15 Nisan 2008





Rebetiko !


Rebet'lerin hayatına bakmaya, Costas Ferris'in Rebetiko filminden bir kaç dakika ile "şuradan" başlayalım bugün.....

...eveet bakıp geldiyseniz devam edelim biz şimdi;


Hapishanede, sultana denilen genç bir aşıkları olurdu. Ancak bu genç efemine değildi. Ağırbaşlı, erkekçe bir adamdı ancak herkes onu çeribaşının becerdiğini bilirdi. Çeribaşı, genç hapisteyken onu kollar ve gözetirdi.

Bu gelenek hapishanenin dışında da devam ederdi. Örneğin, Atina’nın büyük manavlarında, şafak vaktinden sabahın dokuzuna kadar iki üç saat çalışırlardı, bu arada işler yapılır, mallar satılırdı.








Emirleri yerine getirenler her zaman genç ve yakışıklı delikanlılardı, yani toptancının sultanalarıydı. Saat on gibi “sütçü” gelir, esrarı bölüştürürdü. Esrarlarını ve kahvelerini içer, uyanınca tekrar dumanlanmak üzere öğleden sonraya kadar uyurlardı.

Gece yarısına doğru, -eski günlerde- örneğin, Çiçanis’i dinlemeye müzik yaptığı yere giderlerdi... sadece tek bir şarkı, en sevdikleri şarkıyı dinler, sonra giderlerdi...Bu insanlar zengin ve cömertti. Müzisyenleri tebrik etmeye yanlarına gider ve buzukisinin ses deliğine esrar koyarlardı. Bu gelenek günümüze kadar geldi.

Bir rebetin yüzünün en önemli unsuru bıyığıydı. Bıyıksız bir rebet, kuyruksuz bir kedi gibidir, tahayyül dahi edilemez. 1960’larda bir rebetiko şarkıcısı bıyıklarını kestiğinde bu neredeyse bir skandala yol açmıştı... devam edecek (yarın son)



2 yorum:

cien anos de soledad dedi ki...

harika bi seri olmuş. keşke bitmeseymiş.
hele günlerin geçiriliş biçimi resmen ütopya artık :)
hele sütlü-esrarlı nargile...

gaykedi dedi ki...

@cien bende hiç sütlü nargile duymamıştım yahu, banada çok ilginç geldi, bu arada canım sütlü nuriye çekti :p