05 Ekim 2007






Elektrikli Beyin !


Bundan dört yıl kadar önce (1964) yılnda New York'ta bir petrol kumpanyasına davet edilmiştim. Gökleri tırmalayan bir yapının çeşitli bölümlerini gezerken, bilmem kaçıncı katta bir daireye girdik. Aklımın ermediği türden bir sürü aygıt dizilmişti salona...Dediler ki:

-Dünyanın her yanındaki kollarımızdan, şubelerimizden gelen bilgiler işte burada değerlendirilir...

Bu gün Amerika'da 40 bin, Batı Avrupa'da 6 bin bilgisayar vardır; bu olağanüstü farkı gözler önüne seren Batılı yazarlar diyorlar ki:

-Matematikçilerin yüz yılda yapabilecekleri hesapları yarım saatte yapabilen bu aygıtların iki kıta arasında dağılımı Amerikan kudretini ortaya koymak için yeterlidir. Bilgisayar giderek çoğalacak ve iş hayatının her kesimine girecektir.

İlhan Selçuk'un yaklaşık 40 sene önce yazdığı bir yazıdan alıntı. O zaman Türkiye'de sadece bir tane bilgisayar var, o da Karayolları Genel Müdürlüğü'nde. "İşte buradan" resmini görebilirsiniz. Biraz daha bu bize gelen ilk bilgisayardan bahsedelim.










Bundan tam 40 yıl önce; bir Eylül günü, büyük bir itina ile Ankara’ya, yol hesaplarını kolayca yapsın diye, taa Amerika’dan uçakla getirildi. Bir insanın 20 günde yaptığı işi, bu gürültülü makine tek başına bir saatte yapınca herkes hayretler içinde kaldı; ve insanlar O’na hemen bir isim buldu: Elektronik beyin.

O’nu görenler önce ne olduğunu anlayamadı. Garip bir görüntüsü vardı... O güne kadar gördükleri makinelere pek fazla benzemiyordu. Bir kere çok ağırdı. Sonra bir devlet dairesine yakışmayacak komik bir hali vardı. Sanki yanıp sönen 2 bin kadar lambasıyla, Karayolları yerine Lunapark’a daha çok yakışır gibiydi.

Elektronik Beyin, artık ülkenin tek eğlencesiydi. Basın O’nunla ilgili haberleri manşetten veriyor, karikatürlere konu oluyordu. Çetin Altan Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde, “Biz Allahın verdiği beyni kullanamazken, Amerika’nın verdiği beyni nasıl kullanacağız?” diye soruyordu.


Hiç yorum yok: