01 Mart 2008







Cumartesi Neşesi !


Bir Bektaşi dedesi kendi halinde yaşayıp gidermiş...Çevredeki aşiret beyinin çok sevdiği çoban köpeği bir gün hastalanmış; iyileştirmeye çalışmışlar; ama nafile...İlaç milaç para etmemiş... En sonunda köpeği Alevi dedesine gösterelim; kurtarırsa o kurtarır demişler...

Hasta hayvanı bir semiz koyunla birlikte arabaya yüklemişler, ağanın selamıyla birlikte Alevi dedesine koyunu afiyetle yesin, köpeğe de bir muska yazsın diyerek götürmüşler...

Köpeğe muska yazılır mı?.. Sözüm ona günah... Ama baba hiç umursamamış, muskayı yazıp köpeğin boynuna asmış, koyunu da kesip mideye indirmiş...Aradan bir hafta geçmeden köpek iyileşmesin mi... Olay, çevrede duyulmuş...Kadı Efendi olan bitenleri öğrenince köpürmüş:









- Vay Kızılbaş herif!...Köpeğin boynuna muska asmış, öyle mi!.. Ben ona gösteririm...

Kadı, olayı İstanbul'daki Şeyhülislam'a bildirmiş... Şeyhülislam, Alevi dedesi için "katli vaciptir" fetvasını verip, iradesini almak için padişaha arz etmiş.

Olay padişahın garibine gitmiş... İnceleme için olay mahalline bir yetkili kurul göndermişler; köpeği yakalayıp boynundaki muskayı alıp açmışlar; görmüşler ki kâğıtta edepsizce üç dize okunuyor:


"Tamah ettim etine...
Muska yazdım itine..
Tutsa da tutmasa da sikime.."


İlhan Selçuk'ta okuduğum bu fıkra sonunda tahmin edersiniz ki ortada muska olmadığı için Bektaşi dedesi ceza almamış :p


11 yorum:

gay_yor dedi ki...

hani bazı fıkralara zoraki gülünür ya ben bu fıkraya gerçekten kahkahalarla güldüm :):)

Adsız dedi ki...

ismimi değil ama izimi bırakmadan geçemicem,cesaretinden dolayı kutluyorum ve öpüyorum seni canım..
"bize ters" denen kategoridede olsan bazıları için,önemli olan kendini özgürce ifade edebilmen ve bunu elinden almaya kimsenin hakkı yok.
bayıldım yazdıklarına her gün bakıcam.
hmm o zaman bana bi isim bulalım:))
ABLUŞ nasıl?
oldu bu..by

gaykedi dedi ki...

@gay-yor bu bektaşi fıkraları benide çok güldürür dha ne fıkralar var onlarda :P


@isimsiz tesekkürler, "abluş" hiç fena değil, görüşürüz :P

Hipopotam dedi ki...

Bu "Cumartesi Neşesi"ne bayılıyorum!

Yalnız, biraz da dün izlediğim oyunun etkisiyle, "katli vaciptir" lafını okuyunca tüylerim diken diken oldu.

mYbiSgeN dedi ki...

bir misâL sana :
Bektaşi Konya'ya gitmiş. Konya’da semazenler dönüyormuş. Onların hepsine: ya erenler siz niye dönüyorsunuz? Dönüp dönüp duruyorsunuz. Onlar da demiş ki biz Erenler döner döner Allah deriz. Döndükçe Allah deriz deyince Bektaşi; hadi oradan, biz bir Allah deriz bir daha dönmeyiz, demiş.

bak bunlar da alevi demeleri... adamlar uçmuş :)

Niyaz ehlindeniz zannetme zahit
Menşuru cihandır nazımız bizim
Sözümüz mutlaka canana ait
Enel hakk çağırır sazımız bizim

Erenler bezmidir meydan-ı irfan
Zulmati nur eder inkar-ı iman
Eğer safi ise olur tilkisi aslan
Kaplandan müthiştir tazımız bizim

Kapıdan girmeden düşün derince
Pek dardır yolumuz sırattan ince
Mananın sırrından okuduk hece
Benzer muammaya yazımız bizim

La yı unutmuşuz hep deriz illa
Çekmişiz bu yoldan dehle es sela
Ketmandır şahımız dönmeyiz asla
Açılmaz münkire rahımız bizim

Bulmuşuz mevlayı vicdanemizde
Edep müncelidir erkanımızda
Birdir her millette meydanımızda
Türkümüz Kürdümüz Lazımız bizim

Ruhullah bulmuşuz ol demde zatı
Biz zattan seyrettik ism-i sıfatı
Bir elden içtik de ab-ı hayatı
Kalmadı kışımız yazımız bizim

otopsiraporu dedi ki...

ulan bende volkan bunu nerden öğrenmiş diyordum :wow:

gaykedi dedi ki...

@hipopotam ah o kelime ne çirkin bir şey değil mi :(


@bisgen ne güzel demiş, dönen dönene bu günlerde herkes :p


@otopsi... volkan'dan telif istiyeyim diycem ama telif hakkı bende değil fıkranın :p

Adsız dedi ki...

sevgili gaykedi sofranda bizimde tuzumuz olsun dedik.Biliyorsun bektaşi sofrası tuzsuz olmaz.Erenler seninle olsun.

http://sufi-saja.blogspot.com


Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar.Solaklara seslenir.Saraydan cıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir. Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Babayı yaka paça huzura getirirler.
Sultan :
-Bre uğursuz, nabekar!... Bugün sabahleyin karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur.Vurun kellesini...
Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır :
-A devletlum siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum.Söyleyin, uğursuzluk hangimizde!...

gaykedi dedi ki...

@isimsiz tuz için teşekkürler, tanrım bektaşi fıkralarına bayılıyorum :p

Hipopotam dedi ki...

Evet hem de ne çirkin... Bir insanın başka bir insanı "katletmeye" 'izin' vermesi, münasipliğini (!) salık vermesi... Ve bu lafın tarihte kaç yüz bin kez söylendiğini düşünmek... (Azımsadım mı? milyonlar mıdır?)

gaykedi dedi ki...

@hipo evet milyonlar :(