15 Ağustos 2008






Mutsuzluk
Ahlaksızlıktır !



Mutluluğun bir karakter olduğunu düşünüyorum. Mutluluk gelip geçici hazlarla yaşanan gelip geçici yaşantılar değildir. Mutluluk bir insanın yaşadıklarına karşı duruşundan kaynaklanan bir şeydir.

Başıma acı veren çok şey gelebilir, ama mutlu karakterli biriysem bu acılarla baş edebilmem, bu acıları büyük bir şansızlık ve ceza olarak değerlendirmememle olanaklıdır.

Başıma gelen belaların Nietzsche’nin dediği gibi “çok iyi öğretmenler olabileceğini” düşündüğümde kendimi aşma olanağım olabilir.







Benim “mutsuzluk ahlaksızlıktır” sözüm Nietzsche’nin amorphati’sinden çok da farklı değildir; yani yazgımızı sevme, kendimizi öyle kabul etmedir.

Mutsuz olduğum takdirde bakın ne gibi haksızlıklar yapıyorum: Önce kendime haksızlık yapıyorum. Problem çözme gücümü zayıflatıyorum, ilişkiye girdiğim insanlara acı vermeye başlıyorum; Böylece hem kendime hem birlikte yaşadığım insanlara “ahlak” anlamında kötülük yapmış oluyorum.

Mutsuz olmak çok kolaydır, çok ucuzdur. Dünyada dönen üçkağıda, çirkinliklere karşın güzel yanını görme ve mutlu olma çabasının insana yakışır bir çaba olduğunu düşünüyorum.

Felsefe Prof. Ahmet İnam


18 yorum:

kişisel depresyon anları dedi ki...

mutluluk polyanacılıktır diyorum ben de.
mutsuzluğun yanında küçük bir kırıntı o yüzden biraz sıkı sarılmak lazım. yeşerenlere...

salih dedi ki...

aHMET aLTAN mutluluğun tanımın çok iyi yapmış.evet mutsuz olmanında kendi içinde yararları varmış aslında.hataları öğrenip tekrar etmeme gibi.yeniden yeniden o hataları sarbaş yapmadan.
sevgiler.

salih dedi ki...

şimdi güldüm kendime.yeni uykudan kalkmış bir adamın düşeceği koca bir hata ahmet inam'ı okudum,ahmet altan :D işte bu da bir hataydı ve ben hatamı kabullendim. mutluyum:D

bir delinin düşündükleri dedi ki...

mutluluk bir kelebek.içimizde yaşattığımız.onun ordaki varlığını unuttuğumuzda oluyoruz mutsuz.buna meyilliyiz çok.bazense ölüyor hepsi.neyseki 2. hayatları var.

cien anos de soledad dedi ki...

çok iddialı.. bir kısmına katılıyorum sadece. ama bence "mutluluk" kavramından ziyade "neşeli, huzurlu, iyimser" olmayı anlatmış gibi..
mutluluk konusunda ise şimdiye kadar beni en çok tatmin eden açıklama şu olmuştur:

"I remember one morning getting up at dawn, there was such a sense of possibility. You know, that feeling? And I remember thinking to myself: So, this is the beginning of happiness. This is where it starts. And of course there will always be more. It never occurred to me it wasn't the beginning. It was happiness. It was the moment. Right then."

(the hours'tan)

bütün bu cümleler içinde iki kelime dikkatimi çekiyor en çok: "bir an"

gaykedi dedi ki...

kişisel depres...
polyanna iyi kızdır yaa :p

salih
hemen bir kahve çak sen, sert olsun :p

bir deli...
tırtıl, larva, kelebek derken yaşlanıyoruz pişmalıklarımızla.

cien
aslında sadece anı yaşamıyoruz ama pişmalıklarımız ve geçmişimiz bizi rahat bırakmıyor ve tabi gelecek kaygısı.

Tatsız Marmelat dedi ki...

Tanrım şimdi anlıyorum...

"ilişkiye girdiğim insanlara acı vermeye başlıyorum; Böylece hem kendime hem birlikte yaşadığım insanlara “ahlak” anlamında kötülük yapmış oluyorum."

ben bunu sevgilime yaptım... Bu yazıdan çok şey çıkarttım. Bundan sonra bende -Mutsuzluk Ahlaksızlıktır- diyorum ve herşeye karşı -Mutluluk- diyorum:)

Teşekkürler kedi...

Kediayu dedi ki...

bi de 26 yasinda birini 35 gosterebliyor onu biliyorum :)

petunya-egzotica(candies) dedi ki...

Nietzsche... bu ara tüm blog arkadaşlarım Nietzsche ile ilgili yazılar yazıyor.
özlediğimi farkettim. şu kütüphaneyi bir karıştırayım.

gaykedi dedi ki...

marmelat
umarım o sevdiğini kaybetmemişsindir.

kediayu
tam tersi de var, mutlu insan genç kalır ve genç gösterir. yani 35 olup 26 gösterenler gibi :p

petunya
kütüphane karıştırmak iyidir :p

sufi dedi ki...

Mutluluk; sahilde dalgaların hışmına aldırmadan denizin yaladığı taşların üstünde koşmaktan keyif alan, su ile toprağın sevişmesini görebilen yürekte çöreklenip oturan bir duygu bence.
Ya mutsuzluk?körlük sağırlıktır.Daha ne olsun?Yazgiyi sevme ve kendini kabul etme bile mutluluğun ilk basamağı olabilirdi.Yapabilene!

gaykedi dedi ki...

sufi
yazgının ne kadarını biz yazıyoruz acaba, bunun oranı kişiden kişiye değişiyor olmalı.

Volkan Alabaz dedi ki...

Kendime sıcak bir kahve yapmadan bu yazıya hemen bir yorum yazmak istedim. Hayatımın en üretken dönemleri mutsuz olduğum ve çevreme mutsuzluk verdiğim zamanlardı. Hiç gülmediğim ve kimseyle konuşmadığım uzakta yalnız duran bir adam hep dikkat çekici gözüküyordu. Günde üç şişe şarap tüketip on defa ölmeyeceğimi bilerek yaptığım intihar girişimlerim sonucunda hayatımdaki insanların acı çektiğini gecenin üçünde yataklarından kalkıp yanıma ağlamaktan gözleri şişmiş halde geldiklerini gördüğümde iştahım kabarıyor ve ürettikçe üretiyordum.

Zamanında benden iyi oyuncu yok benden iyi yazar yok gözüyle bakıyordum dünyaya çünkü mutsuzdum ve üretim hat safhadaydı. Kenterlere konuk oyuncu olarak kısa bir zaman katıldığımda dönemde oynadıımız bir oyundaki intihar sahnesinde mutsuzluğum bana çok yardımcı olmuştu. Ben dahil herkes gerçekten intihar ettiğimi düşünmüş ve Yıldız hocam kuliste ellerimi bırakmadan iyimisin gerçekten diye uzun bir süre tutmuştu.

Ben mutsuzdum ama başarılıydım sonra ise gerçekten kendi başarım için insanları sevdiklerimi kullandığımı anladım ve bu çok üzüntü verdi. Mutlu olmaya çalıştım bu seferde başarılarım gittikçe azaldı şimdilerde bankamatik oyuncusuna döndüm. Şimdi mutluyum çevremdeki insanlar mutlu ama ben başarısız biriyim artık üretemiyorum. Üretmem için dünyanın en iyi oyuncuları yazarları arasında olmam için ruh hastası mutsuz bencil bir manyak olmam lazım. Ama mutsuzluğu özlediğim doğru işte bu yüzden ne oyuncluk üzerine ne sanat üzerine birşeyler yazamıyorum yazsam biliyorum mutsuzluk beni tekrar kazanacak bu yüzden beni yansıtmayan şeylerle ilgilenmek yazmak ruh sağlığım ve çevrem için gayet güzel.

Ben şimdi kendime güzel bir kahve yapayım sonra diğer yazılarını okumaya devam etmek istiyorum.

Sevgilerle.

gaykedi dedi ki...

volkan
üretkenlik, sanat, delilik ve depresyon ilşkisini ne güzel anlatmışsın, bir eşin ve iki tatlı çocuğun, yani sorumlulukların olmasaydı gene balıklama atla derdim yaratıcılığın derin ve boğucu sularına, ama artık daha az ama belki daha öz üretken olmayı, beyninini ve yaratıcılığını verimli kullanmayı öğrenmenin vakti gelmiş sanırım :p

BaL dedi ki...

Başarı, mutluluk mu? Başarısız, mutlu olmaz mı? Mutluluk koşullara bağlanmaya başlanınca, boşlukta kalmaz mı o yazı?

Ya da "başarı"nın sınırlarını belirleyen ne? Tanımını? İlle bir başarıysa aradığım, yüzümdeki gülümsememdir diyebilirim.

(Yağmur yok, şimşek yok; ne oldu bana? :)))) )

gaykedi dedi ki...

bal
başarı her zaman iç huzur getirmeyebilir, tıpkı her şimşek ve gökgürültüsünün yağmur getirmmesi gibi....

Brajeshwari dedi ki...

mutluluk, önemli olana yakın yaşamaktır biraz da...

gaykedi dedi ki...

brajeshwari
bizim için önemli olan da sevdiğimiz şeylerdir galiba.