25 Kasım 2008







Eşcinsel Fatih !


Bu haftanın güzeli köşesinde Galata oğlanlarının güzelliklerinden bahseden Enderunlu Fazıl Bey'e yer 'vermiştim', bu arada öğrendiğime göre Hz. Muhammed'in müjdesine nail olduğu ve eşcinsel olduğu söylenen Fatih'de Galata'nın yakışıklı delikanlılarna bayılıyormuş.

Zaman gazetesinde kültür yazıları yazan, tasavvuf, İslam mistisizmi ve Osmanlı üzerine kitaplarıyla tanınan Hilmi Yavuz'dan devam edelim;

"Fatih'in ünlü iki gazeli vardır: Birincisinde, 'Veyis' adında bir güzel oğlanı över, gazelin sonunda da 'Ey Avni! Taliin iyi gitti ve o sevgili (Veyis) misafirin oldu. Fırsatı kaçırma; zira Veyis bin cana bedeldir' der.








Malum, 'Avni' Fatih Sultan Mehmed'in mahlasıdır; yani, şiirde kullandığı adı! İkinci gazelde, Galata'da bir kilisede görevli genç bir papazı öve öve bitiremez Fatih.


Fatih Sultan Mehmed'in eşcinselliğinden Osmanlı rahatsızlık duymamış ki! Rahatsızlığı, bugünün etik kriterleriyle geçmişi 'aklamaya'(!) çalışanlar hissediyor... Osmanlı'nın bu konuda gizlisi saklısı yok!

Veziri Ahmed Paşa'nın, gözdesi olan oğlanlardan birine gönül vermesi üzerine, gazaba gelip onu 'Kapıcılar Odası'na hapseden de Fatih Sultan Mehmed'den başkası değildir."




30 yorum:

demet dedi ki...

ben bu kasidelerin tamamını merak ettim doğrusu...

gaykedi dedi ki...

demet
bir tanesini Çetin Altan'ın bir yazısından ekleyeyim;

Bağlamaz gören Firdevs'e gönlini Galata'yı gören
(Galata'yı gören, gönlünü cennetin en gizemli bahçesine bile bağlamaz.)

Servi anmaz anda ol servi dilarayı gören
(Gönül güzeli bir sevgiliyi Galata'nın kendisinde gören, anmaz bir daha selvi boylu bir başka sevgiliyi.)

Bir frengi şivelu İsa'yı gördüm anda kim
(Galata'nın kimliğinde bir Hristiyan dilli İsa gördüm ki)

Lebleri dirisidür diridi İsa'yı gören
(Dudakları kutsal bir tapınak olur, İsa'nın insanlık dünyasını gören)

Akl-ü fehmin din-ü imanın nice zapt eyleyesün
(Dinle imanını akıl ve anlayışını sıkı tutmak gerekir)

Kâfir olur hey müsemmanlar o tersayı gören
(Yoksa ey Müslümanlar, o kiliseyi gören olabilir kâfir hemen)

Kevseri anmaz ol içdügi mey-i nabi içen
(Galata'nın içtiği katıksız şarabı içen, cennetteki Kevser şarabını bile anmaz olur)

Mescide varmaz o vardugi kilisayı gören
(Orada karşılaştığı kiliseyi gören de bir daha gitmez mescide falan)

Bir frengi kâfir olduğun bilurdi Avniya
(Avniya -Fatih'in mahlası- bilirdi senin bir kafir Hristiyan olduğunu)

Belde zünnarini boynunda çelipayı gören
(Belinde keşiş kuşağını, boynunda haçını gören.)başkası değildir."

KAÇAKGAY dedi ki...

yaz hepsini yaz safyana gaykedi:)

demet dedi ki...

gaykedi teşekkür ederim bir tanesini yazdığın için:) ilgimi çekti bu konu bende şöyle bi araştırdım kötü bir niyetim yok... prof. dr. muhammet nur doğan'ında farklı bir çevirisi var onuda paylaşmak isterim...

Bağlamaz firdevse gönlini Kalâtâ'yı gören
Servi anmaz anda ol serv-i dil-ârâyı gören
(İçinde dolaşan huri gibi güzellerle) Galata'yı tanıyan kişi, Firdevs cennetine gönül bağlamaz... Hele, orada o gönül süsleyen servi (boylu sevgili)yi gören insan, artık bir daha (cennette biten) servi ağacının adını bile anmaz.
Bir Firengî şîvelü İsâyî gördüm anda kim
Lebleri dirisidür dir idi İsâ'yı gören
Orada (Galata'da) Frenk şiveli bir Hristiyan (güzeline) rastladım ki; (kıyamette) Hz. İsa'yı görecek olanlar, İsa Peygamber'in ancak bu sevgilinin dudakları ile (yeniden) hayat bulmuş bir insan olabileceğini düşünmek zorunda kalırlar.
Akl ü fehmin dîn ü îmânın nice zabt eylesü
Kâfir olur hey müselmanlar o tersâyı gören
Hey müslümanlar! O Hristiyan dilberini (bu güzellik içerisinde) görenler akıllarını, şuurlarını, din ve imanlarını nasıl korusunlar? Onu gören insanın (neredeyse) kâfir olacağı geliyor
Kevseri anmaz ol içdügi mey-i nâbı içen
Mescide varmaz o varduğı kilisâyı gören
(O Hristiyan güzelinin) içtiği saf şarabı içenler, Kevser şarabını artık hatırlarına bile getirmezler; onun gittiği kiliseyi görenler, bir daha mescide ayaklarını basmazlar.
Bir Firengî kâfir olduğun bilürdi 'Avnîyâ
Belün ü boynunda zünnâr ü çelîpâyı gören
Ey Avnî! Beline kuşandığın zünnarı ve boynuna astığın haçı görenler, senin de bir Frenk kâfiri olduğunu zannederdi.

Adsız dedi ki...

günaydın 8:27 şok oldum desem yeri ben sayısal öğrencisiyim ama tarihin bu kadarını da bilirim suan tam önündem zaman gaztesi var;ve aboneyim ama inan buna inanmak isterim ama burdaki tamamen farklı acıdan olduğuna eminim ne bilem hep inanmıyom eski hükümdarın böle olası ya şimdi peygamberlerde erkek coğunu canımızdan cok seviyoruz şimdi bu tamamen escinseliik bulgusumu oluyo o zman babamıda sevmeyi biraz gazelde uzakta yorum oldu ama zannetmiyorum bu yazının altında yatan escinsel bulgu olsun ama doğrusu tescil edilirse o zaman yapacak bişeey olmaz...
yanıkkoza....

Basak dedi ki...

Sevgili Gay kedi, çok seviyorum blogunu. İçtenliğin için de ayrıca tebrik ediyorum. Seçtiğin resimler, değindiğin konular harika... Bu bir davet aslında, arada yeni açtığımız blogumuza uğrarsan çok sevinirim.
Sevgiler
Başak

Adsız dedi ki...

Hatalı:

Bir frengi şivelu İsa'yı gördüm anda kim
(Galata'nın kimliğinde bir Hristiyan dilli İsa gördüm ki)

asıl anlamı:
Bir frengi şivelu İsa'yı gördüm anda kim
(İsevi bir frenk dilli görmüşümki)
dir.

"İsa" hristiyanlık demektir "İsa" adında bir erkek değil, Hristiyan dili diye bir dil yok orada "frengi" olduğu yazılı zaten.

Avni bu şiirde hrıstiyan bir güzel gördüğünü yazmıştır ve onu gören müslümanlıktan vazgeçer diye anlatıyor.Çetin Altan hatalı bir terceme yapıp burada Fatih'in Hrıstiyanlığı övdüğünü yazmıştır nasıl bundan gay olduğu çıkabilir ki ? Gayse gaydir ama bu şiirde gayliğinden bahsetmiyor.

Ben eğer birini istediğim kişiliğe sokmak istesem O'nun yazılarını öyle bir terceme ederim ki bi güzel kalıbına sokarım olay budur.
Pablo Neruda'nun şiirlerinin her antolojide farklı terceme edilmesi bile kafi delildir.

OpethMania dedi ki...

ya harbiden bende şunu merak ettim, şimdi bu bize tarih kitaplarında anlatılan meşhur hocası Akşemseddin o sıra neler yapıyormuş,misal Fatih yanındayken,akıl verirken,işte millete Kadılık Şeyhlik yaparken...
Çözemedim ben şu Osmanlıyı :)

gaykedi dedi ki...

kaçak gay
yazmaya çalışacağım tamam :)

_________________

demet
millyetçi ve dinciler fatih'in gay olmasına deli oluyorlar, hatta bazı çok bilmişler tarafından, aktif olduğu için eşcinsel sayılamayacağı iddia edilmiştir.

[...fatih sultan mehmet'e eşcinsel diyenler, sapla samanı karıştıran tiplerdir. batıda, eşcinsellik tek terimle anlatılırken, doğu toplumlarında bu durum ibne ve gulampara terimleriyle dile getirilmiştir.eşcinsellik kavramı bizde ve batıda şu dönemde daha çok pasif tipleri anlatmak için kullanılmaktadır. bu durum ise fatih han'ın yaşam biçimine uymamaktadır.

oğlanlar ve yöneticiler arasındaki ilişkide, yöneticiler aktif konumdadır. bu durum fatih han için de geçerlidir. bu yüzden de yöneticiler için eşcinsel demek, bu ilişkiyi anlatmada yetersizdir, yanlıştır. bizim osmanlı belgeleri üzerinde yaptığımız çalışmalarda da rastladık ki
fatih sultan mehmet han'ın içki meclislerine vezirler, ozanlar katılırmış. bu eğlencelerde genç ve güzel oğlanlar da yer alırmış.

hemen hemen bütün eski kaynaklarda yer alır ki: şair ahmet paşa, bir mecliste fatih han'ın oğlanına göz koymuş. bu durum sultana iletilince, kızan padişah önce bu ozanı öldürtmek istemiştir ama araya ricacıların girmesi üzerine onu bursa'ya sürdürmüştür. (ayrıntı için tarafımızdan yazılan şu kitaba bakınız: osmanlı'da karşı düşünce ve idam edilenler) eski saray yaşamını bilmeyenler, padişahları pasif özne yaparak eşcinselleştirmeye uğraşıyorlar. dün mektebe gidip bugün üstad olanlara özgü bu çarpıtmayı onlara anlatmak ne mümkün...]

http://www.gunes.com/2003/06/03/yazarlar/y3.html

_______________________

basak
tamam ve teşekkürler diyeyim :p

_______________________

adısz
bu da mı hatalı?

fatih'in hocasıyla bir oğlan yüzünden dalaşması;

ahmet paşa, çok ünlü bir şairdi. o; sultan mehmet’e ait bir oğlana âşık olması yüzünden az daha kellesinden olacaktı. osmanlı saray hayatının içyüzünü gösteren bu olayı da sehi bey tezkiresi’nden (sayfa 54-55) aktarıyorum:

“ahmet paşa edirnelidir. peygamber soyundan olup, zahiri ilimleri elde etmiş, fen sahibi, faziletli ve gönül ehliydi. merhum sultan mehmet’e hoca olmuş, padişah, ondan marifet ve birçok fazilet elde etmiştir. hocası iken bunun temiz anlayışını ve yanılmayan görüşünü tespit eden padişah, ahmet paşa’yı kendisine vezir yaptı. paşa, sade yüzlü, sevimli gençlerin sohbetinden hoşlanıp zevk aldığından hiç evlenmeyerek ömrünü yalnızlık ile geçirdi.

rivayet ederler ki; sultan mehmet’e vezir olduğu yerde, padişahın hususi haremindeki sevgililerden birine âşık oldu. durumu fark eden padişah, bu hali imtihan etmek için ipeğe misk sarıp gizler gibi oğlanın zülfünü külah içinde saklar. oğlan yine önceki üslup üzere hizmetinde iken ahmet paşa’nın gözü ansızın ona düşmüş. oğlanın zülfünü göremeyince hemen bu beyti orada demiş: “zülfin gidermiş ol sanem kafirliğin komaz henüz, kesmiş veli zünnarını dahi müselman olmamış”

(o put gibi güzle, saçını saklamış ama kafirliği henüz elden bırakmamış. belindeki papaz kuşağını kesmiş fakat henüz müslüman olmamış.)

sultan mehmet durumu etraflıca anlayıp şüphesini giderince ahmet paşa’yı öldürmek istedi. sonunda ‘bana bir harf öğretenin kölesi olurum’ sözünün anlamını iyice düşünüp hocalık hakkını zayi eylemedi. öldürmekten vazgeçerek oğlanı ahmet paşa’ya verdi. lakin vezirlikten uzaklaştırarak bursa’da muradiye tevliyetine (vakfına) gönderdi. sultan mehmet vefat ettiğinde bursa sancağında bulunuyordu. mezarı bursa’dadır.”

içki meclisinde şarabı kaçırıp da padişahın oğlanına göz korsanız; kelleniz gidebilirdi. bilinmelidir ki osmanlı sarayında içki meclisleri kuruluyor; genç, devşirme oğlanlar hizmet ediyordu. gulamparalık, pers ve yunan saraylarından osmanlı’ya aktarılmıştı. (tarihçi rıza zelyut)

____________________

opethmania
osmanlı dünyanın en gay toplumlarından birisiymiş çok ilginç yaa, bu konuda elimde çok ilginç bilgiler var sırası geldikçe yayınlamaya çalışacağım :))

cimcime dedi ki...

tamam aktörleri futbolcuları biliyon fatih sultan mehmedi nerden biliyon :P o da mı eşcinseldi ya kime baksam kime çarpsam gay fatih bile gay korkulur sizden:p

cimcime dedi ki...

bak şimdi ortalık kopacak aysel gürelde muhammed eşcinsel demişti.Hatta senin bir yazında okumuştum.Bu da bir gerçek olabilir mi.O da mı eşcinseldi.

TATLI DILLIM GULER YUZLUM dedi ki...

padişah olmuş neye yarar?!
adam akıllı bir chubby değilse :p

Fatih demek chubby sevmiyordu. Gözümden kıymeti düştü bir numara :D

+ anıların yorumlarda ayrıştırılması hoş olmuş ama okumak mesele yaa zaten zaman çok kısıtlı

teşekkürler hayatım :)

gaykedi dedi ki...

cimcime
ben nerden bilcem ayol tarihçiler söylüyor ben yazıyorum, diğer konuda da sana saçmalama yahu diyorum, sende "aysel gürel gibi" :)

_____________________

tatlı dil
padişah da olsa gözüme girmek için ya chubby sevcek ya chubby olacak diyorsun yani :))

Esther dedi ki...

a-aaa?? fatih'in eşcinsel eğilimleri olduğunu ilk kez duyuyorum? hani yavuz sult. selim, sarı selim fln duymuştum da... çok şaşırdım...

gaykedi dedi ki...

esther
ingilterede yaşayan sağır sultan günaydın diyeyim sana, saat öğlen oldu ama :)

TuTasTemre dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ertank dedi ki...

e ama normal değil mi? hatta bizim bilmediklerimizin de önemli bir bölümü eşcinsel olsa gerekir. çünkü o çağda erkek vücudunun güzellemesi ön planda. antik yunan'daki erkek heykeli sayısının kadınınkinden kat kat fazla olmasının tek nedeni, kadınların toplumsal yaşama daha kısıtlı katılması değil. ayrıca adam bir savaşa çıkıyor, iki yıl boyunca kadın gördüğü yok. adam istemeden eşcinsel olur alimallah. :P

şu da doğru, osmanlı'nın toplumsal yaşam kodları, rumlar ile sürekli komşuluk -ve fetihten sonra içiçe geçmekten- kaynaklı olarak islam'a en uzak islam biçimlerinden biri. şimdiki milliyetçi dincilerin en çok zorlandığı konulardan biri de o altın çağ'ın aslında bizans kültürü ile olan içiçeliği.

gaykedi dedi ki...

emre
fatih'i duymamış mıydın yahu?

gaykedi dedi ki...

ertank
milliyetçi ve dincilerde o yüzden palavra, abartma ve akıl dışı şeyler çok demek ki :)

yorumcu dedi ki...

bu konuda sizinle uzuuun uzadıya yazışmak lazım sanıyorum... gay olmanıza bir şey demeyeceğim -demem lazım mı bilmiyorum, o ayrı bir konu aslında ama ona girmeyeceğim- ama bu konularda milletin önem verdiği kişilerin adlarının karışmamasına dikkat etmeniz gerekli.

divan şiirine gelince, edebiyat tarihi içerisinde sizin bahsettiğiniz konular aslında orijinal bir içerik taşımıyor ama şimdiki insanlar geçmişten büyük oranda koptuğu için bu tür içerik taşıyan yazılara şaşırıp kalıyor ve bilgisi de olmadığı için bu konuda her söylenene inanıyor. bu da tabii en çok gaylerin -ya da geylerin mi yazmak gerekir bilmiyorum, cahilliğimi affedin-

osmanlı şiirinde mesela gül de bir güzellik unsurudur ve gene mesela güle karşı bir cinsel his duyar mısınız? işte aslında osmanlı şiirindeki erkek de öyledir. her nedense geylerde cinsellikle ilgili kelimeler geçen her şiiri gaylik olarak algılama isteği ve yorumlama hevesi bu işi kolaylaştırıyor.

gene bir diğer basit örnek olarak şuna da değinip yazımı bitireyim, başka bir sorunuz olursa ona da değinirim bilahaere: divan şiirinde muğbeçe, muğ... ne bileyim bu şekilde ateşperestlikle ilgili bir yığın kelime ve kavram da geçer. işi yokuşa sürerseniz inanın tek tek yüzlerce örnek bulabilirim. şimdi osmanlı şairleri ateşe mi tapıyor ya da kafir mi ney?

osmanlı şiiri şimdiki gibi üfürükten bir şiir değildi ve herkes şair olamıyordu. son derece kavramsal bir şiir olduğundan, bazen meyhane kelimesiyle mescidi kastettiğini, yahut şarap demekle ilahi aşkı kastettiğini bilmiyorsanız bu şiiri okumakla son zamanlarda türeyen, çocuğuna tecavüz eden ebeveynlerden olmanız işten bile değildir.

yazınızı yorumlama şansı verdiğiniz için teşekkür ederim.

gaykedi dedi ki...

yorumcu
ben değil önemli tarihçiler söylüyor bunları, şu bilgiler belki takrar gözden geçirmenize neden olabilir osamanlının eşcinselliğe bakışını;

27 ağustos 2006 pazar - hürriyet
murat bardakçi

’gay’ler eskiden esnaftan sayılır ve padişahın huzurunda yapılan resmigeçitlere bile katılırlardı

bursa’da geçtiğimiz günlerde yürüyüş yapmak isteyen eşcinseller engellemeler yüzünden değil yürümek, birkaç metre bile ilerleyemediler ve sadece bildiri okumakla yetinmek zorunda kaldılar.


ama bu eşcinsellerin büyük büyük dedeleri, bundan asırlarca önce "meslek grubu" kabul edilip esnaftan sayılmış, hattá hükümdarların sefere çıkmalarından önce düzenlenen büyük resmigeçitlere bile katılmışlardı. işte, evliya çelebi’nin meşhur "seyahatnáme"sinde, 17. asır gay’lerinin dördüncü murad’ın huzurunda yapılan bir geçit resmine yanlarında kendilerini pazarlayanlar olduğu halde katılmalarının anlatıldığı bahis...


gazetelerde okumuşsunuzdur: eşcinseller, geçtiğimiz günlerde bursa’da valilikten izin alarak "buluşma" adı altında yürüyüş yapmak istediler ama engellendiler; değil yürümek, birkaç metre bile ilerleyemediler ve sadece bildiri okumakla yetinmek zorunda kaldılar.


hadisenin kahramanlarının bu sayfada da gördüğünüz fotoğraflarından, yürüyüşe hazırlananların çoğunluğunu travestilerin ve transseksüellerin teşkil ettiği anlaşılıyordu. yorumunu sizlere bıraktığım böyle bir görüntüye bugün anadolu’nun herhangi bir viláyetinin sokaklarında rastlanmasının imkánsızlığı bir yana, bu yürüyüşün bursa gibi bir sanayi şehrinde bile yapılabilmesi zaten çok zordu.


bursasporlu esnaf derneği başkanı fevzinur dündar, yürüyüşten önce bir demeç vermiş, "osmanlı’nın payitahtı olan bursa’da böyle bir yürüyüşü kabullenemiyoruz" demiş ve "bursa’nın erenlerin, evliyaların şehri" olduğunu söylemişti. neticede, bursa’da planlanan "buluşma" mümkün olamadı.


resmi kayitlarda var


buraya kadar herşey tamamdı, zaman ve şartlar işin gereğini yerine getirmişti ama doğru olmayan tek husus, osmanlı’nın "payitahtında" yani "başkentinde" böyle bir yürüyüşün yapılamayacağı meselesi idi. zira, osmanlı devleti’ne daha sonraları asırlarca başkentlik yapmış olan ve "erenlerle evliyalar" bakımından bursa’dan hiç de geri kalmayan, hattá hemen her köşesinde bir veya birkaç yatır bulunan istanbul’da, geçmiş asırlarda böyle yürüyüşler yapılmıştı. eski zamanların eşcinselleri, istanbul’da padişahın huzurunda düzenlenen resmigeçitlere bile iştirak etmiş, hattá yanlarında kendilerini pazarlayanlar olduğu halde yürümüşler ve bu yürüyüşler o devrin kayıtlarına ayrıntılarıyla geçmişti.


osmanlı zamanında müşteriye çıkan delikanlılara "hîz oğlanı" denirdi ve mesleklerini icra eden "hîz"lerin devlet tarafından kayıt altına alınmaları şarttı. hayatını bu işten kazanan erkekler "defter-i hîzán" yani "hizler defteri" denilen kütüğe yazılırlardı ve bugünden çok daha önemli bir farklılık sözkonusuydu: profesyonel eşcinseller, "esnaftan" kabul edilirlerdi. esnaf, o devirde ordunun bir bölümü sayılır, padişahın sefere çıkışından önce istanbul’da yapılan büyük geçit resmine bütün meslek grupları katılır ve "hîzán", yani eşcinseller de bu geçit resminde yeralırlardı.


bu törenlerden birini, 17. asrın çok önemli bir ismi, evliya çelebi, meşhur "seyahatnáme"sinde ayrıntılarıyla yazıyor. zamanın hükümdarı dördüncü murad’ın bir sefere çıkışından önce yapılan büyük resmigeçide askerlerin yanısıra bütün istanbul esnafının da katıldığını, meselá börekçilerin sanatçılarla, peksimetçilerin imamlarla, yelkencilerin de dalgıçlarla, imamlarla ve müezzinlerle birarada yürüdüğünü ve binlerce kişilik kortejde "eşcinsellerin, deyyusların ve pezevenklerin" de yeraldığını söylüyor.


inanmayan okusun


evliya çelebi, seyahatnáme’sinin birinci cildinde her meslek grubunu ayrı ayrı anlattığı ve istanbul’un esnaf tarihi bakımından bugün en önemli kaynak kabul edilen bu geçit resmi bahsinde, eşcinsellerin yürüyüşünü bugünün türkçesi ile şöyle yazıyor:


"pasif dilber eşcinsel esnafı: bunlar, evsiz-barksız 500 kişidir. kendi kadir ve kıymetlerini bilmeyip bábulluk’ta, kalatyonoz’da, finde’de, kumkapı’da, san pavlo’da, meydancık’ta, kiliseardı’nda ve tatavla’da málum işin yapıldığı yerlerde boğaz tokluğuna çalıştıkları sırada avlanıp subaşı’nın (yani, o zamanın polis müdürünün) tuzağına düşer ve deftere kaydedilirler. işte, sözü edilen bu kişiler geçit resminde subaşı ile şakalar ederek yürürler. bunlar gibi daha nice esnaf mevcuttur ama anlatmakta hiç fayda yoktur ve sadece subaşı tarafından bilinirler. resmigeçide katılan deyyusların sayısı 212, pezevenklerin adedi de 300’dür."


17. asır osmanlı istanbul’undaki eşcinsel resmigeçidinin ayrıntıları evliya çelebi’de kısaca işte böyle geçiyor ama bu yazdıklarımdan dolayı hiddetlenecek ve her zamanki ádetleri veçhiyle "bunların hepsi uydurma" diyecek olan zamanımızın gönüllü osmanlı polislerinden de önceden küçük bir ricam var: geçmiş dönemi duygu ile değil, bilgi ile yorumlayın, dolayısıyla oturup okuyun, en azından verdiğim kaynakları gözden geçirin, hattá bu kaynakların nakletmediğim bahislerini de bir zahmet tedkik buyurun ve diyeceğinizi ondan sonra söyleyin! zira bu tarih beğenelim veya beğenmeyelim bizim tarihimizdir ve olayların meydana geldikleri zamanın şartlarına göre değerlendirilmeleri halinde utanılacak hiçbir şeyimiz yoktur.


gay ilişkilerden avrupalı olmaya karar verince utanır olduk


istanbul caddelerinde geceleri mesleklerini icra etmeye çalışan travestileri görüp de "ahlák namus kalmadı, ne günlere geldik" diye yakınanlar, eski devirlerin daha başka ve daha temiz olduğunu zannetmekle hata ediyorlar!


hata ediyorlar, zira málum işin geçmişiyle bugünü arasında hiçbir fark yoktur, insanoğlu aynı insanoğlu, merak da aynı meraktır. değişiklik, sadece málum işin gizli yahut açık yapılmasında ve tıp teknolojisinin gelişmesi neticesinde transseksüellerin ortaya çıkmasındadır. ama, geçmiş asırlarda gizlenmesinde gerek görülmeyen bazı eğilimler bugün "ayıp" kabul edilmekte ve örtülü bir şekilde sürdürülmektedir.


uygunsuz kadınlarla erkekler, osmanlı zamanında da faaliyetteydiler. devlet bu faaliyetlere bazen göz yummuş, bazen de sıkı yasaklar getirmişti ama yaygın düşünce, "isteyen, canının çektiğini yapsın" şeklindeydi. üstelik bu iş eski devirlerde sadece bize mahsus değildi, bütün dünyada várolan birşeydi. aynı cinse duyulan ilgi osmanlı toplumunda da hafiften yadırganırdı fakat yadırgama kendi cinsine düşkün olanın bu merakını gizlemesini gerektirecek bir hále gelmez, herşey ortada, apaçık cereyan ederdi. şairlerin delikanlı sevgilileri için kaleme aldıkları gazeller elden ele dolaşır, bestecilerin yine genç erkekler için döktürdükleri nağmeler de her yerde terennüm edilirdi.


meselá, fuzuli’nin "subh çekmiş çerha tıygın táşa çalmış áfitáb / záhir etmiş ol meh-i delláke aynı intisáb" mısraıyla, yáni "sabah usturasını bilemiş, güneş kılıcını taşa çalıp o ay gibi telláka bağlılığını göstermiş" sözleriyle başlayan gazelinin bir delikanlıya yazıldığı daha ilk okuyuşta anlaşılırdı. gazel, daha sonra "başlar, onun anber kokulu usturasının hareketinden, suyun dalgalanıp kabarcıklar meydana getirmesi gibi neşelenip tertemiz oluyor. her kılımın ucunda bir baş olsaydı ve sevgilim onları saç gibi doğrasaydı, kanlar döken usturasından yine de kaçmazdım..." sözleriyle devam etmekteydi.


bir başka örnek: küçük mehmed ağa’nın eseri olan ve müziğimizin en san’atlı parçalarından sayılan evcárá makamındaki bestede, yáni "gelince hatt-ı muanber o meh cemálimize / yazıldı mebhas-i sevdá kitáb-ı hálimize" güfteli eserde "o ay yüzlü sevgilimizin sakalları çıkmaya başlayınca, hálimizi anlatan kitaba sevda bahsi yazıldı" deniyordu.


eşcinsel ilişkiler, avrupalı olmaya karar verip tanzimat’ı ilán etmemizden sonra, 1840’lardan itibaren "ayıp" sayılır oldu ve bir zamanlar sıradan hadise gibi görünen münasebetler artık sessizliğe büründü.


19. asrın büyük álimi ve devletin resmi tarihçisi cevdet paşa, "máruzát" isimli eserinde bu anlayış değişikliğini apaçık, şöyle anlatır:


"...kadın düşkünleri çoğaldı, delikanlı meraklıları azaldı. oğlancılık sanki yere battı. istanbul’da eskiden beri delikanlılara karşı olan aşk ve ilgi kızlara yöneldi. sultan üçüncü ahmed zamanından beri devam eden káğıthane seyri daha fazla rağbet buldu. gerek orada, gerek bayezid meydanı’nda arabalara işaret verme usulü başladı. devletin önde gelenleri arasında kulamparalığıyla meşhur kámil ve áli paşalar (o devrin sadrazamları, yani başbakanları) ile onlara mensup olanlar kalmadı. áli paşa, yabancıların eleştirisinden çekinerek kulamparalığını gizlemeye çalışırdı." ("máruzát", türk tarih kurumu yayını, sah: 9)

efsa dedi ki...

Benimde okuduğum kadarı ile hemen hemen her padişahın birlikte olduğu oğlanlar varmış. Zaten bu iç oğlanları (büyük çopunluğu devşirme) ileride yüksek mevkiilere getirdikleri görülmüştür. Onun dışında sultanların, gözdelerin de değişik bir tat için bu tür olayları kanıksadığı ve cariyelerle olduğu kadar, bu tarz eğilimleri de hoş karşılanıyor.

çilekli dondurma dedi ki...

çoğu kimse olumaz ama avninin gazelleri cidden çok güzeldir ve ben avniyi ilk okuduğumda fatih sultan mehmet olduğunu bilmeden okumuştum : )
ben can

gaykedi dedi ki...

efsa
osmanlı dünyanın en açık eşcinsel toplumlarından birisiymiş 1800'lü yıllara kadar özellikle ve tabi buna padişahlar da dahil.

_________________________

çilekli dondurma
eşcinseller duyarlıdır, sanatçıdır, şairdir, padişahtır :)

Adsız dedi ki...

benim anlamadıgım kemalıstlere neden saldırdıgınız hadi mıllıyetcılerı ve yobazları anladıkta kemalıstlerın sıze ters duzen yonlerı neler Bu arada escınselsınız ve ınsanların bu yonunuze saygı duymasını ıstıyorsunuz Bu en dogal hakkınız tabıkı bu sadece escınsellıkte degıl her turlu gorus ve yasam tarzında boyle olmalıdır Amaaaa hem ınsanların sızın goruslerıne saygı duymasını ıstıyorsunuz hemde sız baskalırının goruslerıne saygı duymuyorsunuz orenegın kemalıstlere ve laıklere Ben ınsanlar arasında ayrımcılık yapanlara en cok ınsanlardan bırıyım kurt turk hrıstıyan musevı yahudı budıst samanıst taoıst ateıst vs vs bende ateıstım zatende neyse orasını gecelım sızede ve gorusunuze saydı duyuyor hatta saygı duymayı bırak bunu normal bır olay olarak goruyorum fakat sızlerın tavrına son derece kızmıs durumdayım bazı yazılardan dolayı cunku ınsanlardan bekledıgınız saygıyı sız ınsanlara vermıyorsunuz kı onlarda sıze saygı duysun Ne muslumanlıga ne laıklıge ne lezbıyenlıge ne kemlaıstlıge saygı duymuyorsunuz yazılarınız cogunu okuyorum ıkı gundur cıkarımlarım bunlar cevabınızı beklıyorum


cerenimo

gaykedi dedi ki...

cerenimo
bu güne kadar beni saygısız olmak ve özellikle atatürk'e, laikliğe, lezbiyenliğe ters düşmekle kimse suçlamadı, siz bir ilksiniz ve bence yanlış anladığınız bir şeyler var sanırım :))

Adsız dedi ki...

bence sşz benş yanlıs anlamıssınız cunku ben sizin sahsınıza konusmadım yazılara yorum yapan bazı arkadaslara bu kafada olnalaraydı yazdıklarım::) herkeseydi yani yazım

cerenimo

gaykedi dedi ki...

ceremino
ok :p

Baykaplan dedi ki...

Tıbbi bir konuyu araştırırken bir tesadüf buraya düştüm. 'babaya itiraf'ı ve yorumların bir çoğunu okudum. Oradan oraya atlarken biraz da burayı okudum. Gay-guy olmanız sizin bileceğiniz iş; bizi ilgilendirmez. Ama nedense sanki sizi 'gay' yapan başka birileriymiş gibi sağın solun kutsallarına saldırı yapıyorsunuz. Birisi bunu sorduğunda da topu taca atarak 'ben demiyorum, o diyor' diyorsunuz. Sizin gaylığınızın başkalarının Fatih'iyle, diniyle, milliyetiyle, tarihiyle(ne hikmetse Kemal'i tenzih ederek) ne alakası var da bir de gaylığınıza kılıf bulmaya uğraşıyorsunuz. Osmanlı 'gay' olduğu için mi sen 'genetik olarak etkileştin? Her devirde olduğu gibi Osmanlı döneminde de gay varmış. Bardakçı'nın yazısını kendin vermişsin. Neymişte 300-500gay! Koskoca Osmanlı için çok mu fazla bir rakam. Üstelikte 'polis kaydı altında!' Çok normal ise niye 'polis kaydı?!'Demekki normal değil, anormaldi. Yetmişikibuçuk milletin olduğu ve de özgür olduğu imparatorlukta bi yürüyüş yapmışlar çok mu! Siz şimdi; İslam peygamberinin hadisinde müjdelediği büyük sultan Fatih'in 'gay' yada 'oğlancı' olduğunu öne sürerek nereye varmayı amaçlıyorsunuz. O gay(!) ise senin hayli hayli (gay) olman normalleşiyormu? Ben, herkes normal bir erkek olduğu için mi normalim. Ben niye demiyorum şu da erkek, o da erkek, dedem de erkekti diye. Çünkü benim kılıf uydurmak gibi bir derdim yok. Az sonra benim için de 'gelmeseydin, okumasaydın, ben mi davet ettim' de diyebilirsin. Yada yayınlamazsın. Maksat yine taca göndermekse neden olmasın. Saygılar..

gaykedi dedi ki...

ben osmanlı uzmanı ya da bir tarihçi değilim, sadece bir eşcinsel gözüyle ilgimi çeken bilgileri blogumda paylaşıyorum, osmanlı konusunda ülkemizin ilk akla gelen isimlerinden zaman gazetesi yazarı hilmi yavuz'un şu sözlerini bilmiyorum duydunuz mu? "Fatih Sultan Mehmed’in eşcinselliğinden Osmanlı rahatsızlık duymamış ki! Rahatsızlığı, bugünün etik kriterleriyle geçmişi ’aklamaya’(!) çalışanlar hissediyor... Osmanlı’nın bu konuda gizlisi saklısı yok! Veziri Ahmed Paşa’nın, gözdesi olan oğlanlardan birine gönül vermesi üzerine, gazaba gelip onu ’Kapıcılar Odası’na hapseden de Fatih Sultan Mehmed’den başkası değildir." ayrıca şu kafa yapısı da bana ilginç gelmiştir: http://gaykedi.blogspot.com/2009/02/blog-post.html