir sürgün kafilesi geçmiş. dehşetin ayrıntılarına girmeyeceğim ancak bir parça ekmek dilenen, bunun karşılığında ellerinde ne var ne yoksa veren, aç, perişan insan görüntüleri anneannesinden anneme, ondan bize aktarılan ve derin bir utanç yaratan anılardır bizim için. açlıktan perişan olmuş ve aklını yitirme sınırına gelmiş bir kız çocuğunun elindeki çarığı yemeye çalıştığını, eline tutuşturulan ekmeği göremeyecek hale gelişini, o paralanmış kıyafetleri ve kanlı ayakları benim henüz dünyanın büyük acılarından habersiz çocukluğumun ilk anıları ve ilk acıları arasında güçlü bir yere sahiptir. yani sevgili kardeşim, başkalarının hain ermenilerin basıp dağıttığı türk köyü anılarına karşılık benim gibi insanaların da başka türlü anıları var. bu ülkede ellerinin temiz olduğunu iddia edecek, hakiki anlamda vicdanı rahat insan sayısı çok ama çok azdır. ben onlardan biriyim. her şeyin aşırı derecede vicdan ölçüsüne vuruluşunda kimi zaman bir yozlaşma görsem de hem kendi adıma, hem de ailem, soyum sopum adına vicdanım tertemiz. elbetteki bana bakıldığında görülecek şey bu ülkenin genel teamülleri itibariyle kesinlikle bir vatanhainidir. öyle ya kimlik özelliklerim dolayısıyla zaten sözde vatandaşım ben; ermenilerin katliam yaşadıklarını kabul etmem de vatanhainliğimin muhtemelen en güçlü kanıtlarından birini oluşturacaktır kimilerinin gözünde. evet yaşanmasında, uygulanmasında ne kendi adıma, ne ailem adına hiç bir dahlim olmamasına rağmen yine de inkar edildiği, yok sayıldığı ve bu yolla katmerlendiği için, sustuğum için tüm ermeni kardeşlerimden özür diliyorum. başkalarını bilmiyorum ama ben hrant'ın öldürüleceğini biliyordum; lanetli bir sezgiyle, ya da bu ülke için son derece doğal bir akıl yürütmeyle. televizyonda onu her gördüğümde yüreğimin en derininden seni yaşatmaz bu ülke güzel kardeşim dedim: bundan büyük suç olabilir mi sence. hakiki insan, hakikatli insan, canım kardeşim, acısı hep kanayacak olan utancım hırant'ın öldürüleceğini, bu ülkenin insanlarının onu yaşatmayacağını bile bile, adım gibi bile bile susup evimin sıcağında oturdum. daha ne suçum olsun. yürekten özür diliyorum ben; hiç bir millet, hiç bir din, hiç bir vatan, hiç bir dava, hiç bir milli çıkar bir tek insanın hayatından önemli değil benim için. umrumda değil dünyanın, ermenilerin eline ne koz verdiğimiz, ulusal çıkarlarımız, zartımız zurtumuz. inkar ede ede, pislikleri örte örte her gün yaşanmaya devam eden rezillikleri daha da çoğaltıyoruz, yüzleşmediğimiz, hesaplaşmadığımız her utanç yeni utançlara neden oluyor; artık bunların bir parçası olmak istemiyorum. yıllar önce radikale gönderdiğim ancak çok sert bulunduğu için yayınlanmayan bir yazımda şöyle yazmışım: "ermenileri, rumları, yahudileri, lazları, kürtleri bu ülkenin renkleri, zenginlikleri sayanlara da bir itirazım var: bir kimliği mutlak sayıp diğerlerini onun süsü, ziyneti olarak addedenler bilmelidir ki, bir topluluk farklı ipliklerle, dokularla, dokuma tarzlarıyla örülmüş bir kumaş gibidir, eğer o kumaşa sadece renk ve desen verdiğini düşündüğünüz farklı renk ve dokudaki iplikçikleri sökerseniz kumaş paçavraya dönüşür. biz giderek paçavralaşan bir toplum haline geldik ve gelmeyi de sürdürüyoruz". öncesini bilimyorum ama en azından bundan böyle bu ülkenin, bu toplumun paçavralaşma sürecinde hiç bir dahlimin olmaması için özür diliyorum. sevgili kedi kardeşim, sana sevgilerimi ve saygılarıım yolluyorum. roni...

Adsız dedi ki...

bu arada afedersin öküzce bir hata yapıp "tehcir" i "techir" diye yazmış olabilirim, kusura bakma. roni

okyanustaki rüzgar dedi ki...

O zaman ben de sorarım madem öyle nasıl gideriz biz şu cennete ?

Arzu Pınar dedi ki...

toplum yasaları değiştiğine, din yasalarını toplum kendine göre yorumlayıp öyle uyguladığına göre geriye doğa yasaları geliyor. doğayı gözlemlesek dini anlar, toplumu da çekip çevirebilirmişiz gibime geliyor.

gaykedi dedi ki...

yanık koza

Bütün toplumları anlatıyor aslında, her toplumun ve dinin yüzde oranları değişsede tutucusu, yobazı, faşisti var çünkü...

____________________

sufi
araştırma ve merak duygumuz olmasa bir adım ileri gidemezdik ama :D

_____________________

noname
belkide istememiştir bunu :)

_____________________

roni
yazdıklarını gözlerim dolarak okudum ve bu söylediklerinin üzerine ne eklenir bilmiyorum... sevgili hrant'a ait şu sözü notlarımda gördüm dün; "Ben bu ülkede Ermeniler'in öldüğünü değil, yaşamış olduğunu ispatlamaya çalışıyorum"...
(bu arada ben de hep yazılışını karıştıyorum o kelimenin :p)

_____________________

okyanustaki rüzgar
belki de cennet ve cehemmemi burada aynı anda yaşıyoruzdur...

LoLLa dedi ki...

gaykedi, okyanustaki rüzgar'a verdigin cvpta belki de cennet ve cehemmemi burada aynı anda yaşıyoruzdur... demissin ya iste orda celişkideyim ya. belki dedigin gibidir ama o zmn kutsal kitaplarda niye bahsedilio
gerci sorum sana diil ben nerden biliym demen normal :) ama işte korku belasi allaaaam kesin yakican beni sen diye dusunuorum yillardir :)
o bu diil de belki allah bizi seviodur ya dogru kullarim bunlar diyerekten :s
uffff gitmesek cehenneme falan ya :s
din konusunda zaten kişiliğim oturamadi henuz :)))) hehh simdi toptan gittim :s

zihni dedi ki...

İnsan bu dünyada, akıl, zeka bakımından en donanımlı varlık olarak, tabi ki herşeye egemen olmak zorundadır.
Marks, entropik bozulmaya eğilimli olan "doğa(toplum ve dini) yasalara" insan emeğinin egemenlik kurmasını söylerken, insanın insanı sömürme eylemi, insanlığın yükünü ekstradan artırdığını belirtiyor. İnsan doğayı egemenliği altına alarak, olumlsuzu olumluya çevirme, olumluyu koruma ve geliştirme misyonu üstlenmelidir diyordu.
İnsanların "id" baskınlığı "zorları" azdırmaktan geri durmadı.
İnsanlar o üç yasadan kaçtığı zaman, Darvin'in vahşi yaşam yasaları egemenlğini tam olarak kurar ki, istenen bu değildir.

gaykedi dedi ki...

lolla
insan bile insanı yakarak öldürmeye kıyamıyor, dünyanın en vahşi ülkesinde bile böyle bir idam cezası yok, tanrının insanları yakacağını düşünmek ve buna inanmak sapıklıktır diyorum ben :D

______________________

zihni bey
ve Marks gene tüm haşmetiyle gündeme geldi, kimileri bundan pek hoşlamasa da değil mi :)

gaykedi dedi ki...

arzu
seni atlamışım yahu özür :)) ve yazdıkların için yılmaz erdoğan'ın tv'nin icadı için dediği "valla benim aklıma gelmişti" diyorum :D

SAÇMALAMALARIM dedi ki...

Gaykedi senin "insan bile insanı yakarak öldürmeye kıyamıyor, dünyanın en vahşi ülkesinde bile böyle bir idam cezası yok, tanrının insanları yakacağını düşünmek ve buna inanmak sapıklıktır diyorum ben :D " düşünceni ilk okuduğumda çok mantıkılı gelmişti.Cennet ve cehenneme bazen inansam bazen de inanmasamda :)
Yeni başaldığım Ahmet Ümit'in BAB-I ESRAR romanında bu düşüncenle ilgi şöyle bir şey denmiş.Bu da beni etkilemdi değil.
"Tanrı merhamettende,şefkatten de daha büyüktür.Tabii,şiddet ve cezadan da.Onda hepsi vardır,onda hepsi birdir.Bir olmak demek,çok olanı bir görünümde toplamak demektir,ama farklılıklarını silmeden,aynılaştırmdan,birbirine benzetmeden.Çünkü her varoluşunbir anlamı,bir gereği vaedır.Çoğu zaman mesele Tanrı'nın ne olduğu değil,bizim onda ne gördüğümüzdür.Sevgi dolu olanlar merhameti görür,zalim olanlar şiddeti.Zeki olanlar aklı görür,aptal olanlar kör inancı,alim olanlar bilimi görür,cahil olanlar mucizeyi."demiş.İnanç konusunda kafamda deli kızın çeyizi gibi olsada paylaşmak istedim.

gaykedi dedi ki...

saçmalamalarım
güzel bir alıntıymış teşekkürler, cennet ve cehennem yani tanrının adalet sisteminin yobazların bize öğrettiği gibi olmadığına eminim, mevlanadan da bu yüzden pek hoşlanmaz zaten aşırı dinciler :D

LoLLa dedi ki...

gaykedi hadi len iconu gonderiorum sana bide sahanin tukuruk ikonunu :))) hiçte diil efenim sapiklik
ilkokuldan ortaokula kdr girmek zorunda kaldigim her din dersinde sevgili hocayla cehennemin santigratindan bahsettik :D
o da yetmedi aile buyuklerimden biri ortasondayken tuttu bencagizi kuran kursuna yazdirdi ilk gun alti saat boyunca allahin kullarini bilmemne kuyusunda yakicagini bellegime kazidim, etc daha da.
iste o gundur bu gundur sirf bellegimi temizlemek için ugrasiyorum :)))))))))))))))

LoLLa dedi ki...

"...Tanrı merhamettende,şefkatten de daha büyüktür.Tabii,şiddet ve cezadan da..."
heh gordun mu hadi bakalim napicaz simdi s.ctik :s alllaaam yaaaa
aman neyse yaa gorucez nasilsa dimi :p (35.5 mood :))))

gaykedi dedi ki...

lolla
belleğini umarım temizlemeyi başarırısın o çirkef düşüncelerden, bol bol mevlana oku, tasavvuf oku daha doğrusu yobazların yazdığı şeyleri okuma da ne okursan oku :D

TuTasTemre dedi ki...

Mevlana oku, Yûnus oku.İlahi sen onalerın yazdığı gibi yaşabiliyorsan aşk olsun sana.Sana imrenirim o zaman .Sen inan yeter ki.Rab Teala'yı sevgiyle bul, aslolan da budur.

"Bir kez gönül yıktınsa bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet elin yüzün yumaz değil"

Bir de senden şunu okumanı ısrarla talep ediyorum bu bir şathiyye(Allahla dalga geçer gibi yazılan esasında çık büyük ihtevası olan tasavvuf şiirleri)
:

Yazı uzun sen şiiri oku lütfen:
http://tutastemre.blogspot.com/2008/09/ehr-i-ramazan-hasediyle-athiyenin-en.html