28 Eylül 2007






İğrenme Psikolojisi !


Ne ilginç; iğrenme hissinin geliştiği başka bir canlı yok. Üstelik her kültürde rastlanan iğrenme duygusu, insanın kendini hastalıklardan korumak için bir fonksiyona dönüştü. İşte bu yüzden mikrop kapmaya yol açacak bilgi ve durumlarla (çürüyen ceset, dışkı gibi) karşılaşınca iğreniyoruz. En azından evrimsel bakış açısı bu.

Modern sosyal psikoloji, pek çok kültürde farklı bir sosyal sınıf veya fiziksel görüntünün de iğrenme hissine yol açtığını söylüyor. Mesela aşırı şişmanlara, deforme olmuş bedenlere bakmak, rahatsız eder. Tamam, bu bedenleriyle alakalı. Peki bir sosyal sınıftan iğrenmek nasıl açıklanabilir?









Hindistan’dan bir örnek: Kast sistemi olan topluluklarda en alt kastta olanlar, cesetleri ortadan kaldırmakla görevliydi. Yani herkesin uzak durmak istediği işi yaptıkları için otomatik olarak ‘mikrop yayma’ potansiyeline sahiptiler. İğrenme ve uzak durma duygusu böyle gelişti.

Yeni sosyal psikoloji teorilerine göre muhafazakarları liberallerden en belirgin biçimde ayıran ahlaki değer işte bu: Kutsallık ve saflığa duyulan bağlılık. Sıkı laikler, türbanlı, çarşaflı, sakallı olanlardan tiksiniyor, evet... ‘Kara böcek’ ve ‘sıkma baş’ terimleri bile bu iğrenme hissinin birebir tezahürü değil mi?

Aynı şekilde sıkı sıkıya İslam’a bağlı olanlar da ‘laik’ ve ‘Kemalist’ kelimesini neredeyse bir küfür olarak kullanıyor: Onlar, ‘yozlaşmaya uğramış, değerlerini yitirmiş, ahlaksız, baldırı çıplak’ insanlar... Menfaatleri için ‘analarını bile satarlar’...

Mehveş Evin


6 yorum:

menekşe'nin güncesi dedi ki...

iğrenme duygusunun her ülkede aynı olduğunu sanırdım ben...

yurtdışındayken aynı anda tuvaletini yapıp yemek yiyen insanları görünce kültüre ve inanca göre değişim gösterdiğine kanaat kılmıştım...

bu yazı tüm düşüncelerimi daha iyi yerine oturttu sanki...

YAŞAMDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

http://www.biertijd.com/mediaplayer/?itemid=3193/
BUNADA BAYILACAKSIN G.K

gaykedi dedi ki...

@menekşe...

kesinlikle haklısın, toplumlara göre kokuların beğenisinin bile değiştiğini okumuştum biryerlerde, bir topluma harika glen bir kokudan diğer toplum nefret edebiliyormuş yani, keza yemeklerde öyle :)

Esther dedi ki...

iğrenme güdüsü bence kedilerde de var... kedim yanlışlıkla suya bastığında yahut biz fazlaca sevdiğimizde tiksintiyle yüzünü buruşturuyor(evet!) ve silkiniyor... kesinlikle iğrendiği bir takım şeylerin olduğuna inanıyorum..

Elif dedi ki...

Sanirim, laiklerden ve dincilerden en basit sekilde "tiksinmek", insanin icindeki dusuncelerin fazlaca edebi olmadan disari kolayca cikivermesini sagliyor. Yani o insana hakikaten detayli sorular sorsan, aslinda ortada igrenme olmadigini ogrenirsin. Belki kizginlik, belki yabancilik, belki bir suru baska duygular ama kim ugrasacak o hisleri analiz etmekle? Igreniyorum deyip gecmek daha kolay ve ustelik de bir dusunceyi bir inanc haline getirmekte de daha faydali. Burada olay insanin kendini korumasi icin evrimle edindigi bir his degil de, sanki dusuncenin kendisinin insandan insana yayilmasi icin evrimlesmesi. Buna mim deniyor. Mim de igrenme duygusuyla daha kolay yayilir.

www.elifsavas.com/blog

gaykedi dedi ki...

@kıymet

gene bulmuşsun ilginç birşeyler, izlerken sonunda o kadar güzel bir şey çıkacağını hiç zannetmiyordum :)


@esther

kediler cins hayvanların tekidir, ben hariç dermişim :)


@elif

evet "Elif" iğrenmek işin en kolay ve basit yolu, aslında bu konuda yazmak istediğim bir kaç şey daha var, yarın cumartesi neşesini yazayım, herhalde pazar tekrar dönerim bu konuya :)