23 Eylül 2007






Zeki Müren !


200 kadar plak, 100'e yakın beste yapan, 18 filmde başrol oynayan, Zeki Müren'in 1960 yılında, bir dönem tiyatro oyunculuğu da yaptığını, bunca yıllık ibneyim, hiç duymamıştım. Emrah Güler isimli bir arkadaşımızın araştırmasından aktarıyorum;

..." Arena Tiyatrosu'nda rol aldığı oyun, gayet manidar bir şekilde Robert Anderson'ın 'Çay ve Sempati' isimli oyunuydu. Manidar dememizin nedeni, oyunun başkahramanı Tom Robinson Lee'nin ilkgençliğinin Zeki Müren'in çocukluğu ve gençliğiyle benzerlikler taşıması.

Müren'in canlandırdığı 17 yaşındaki Tom, spordan haz etmeyen, kızlarla iyi anlaşan, dikiş dikmekten ve klasik müzik dinlemekten zevk alan, bu nedenle de okuldaki diğer erkekler tarafından dışlanan bir genç. Başka söze gerek yok herhalde"...









Hatırlarsanız bu dahi eşcinsel sanatçımız, müzik, film ve tiyatro kariyerinin arasına bir de şairliği sıkıştırdı Sanat Güneşi. 1965 yılında şiirlerini, 'Bıldırcın Yağmuru' isimli bir kitapta derledi.

Zeki Müren bundan yarım yüzyıl önce! Milliyet Gazetesi yazarı Halit Çapın'ın eteğiyle ilgili sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: 'Benim giydiklerim kadın elbiseleri değildir. Sezar'ın, Baytekin'in, Brütüs'ün giysileridir.' Bu demeçten 50 yıl sonra bile, Tarkan'ın eşcinselliği tedaviyle çözülecek bir hastalık olarak tanımladığı düşünülürse, cevabın kaçamaklığı gayet sevimli kalıyor.

Zeki Müren'in eşcinselliği çok ortada olmasına karşın, bunu hiçbir zaman telaffuz etmiyor, özel hayatı hakkında konuşmuyor. Yalnızca, bazı röportajlarında cinsiyet vermeden en uzun ilişkisinin 8 yıl sürdüğünü ve de platonik olduğunu söylüyor. Zaten, seyircisiyle mesafesini her zaman koruyor.










Üstünde payetli bir tuvalet, yüzünde makyaj, saçlarında simlerle sahneye çıkıyor ama seyircisiyle de her zaman 'siz'li-'biz'li, her zaman 'efendim'li bir diyalog kuruyor. Tüm bu mesafe ve özel hayatıyla ilgili ketumluk sayesinde sahnedeki özgürlüğünü kazanıyor aslında.

Hiç kimseyle yüz göz olmadığı ve sahnede de mükemmel olduğu için, bir tür dokunulmazlık elde ediyor. Darısı din tüccarı, inanç reklamcısı, kafayı sıyırmış denyo transseksüellerin ve Mehmet Ali Erbil'in iğrenç esprilerine, kahkahayla, neşe içinde gülen, Etiler barlarının saray soytarısı, karga seslilerin başına.

544 makama sahip olduğu söylenen hakkında Yahya Kemal Beyatlı'nın, "Çok insan anlayamaz bizim musikimizden ve ondan anlamayan da bir şey anlamaz bizim insanlarımızdan" buyurdukları, pek dinlemediğim Türk sanat müziğini bana sevdiren Zeki Müren'den, çok güzel bir parçaya, "youtube linki vererek " bitireyim yazımı, buyurun efendim 1978 yılbaşı gecesine.


8 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

Ne kadar güzel yazmışsın şekerciğim. Yarın da "Sanat Güneşi"mizin vefatının sene-i devriyesi sebebiyle, ben de kendisine yer veren bir yazı ve bir de podcast yayımlayacağım :o)

sad-ece dedi ki...

1 yıl eğitim aldım..
Lise 1-2-3 AKM de her pazar, Nevzat ATLIĞ konserlerine gittim..
Ve hala çok çok severim..
***

Zeki Müren in son anlarını anlatan, ORADAYDIM belgeselini izledim..[CNN TÜRK te..]
Çok acıklı ve hazin bir son olmuş ölümü..
İnzivaya çekilmiş, odasından hiç çıkmayan, obez bir adamı, biraz da zorlayarak, TRT ye getirmişler..
Kullandığı ilk mikrofonu [2 kg luk..] hediye ederlerken, heyecandan kalp krizi geçirmesine neden olmuşlar..
Ama o da zaten, sahnede ölmek istiyormuş..
O gece giydiği siyah kıyafetinin adı bile son geceymiş..
Mükemmel bir ses, bir daha gelmeyecek olağanüstü bir yorumcu..
Mekanı cennet olsun...

selamlar..

gaykedi dedi ki...

goddess

bende az önce yazını zeki müren yazını okudum yorum yaptıp camımcım, ne varsa eskilerde var bee :)


sad-ece

evet ya, bu dahi insanın ölümü bile sıradışı oldu, türk sanat müziğinden çok anlamam, Müren dışında pek kimseden dinlemekten de zevk almam, hele o cıyak cıyak bağıran bülent ersoy bana hep itici gelmiştir, Zeki'cim ne rahat söyler şiir okur gibi değil mi :)

OYLUM dedi ki...

hadi Zeki Müren in devri uygun değildi diyelim peki ya diğerleri kendini diva yada ıvır zıvır börtü böcek olarak tanıtan bu kişiler bugüne kadar homoseksüller ve travestiler için, onların sosyal hakları için toplumsal olarak ve gücü kullanan kişiler olarak birşey yaptılar mı? Herhangi bir destekte bulundular mı? Polisler bu insanların saçlarını kazırken veya döverken ağızlarını açıp bir şey söylediler mi? Akılları fikirleri ceplerini doldurup gençlerle gönül eğlendirmekte. Ben onları adam yerine koymuyorum ki onlardan bir şey bekleyeyim..geç allahaşkına gay kedi.İsmail Türüt bile öyle veya böyle meydana çıkp rengini belli etti..

gaykedi dedi ki...

oylum

açıkçası zeki müren'in istanbul da ilk gey barların açılmasına öncülük ettiği hep anlatılır bizim camiada, bir gay olarak o yıllara göre oldukça cesur davranmıştır, her hareketi, hal ve davranışı, giyinişi v.s ile, günümüz soytarıları için zaten diyecek hiç bir şey yok :(

OYLUM dedi ki...

Oyleyse aferin ona...Ama ben gene de tevatür diye düsünüyorum. Ama zaten anladğın gibi ben Zeki Müren'i eleştirmedim en azından yukarıda.

gaykedi dedi ki...

@oylum

bence galiba oylum, benim bir gay olarak, zeki müren'i, servetini ülkenin en erkeksi ve zengin kurumu olan orduya bağışlaması dışında eleştirmeye pek bir hakkım yok, ben olsam eşcinsel derneklerine bağışlardım o parayı :)

Adsız dedi ki...

neden orduya bağışlamasını eleştirdiğini anlamıyorum. eşcinsel olması ya da olmaması vatanını sevmesi ve kendince onun için birşey yapmasına engel değil. yaşadığı dönemde bu ülkede (yadırganma.. vs duygular nedeniyle başka bir yere gitmeyerek bu ülkede) çok güzel ve başarılı işlere imza attı; ordunun eşcinsellere (en azından o dönemki) bakışını önemsemeden bulunmayı sevdiği toprakların koruması için gerekli gördüğü bir yere servetini bağışlamış olması bence onun konuyu aştığını gösteriyor.