19 Ekim 2007






Dominika !


"Bir Norveçli olmak” nasıl olurdu diye düşündüğüm oluyor bazen… Hani üç yıl önce meydana gelen trafik kazasının bile hala konuşulup, kınandığı bir ülkede yaşamak! Nasıl olurdu, en azından sabahları bunca ölümle uyanmamak! Ya da Batı Medeniyeti’nden uzakta, dünyanın öteki ucunda, Güney Amerika’da minicik bir adada, mesela Dominika’da yaşasaydım; kaçabilir miydim böyle acılarından? Bu denli karmaşık, göz koyulmuş, barışmayı bilemeyen bir coğrafya yerine daha iddiasız, doğayla barışık bir yerde yaşasaydım, mutlu uyanır mıydım, sabahlara?

Dominika deyince, Gezi Traveller dergisinde çalıştığım zamanlara kaydı aklım. Dominika adası ile ilgili bir yazı çeviriyordum. Sazlıkların, eğreltiotlarının salkım salkım indiği parlak ırmakların kenarında, asude koylarda oturup, doğayı içime çekerken hayal etmiştim kendimi. Dominik Cumhuriyeti’ni gezmiş bir pilotla yaptığım röportaj geldi sonra aklıma. Bir vesileyle gezgin olmuş insanlarla, gezmek üzerine söyleşiyordum. Pilotun anlattığı hikâye, bugün gibi aklımdadır:

Sıcak güneşin her daim adayı aydınlattığı, insanların yoksul ama neşeli olduğu, minicik bir adada, orta yaşlı ayakkabı boyacısı günün müşterisini beklemektedir. Pilot ona tüm günde ne kadar kazandığını sorar.“5 dolar” der. Ayakkabısını boyatıp, ‘5 dolar’ bırakır. Boyacı teşekkür edip, başlar tezgâhını toplamaya. Pilot hırslı bir kentli olarak sorar “Neden tezgâhı topluyorsun, bir 5 dolar daha kazanmak istemiyor musun?” Boyacı “Ne gerek var ki” der, “bugünkü ekmeğimi çıkardım”

Aycan Sağıroğlu


3 yorum:

domino dedi ki...

Bir cennet sarhoşluğu ararken gerçeğin acısıyla inleyerek buluyoruz kendimizi.Dominik cumhuriyetinin o boyacı çocuğu ne güzel ders vermiş hayata dair. Hep daha fazlanın hırsıyla sömürdüğümüz dünyayı nasıl da redd etmiş küçük boyacı elleriyle.

Farmau dedi ki...

O kadar çok canımızı acıtan gerçek var ki bu ülkede hemen hemen hepimiz yeni bir güne uyanamıyoruz.Songünlerde hepimizin içinde bir kaçıp gitme isteği belki üç beş dolarla yaşamak zorunda kalsak bile en azından sakin bir hayat sürmenin keyfini tadmak istiyoruz.Ama daha dün gitmek lazım derken kendi kendime aklımızın bir köşesi,ya da kalbimizin bir köşesi hala buralarda atarken nasıl olacak bilmiyorum....

Elif dedi ki...

Davulun sesi uzaktan hos geliyor. :o)Tabii Irak'ta filan yasayip, hayatin kazigini yemek de vardi!!!

www.elifsavas.com/blog