07 Ekim 2007






Neler Yapabiliriz (IV)


Arap, Hint, Türk yani doğu toplumlarının ve kadınlarının çılgınca altın merakı beni her zaman üzmüş ve düşündürmüştür, zaten yeniden eritilip değerlendirilmese bile topraktan bir gram altın elde etmek o kadar zahmetli, enerji gerektiren ve doğaya zararlı bir süreç, altının değeri de toplumlarda büyük oranda psikolojik ki insan üzülmeden edemiyor....Beni bu düşüncelere iten ara sıra taktığım altın bir küpem, çok mu ince düşünüyorum bilmiyorum ama ince düşünmeliyiz insanları ve doğayı seviyorsak öyle değil mi?..

Anneciğimin ben kendimi bildim bileli takdığı altın küpesi ve evlilik yüzüğü dışında, hiç böyle bir merakı olmadı, bu yüzden çok takdir ediyorum onu. Zaten hiç düşündünüz mü kullandığınız yüzük, küpe, kolye, bileklikteki altının geçmişini?...Karışa karışa, bozdurularak el değiştirerek, eritile eritile, şekilden şekile insanlığın ta barbar çağlarına kadar gittiğini...

Küpenizde bir mezar soyguncusunun kerpetenle söktüğü bir ölünün altın dişinden bir parça olabileceği yada nişan yüzüğünüzde bilezikleri için öldürülen, hamile bir kadının gerdanlığından kalıntılar olduğu düşüncesi, belkide vahşice katledilen yaşlı bir ninenin düşmanın ganimeti sayılan kefen parası birkaç altın lirası? Velhasıl doğayı ve insanları seviyorsak eğer şu altın denilen şeyden şeytan görmüş gibi kaçmalıyız arkadaşlar!


2 yorum:

Le vent dedi ki...

Bu yazı dizisini okumaya başlamadan önce, soya kıymalı ürünlerin yüzüne bile bakmamıştım, iflah olmaz bir etobur olarak. Geçen ilk kez soya kıymalı mantı denedim, dediğin gibi farkını fark etmek neredeyse imkansız.

Sonra odamda duran vakti zamanında binbir hevesle alıp; sonra yüzüne bakmadığım eşyaları elden geçirdim birbir.Bir kısmını yeniden işler hale soktum; bir kısmını ise konu komşuya dağıttım. Ne yani her zaman bir tabak yemek mi gönderilir komşuya veya kırk yıl hatırı olan bir fincan kahve midir? Ben masa lambamı verdim yan komşumanın oğluna mesala:)

Şu salonda duran ve gümüşlük denen zımbırtıya bir çözüm bulamadım bir tek. Anneme yeni evlenen birine hediye etmeyi önerdim. Antikaymış, hatırası varmış, onca eşya nereye konurmuş, onu birine vermem için önce cesedini çiğnemem gerekirmiş...

Altın mevzusuna gelince, annemin "müstakbel gelini" için aldığı bir trabzon seti ve birkaç bileziği var. Evet ben de senin gibi sadece gülümsüyorum burda Gaykedicim:)

Bir yazı dizisi okumaya başladım ve hayatım değişti...

gaykedi dedi ki...

soya kıymalı köfteyi bir dene bakalım yarı yarıya gerçek kıymayla karıştırarak ilk aşamada :)

işe yaramayan eşyaları birisine verince ben hafiflediğimi hissediyorum, ha bir de verdiğim kişinin mutlu olması ve bir ihtiyacını görmesi beni daha da bir mutlu ediyor :)