09 Ekim 2008






Entel...!


Hollanda'daki entelektüeller hemen hemen hiç politikayla uğraşmazlar, ama bizim entelektüelimizin baş görevidir politika yapmak. O nedenledir ki Avrupalılar kendilerinin Türkiye hakkında söylemek isteyip de söylemediklerini bizim aydınımıza kolayca söyletirler.

Bir Hollandalı yazar veya şairi Hollanda edebiyatı hakkında bile konuşturamazsınız, ama bizim yazar ve şairlerimiz kendi alanlarında da, başkalarının alanlarında da rahatlıkla konuşabilme yetisine sahiptirler.

Hollanda'da sanatçı kavramının toplumsal yaşamda yankısı da, anlamı da, yansıması da ayrıdır. Sanatçı denince yaratı gelir akla, ama bizde yaratıdan çok gösteridir sanat kavramının anlamı. Yani Hollanda'da manken sanatçı değildir; mankenin gösterime sunduğu giysiyi yaratandır sanatçı.


Murat Tuncel (Hollanda'da yaşayan Yazar-Eğitimci)



17 yorum:

Vladimir dedi ki...

Dışı gösterişli içi kof, tumturaklı sözlerin arkasına saklanmış kifayetsiz muhterisler. Elbette yapamadıklarını yapmaya çalışanları eleştirecekler, amaçları olmadığı ve gelecekleri ile ilgili plan yapmaya, yapacakları ile ilgili proje üretmeye zaman yaratmadıkları için başkalarını beğenmeyerek vakit geçirecekler. Sistemi eleştirecekler ama sistemin yerine geçecek alternatifi es geçecekler. Asla ciddi üretimde bulunamayacaklar, ürettikleri de taklitten öteye biraz zor geçecek.

Ferhanca dedi ki...

Bizde, herkes her konu hakkında yorum yapıp bilgi sahibi olduğunu zannneder:)
sanatçı kavramıda karışmış değil mi?

cimcime dedi ki...

biz ne yapıoz.kadın sergiliyoruz.giysi arıom kadınların üzerinde modayı bulamıom ara ki bulasın nerdeeeeee:D
sanatçı sanatıyla değil, artisttik haraketleriyle ünlü olmaya çalışıyo.
bizim ülkemizde sanatçı olmak kolay ya, bulacaksın bir güzel hatun yada yakışıklı bir jön.
tamam işte sanatçısın:D
hollandaya bakar bunlar nasıl adamlar ya derler.Nerden bilsinler anlamaz veremezler ki bizimkiler.gözleri dönmüşşşş:D sanatçı aşkıyla.


bu arada ben sana yorum bıraktım en sonunda yani.bravo banaaaaa:D

Xenophilius dedi ki...

İyide bu sadece sanatcılarımız için geçerli değil ki bizim bütün iş gruplarımıza reklam ve dedikodu girmekte...!?

Esther dedi ki...

Hollanda entellektüelleri tabii ki politikayla uğraşmazlar.. çünkü politika herkesin konuştuğu sıradan konulardandır hollandada bizdeki magazin gibi.. bizde ise kimse politikadan anlamadığı ve konuşmadığı için bu iş entellere düşüyor..

türkiyede de mankenler sanatçı sayılmıyor... yorumcular da sanatçı sayılmıyor.. bizim ülkemizde de sanat adına bişeyler üreten insanlar sanatçı sayılıyor.. üç günlük bi mankenin ben sanatçıyım demesi kendi cahilliğidir.

gaykedi dedi ki...

vladimir
himm...kendisini tanıyor muyuz yoksa sadece bir genelleme mi?

----------------------

ferhanca
bana neden çoğunlukla kendin yazmiyorsun, genelde hep alintilar yapiyorsun diye soruyorlar, belkide bahsettiğin şey yüzünden çoğu konuda kendim yazmaya çekiniyorum :p

----------------------

cimcime
ünlü olmak için skandal ya da dumur bir hikayen olması gerekiyor artık gerçek ya da yalan farketmez....yorum bırakmak o kadar da zor değil yahu, başkaları da korkacak yorum yapmaktan seni okuyunca :D

----------------------

xenophillus
edebiyat dünyasında da bunları göremek beni üzüyor....

------------------------

esther
benim aklıma, siyasi sistemi ve demokrasisi sorunlu olmayan ülkelerde aydınların bu sorunlarla uğraşmaya gerek kalmaması olasılığı gelmişti...

cimcime dedi ki...

yok ben korkmadım ki hani ne zamandan beri okuyorum ya.yorum bıraktım en sonunda ya heyyy be dedim kendime.kedilerden korkmam ben.:D

Adsız dedi ki...

son derece sorunlu tespitler bunlar. entelektüel kimdir? toplumsal rolü nedir? toplumdaki yeri nedir? entelektüel faaliyet nedir? gibi sorulara vereceğiniz yanıtların herbiri kadar; politik olan nedir? politik teori ve eylem nedir? sorularına vereceğiniz yanıtlar da tümüyle politik bir yaklaşımın içinden konuşmayı gerektirir: farkında olunsun ya da olunmasın. alıntıyı yaptığın arkadaşın bu tespitinin kendisi başlı başına politik bir tespittir. politikayı bir uzmanlık alanı olarak tanımlayan ve gören, entelektüele eylemsizlik ve müdahelesizlik konumu biçen (salt sanatsal yaratı nedir allah aşkına ya) bir yanılgıyı içeren son derece politik bir tespit bu. entelektüel kimdir ve politik olan nedir sorularını yanıtlamak için belki yeniden marx'dan, arendt'e, gramsci'den, eagleton'a, said'den, oğuz atay'a bir dolu söz söyleyeni yeniden okumak lazım. (keza yazarın çorbaya çevirdiği bu tespitlerine kattığı sanatçılık, sanatsal üretim, gösteri toplumu, mankenlik (!) vs. unsurlarını dışta bırakalım derim çünkü günümüz dünyasının ne menem bir gösteri dünyasına dönüştüğü taa guy debord'dan beri hayli tartışıldı ve tartışılmaya da devam ediliyor). ayrıca hollanda'yı çok iyi bilmiyorum ama hollanda'lı sanatçıların ya da entelektüellerin sadece "sanatsal yaratı"yla meşgul olduklarını söylemek de çok doğru gelmiyor bana. ilk aklıma gelen sanatçılara bakarsak ne demek istediğimi daha iyi anlatabilirim sanırım. örneğin geçen yıllarda fanatik islamcılarca öldürülen theo van gogh ne kadar politikanın dışındaydı acaba ya da çok büyük bir antikapitalist ve enternasyonalist olan sinemacı joris ivens'i hangi ölçütlere göre entelektüel saymayacağız? ya da izlediğim en nefis feminist filmlerden biri olan antonia's line'ın yönetmeni marleen gorris onca politik tutumuna ve feminist hareket kadar gay lezbiyen hareket içindeki eylemlerine karşılık kimin için entelektüel sayılmayacak. daha eskilere gidersek brugel tüm o sıradan gündelik hayatı ve çocuk oyunlarını resmederken aslında katolik dinin etkisindeki resme ve dinin belirlediği gündelik hayata karşı politik bir tavır koymuyormuydu. entelektüel var olan dünyayı sorunsallaştıran, verili tüm değer yargılarına kuşkulu yaklaşan, düşünen, soran, şüphe eden bir beyne sahip olmak zorunda. bunun için bağırması gerekmez, meclisin ya da gündelik hayatın kısır gündemine kapılması da gerekmez ama gerekirse eyleme geçer: tıpkı gramsci gibi, tıpkı said gibi. gerekirse eylemi bir gösteriye de dönüştürür tıpkı zizek gibi. selamlar. roni.

gaykedi dedi ki...

cimcime
seni hiç kedi timalamadi galiba :D

---------------------

roni
"iki kşinin olduğu her yerde politika vardır" diye bir söz hatırlıyorum her kime aitse... aslında ufacık çocuklar bile son derece politik davranabiliyorlar çıkarları gereği :p

politik bir duruşu olmayan aydın bende düşünemiyorum ve kendimde politika ve din konularını mıncıklamaktan asla vazgeçemiyorum, sadece insan boyundn büyük laflar ve ukalalık etmemeli o kadar :D

Baraka dedi ki...

gerçekten hollandaya gittim ve gözlerimle gördüm farkı.. gerçi görmemek mümkün değil xD

gaykedi dedi ki...

baraka
entellektüellerini yakından inceleyebildin mi :D

Absinthe dedi ki...

Ufff kanayan yarama tuz mu basıldı ne =)) Esther'a verdiğin cevabı yineleyip birde ufak bir ekleme yapıcaktım müsade ederseniz sayın kedi.
Uzun süre Hollanda'da yaşadığım için az çok her iki ülkeninde toplum mentalitesini anlayabliyorum. Şöyle ki Hollanda'da herşey tıkırında gittiği için kimse politikayla haşır neşir olmaz. Seçim zamanı geldiği zaman (gençler ve yaşlılar dahil) kimseninde umurunda olmaz kime oy verdikleri. Hangi partide kim varmış ne konuşmuş ne demiş hiiiç takmazlar bile (çok çok büyük istisnalar dışında Wilders olayı gibi. Ayrıca Hollanda zihniyeti "Bana dokunmayan yılan bin yııl yaşasın" düşüncesiyle de etliye sütlüye (böyle miydi bu laf?!) bulaşmama gibi bir tutumu var. Türkiye de tabiiki siyaset herkes tarafından konuşulacak sonuçta kritik bir bölgede. Bu yüzdendir ki herkes ahkam keser bu konuda. Mankenlik konusuna gelince kesimden kesime değişiyor. Şunuda unutmayalım ki büyük bir kesimi dar pantolonlu hatun gördüğünde "ohş" nidalarıyla laf atıyorsa podyumdakini görünce ne naralar atıyordur kim bilir..

gaykedi dedi ki...

absinte
şu görmemişlerin hatun görünce 'ohş'laşma olayı ile ilgili bir yazı yazacağım bir kaç gün içinde :D

Baraka dedi ki...

ya çok özgür bu bir belirtmek istedim iki entellektüellik kavramı orada genel olarak nüfüsa işlemiş yani herkeste bi entellektüellik siyaset oradaki en son konuydu... Insanlar çok monoton orda belkide bunun etkisi var herşey hep aynı tabi istisnalarda var ve büyük çoğunluğunu gayler oluşturuyordu ama hollandada en çok sevdiğim görüntü iki erkek kol kola yürüyordu birbirlerine gülüyordu ama kimsenin bu durumdan şikayeti yoktu... Gerçekten sadece bunu gördüğüm için değil çok huzurlu bir ülke... Çok özgür bi ülke olmasına rağmen hiç bi sorun görmedim kaldığım 1 ay süresince... Bu yazı Entellektüellikle ilgili olacaktı ama nese xD

gaykedi dedi ki...

baraka
bizde de iki erkek (yurt dışına gay zannedilecek kadar)toplum içinde çok samimi davranabilir ama tabi gay olduğu bilinmediği ya da belli olmadığı sürece :P

Baraka dedi ki...

ya o ayrı :/ yani sevgili oldukları belli oluyordu türkiye de genelde o kadar samami yürüyen insanlar benim çevremde kıro denildiği için işin boyutu değişiyor bence:D

gaykedi dedi ki...

baraka
yurt dışına giden türklere, aman abi burada benimle samiyetine, yanaktan öpüşmeye falan dikkat et, burada gay diyorlar uyarısı yapılır bu yüzden zaten :p