19 Ocak 2008







Masum Değiliz !


Geçen sene sonsuz uykusuna bir "Ermeni ninnisiyle" uğurlamıştım sevgili Hrant bugün de sağ olsaydı onu eminim duygulandıracak, Ayşe Karabat'tan eski bir yazıya yer vermek istiyorum;


Duvara asılmış çerçeveli siyah-beyaz bir fotoğraftan, çatık kaşları, dökülmüş saçları, gülümsemeyen ama tanıdık gelen bir çehreyle etrafı seyreden bir adam. Ben doğmadan çok önce öldüğü için tanımadığım dedem, Süleyman Bey.

Fotoğraftaki adam, gençleşiyor birden. Yıl 1915 civarı. Süleyman Bey, 13-14 yaşında. Omzunda tüfeği, Ağrı Dağı'nın eteklerinde dörtnala at koşturuyor. Bir Ermeni köyüne doğru gidiyor çatışmak için. Bir haber yolundan çeviriyor genç Süleyman; "Kardeşin öldürülmüş."

Diğer aile büyüklerinin anlattığı kopuk kopuk rivayetler hep aynı cümleyle başlıyor, "Aslında biz iyi geçinirmişiz Ermenilerle ama..." Bir de kimsenin ama kimsenin açık yüreklilikle itiraf edemediği bir gerçek: "O yıllarda eli silah tutan kimse masum değil."









Yıl 1996. Bir 24 Nisan sabahı. Hafızama kazınan ve hiç çıkmayan başka bir fotoğraf: Kudüs'teki Ermeni mahallesinde simsiyah giyinmiş bir kortej. Kortejdekilerin yüzleri, tıpkı dedemin siyah-beyaz fotoğrafındaki gibi, çatık kaşlı. Saçları dökülmüş, tekerlekli sandalyedeki yaşlı bir adamın gözyaşları süzülüyor çenesine doğru.

Acaba oradaki insanların herhangi birinin dedesi, benim dedemle karşılaşmış mıdır? Onların da aile büyüklerinden dinlediği kopuk kopuk rivayetler aynı kapıya çıkıyor mu; "O yıllarda eli silah tutan kimse masum değil."

Yalnızca, meseleyi tarihçilere bırakalım argümanı. İyi de hangi tarihçilere; tarih felsefesinden anladığı, din değiştiren Ermenilerin oturduğu mahallelerin çetelesini tutmak olanlarla mı?










Ne istiyorum, biliyor musunuz? Ermeni çetelerinin Rusya ile işbirliği yapmasından ve bunun gibi konulardan tamamıyla uzak meseleleri konuşacağımız bir çay toplantısı.

Çünkü ben, dedeme yapılanlardan başkalarını sorumlu tutmuyorum. Dedemin yaptıklarından da kendimi sorumlu tutmuyorum. Olan bitenler için üzgünüm ve bu üzüntümü samimiyetle paylaşacak insanlar arıyorum.

Çünkü kangren olmuş bu sorunun çözümü, sorunu ortaya çıkaran büyük stratejilerde değil, çıkar ilişkilerinde değil, sorunun acısını iliklerinde kemiklerinde hisseden ve çeken halklardadır da ondan.



3 yorum:

gay_yor dedi ki...

hani hep barış deriz yaa...yürüyüşler yaparız barış adına çocuklar barış resimleri çizerler yanı kıvrılmış resim defterlerine..nereye baksan barış..barış bumu demiştim.. gazetelerin altındaki o büyük zekayı görünce..sadece ayakkabılarını görebilmek ve hüzünlenmekti yapabildiğim o an donup kalmıştım..ve düşünmüştüm..o eli silahlı adam hiç resim çizmemişmiydi kenarı kıvrılı resim defterine..yoksa sadece iyi not alıp geçmekmiydi amacı..iyi not alıp geçmekmiş asıl amaç..o yosun tutmuş beyninde..şimdi kendince yineiyi not aldığını düşüne dursun..ona sıfır verip süründüren bir topluluk var önünde..


bu ara da 3 gün kadar aksadı dönmem...ama tüm gidişlerin dönüşüde olması çok güzel:)

gaykedi dedi ki...

@gay-yor yosun kelimesi yetersiz o beyinler için, kurtlanmışlar kurtlanmışlar, hani şu dağ kurtlarından hem de :(

Adsız dedi ki...

http://www.medyabiti.com/devam.asp?yid=116