03 Nisan 2008






Küba !


İnsan dediğin karikatür misali, yaşlandıkça sivri tarafları barizleşir iyice. Engin Ardıç’ta da öyle oldu. Kibirli ve hayli öfkeli bir adam görüyoruz artık ona baktığımızda. Dozu gittikçe artan zehir zemberekliğinin, bol kepçe saçtığı küfürlerin başka bir açıklaması yok çünkü.

Ama dediğim gibi, insan sevdiğinin kusurlarını bir yere kadar görmezden geliyor. Sonra, batmaya başlıyor. Bugünkü yazısında Castro’nun Küba’sı ile dalgasını geçiyor Engin Ardıç. Cep telefonu, bilgisayar falan (nihayet) serbest bırakılmış diye.








Ben burada, onun sürekli iğneleyip dalga geçtiği, Gassaraydan okul arkadaşı Ferhan Şensoy’u hürmetle anıyorum. “Beyoğlu’nda karda kışta bankamatiklerin içinde uyuyan sokak çocukları var bizde” demişti bir keresinde, “Ama Küba’da yok, n’aber?”.

Küba’da yoksulluk var ama açlık yok. Bu ikisi farklı şeyler. Herkesin azla yetinmesi başka bir şey, bazılarının domuzlar gibi tıkınırken bazılarının aç kalması ise bambaşka bir şey. Biraz da iktidara yüklenseniz diyorum. Çalıştığınız gazeteye renk gelirdi.

Tarafımdan biraz kısaltılmış bir Neslihan Acu yazısı.



5 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

Şimdi yazacaklarımı "kendime not" tadında bloğuma yazacaktım ama bu yazını görünce vazgeçtim. Yeri ve sırası gelmişken, sana yorum olarak bırakmak daha güzel olacak:

Dün Cadde'de; Erenköy'de Engin Ardıç'ı ve zevcesi hanımefendiyi gördüm. Kantarcı'da ışıklarda karşıdan karşıya geçtiler; Divan Pub'a girdiler el ele. Yıllar önce, Sıraselviler Andon'da bir gece tanıştırıldığım Engin Ardıç'ı anımsadım. Dün gördüğüm insanla uzaktan yakından ilgisi kalmamış. Hâline acıdım. Yılların insana neler yapabildiğini gördüm. Bundan sonra, O'nun ne dediğinin, ne yazdığının benim için zerrece önemi kalmamıştır. Siz de ciddiye almayın. O'na felek vurmuş, bir de biz vurmayalım! :-p

Goddess Artemis dedi ki...

"Ülkemiz insanlara maddesel zenginlikler sunmak için çok yoksul olsa da, onlara eşitlik duygusu ve insanlık onuru sunamayacak kadar yoksul değildir."

Fidel Castro

* Yukarıdaki özlü söz, Ferhan Şensoy'un Şubat 2005’de Ortaoyuncular Yayınları'ndan çıkan 'Hacı Komünist' kitabından alıntılanmıştır. *

gaykedi dedi ki...

@goddess tanrıçam, 50 seneye yakın ambargo yemiş bir ülkenin insani gelişme indeksinde bırak türkiyeyi dünyaya feci nanik yapmasını kimileri görmek istemiyorlar;

"İnsani Gelişme İndeksi puanı yüksek ülkeler arasında yer alır. Mutlak puana göre 52. sıradadır. Ancak gelire göre performansı değerlendirilince gerçek durum ortaya çıkar. Küba gelirine göre insani gelişme puanı en yüksek olan ülkedir.Bu konumuyla dünyada 177 ülke arasında birincidir."

İnsani Gelişme İndeksi şu dört parametrenin birleştirilmesi sonunda elde edilen ve 0 ile 1 arasında bir değere sahip olan çok önemli bir gösterge: 1- Yaşam umudu, 2- erişkin okur yazarlık oranı, 3- ilk, orta ve lise eğitimlerine katılma oranı, 4- kişi başı ulusal gelir. İndeks sağlık, eğitim ve gelir boyutlarının birleştirilmesine dayanıyor."#"

zihni örer dedi ki...

Sevgil gaykedi,
"oy değeri" konusundaki bıraktığınız not ile ilgili adrese uğradım.
Bu konuda daha geniş bir tertışmayı BURDA buşlabilirsin. Zamanın olursa, bu uzun tartışmaya bir göz atabilirsin. Kurtlarla dans:))

Bir de, Küba ile ilgili bir derlemem vardı. ÖDP her yıl 1 mayısta, Küba'ya temsilci gönderir. Böyle bir çalışmadan alınan bilgilerin tamamı BURDA vardır.

Bir kısmı:
Yarım yüzyıldır süren katı bir ambargo ve ekonomik rekabet koşulları altında, Küba’daki okur yazarlık oranı bir yılda, diğer Latin Amerika ülkelerinin ve ABD’nin kırk yıldır ulaşamadığı bir seviyeye yükseltildi.

Ülkenin çocuklarının %100’üne ücretsiz eğitim sağlandı.

Okullardaki devamlılık oranı yarımküredeki en yüksek seviyedir; bu oran anaokulu ve dokuzuncu sınıf arasında %99’dur.

Ortaokul öğrencileri, anadil ve matematik bilgisi alanında dünyada birinci sırada gelmektedir.

Ülkemiz aynı zamanda, dünyada, en fazla öğretmen ve sınıf başına düşen öğrenci sayısında da birinci sıradadır.

Fiziksel veya zihinsel yetenekleri olan bütün öğrenciler bu alanlara özel okullara alınır.

Bilgisayar eğitimi ve görsel-işitsel metotların kullanımı, hem şehirlerde hem de köylerde bütün çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin hizmetine sunulmuştur.

Dünyada ilk kez, daha önce eğitim almamış ve çalışmamış, 17-30 yaşları arasındaki bütün insanlara, bir yandan maddi destek verilirken diğer yandan yeniden eğitim görme fırsatı tanınmıştır.

gaykedi dedi ki...

zihni bey, küba devriminin samimiyeti ve başarıları bana cumhuriyet devrimimizi hatırlattı, tabi karşı devrim başlamadan önce, yani özellikle 1950 yıllara kadar...