18 Ekim 2007






Kanatlarımız !


Hiçbir şeyin farkında değildim ben. Annem ve babam çok telaşlıydı. Bu yüzden babam beni 8 yaşında ruh doktoru Atalay Yörükoğlu'na götürüp; 'Bu çocukta bir gariplik var, bir bak bakalım' dedi. Ailemi en çok telaşlandıran şey, bir uçak yapmaya koyulmamdı. Gerçekten uçacağıma inandığım bir uçak yapıyordum. Atalay Yörükoğlu da şunu söylemiş babama; 'Bu çocuğun kanatlarını sakın kırmayın.'

Bir hikaye daha var: İlkokula yeni başladığım yıllar. Okulun bahçesinde dolaşıyordum, öğretmenim beni yanına çağırdı. Koşarak gittim heyecanla. Yaklaştıkça fark ettim ki öğretmenim bana kötü bakıyor. 'Ceplerinde ne var' dedi. Babam terziydi, babamın kalan kumaş parçalarını toplar, onlarla oynardım. Kumaş parçalarını gösterdim. Öğretmen bana tokat attı; 'At bu kumaş parçalarını bu pisliklerle oynama' dedi.

Öğretmenimin bilmediği ve bana sormadığı şey şuydu; onlar sıradan kumaş parçaları değildi. Ben o kumaş parçalarını dünya haritasına yerleştirir ve o ülkeleri ceplerime koyardım. Ben ceplerimde dünyayı taşıdığıma inanırdım. Atalay Yörükoğlu'na bu hikayeyi anlattığımda bana Danimarka'nın yerini sormuş ben de çizmiştim. 'Bunu nasıl yaptın' dediğinde 'Burası Andersen'in ülkesi' demiştim.

Sunay Akın




3 yorum:

YAŞAMDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

BU ÜLKEDE HAYALLERİ YIKILAN O KADAR ÇOK ÇOCUK BÜYÜDÜ Kİ!!!!
ARTIK OLMAZ UMARIM..
HER ZAMANKİ NAİF ANLATIMIYLA NASILDA GÜZEL YAZMIŞ SUNAY AKIN..
TEŞEKKÜRLER..

LEJYONER dedi ki...

çok güzelmiş.saol

Dery@ dedi ki...

Cocuklarin d�nyasini anlayamayan insanlara sasiriyorum.. sanki hi� �ocuk olmamis gibiler..