19 Ağustos 2007




Hıyarların Aşkı !

Aşk doğuştan hormonlarla ilgilidir, ama aynı zamanda kazanılması, edinilmesi gereken de bir seydir. Emek ister. Hormonu iyi salgılayan aşık olduğunu sanabilir, çıldırabilir, azabilir, ama aşk ayrı birşey. Bir sanat, bir güzellik yaratmaktır aşk. Hıyarların, hamhalat heriflerin işi değildir.

Diyelim ki kızın birini görüyorum, içime bir ateş düşüyor ve aşık oluyorum. Yok, öyle yağma, böyle beleş bir şey olabilir mi? Ateş düştükten sonra ne halt yediğine bağlı olarak aşk olur ya da olmaz.








Ateş düştükten sonra o ateşi düşüren kişiye gidip onu söndüreyim hemen diyorsan, orada aşk yoktur.. Ama aşk düştüğünde; kendimizi, hayatı, yaşadığımız kültürü anlamaya ve dönüştürmeye çalışıyorsak, iste aşk odur. Bize insan olduğumuzu hatırlatır ve büyük bir sorumluluk yükler. Aşık olduğum zaman aklıma şu gelmeli, aşığım, demek ki yapacak çok iş var.

Yani aşktan aldığımız enerjiyle bir yere bir ağaç dikebiliyorsak, bir insana yardım edebiliyorsak, farklı kitaplar okuyabiliyorsak, gereğini yerine getirdiğimiz şeydir.

Aşk eşittir sevgili değil, iki kisilik de değil çok kişiliktir aşk. Bütün dünyayı düşman belleyip Leyla'yı sevmek değildir. Leyla'da bütün insanlığı sevmektir.

Felsefe Prof. Ahmet İnam


12 yorum:

mahallenin delisi dedi ki...

aşk insanın büyüyüp gelişmesini, değişmesini sağlamıyorsa ne işe yarar ki başka?

bugün ben de bir Ahmen İnam yazısı alıntılayacaktım. bunun üzerine söz söylemek olmaz artık başka pazara =)

diagonel dedi ki...

çok güzel bir yazııı
özellikle

Bütün dünyayı düşman belleyip Leyla'yı sevmek değildir. Leyla'da bütün insanlığı sevmektir.
kısmını çok sevdim

gaykedi dedi ki...

@mahallenin delisi

evet aşk pişirmeli bizi, ateşin toprağı pişirdiği gibi değil mi!

@diagonel

ben sana tanrıdan "leyla" değil mecnun diliyorum canimcim...leyla ile mecnun masalı sıktı zaten....mecnun & mecnun yada leyla & leyla okuyalım birazda değil mi :)

www.edasuner.com dedi ki...

Çok güzel ifade etmişsin Ateş düştükten sonra o ateşi düşüren kişiye gidip onu söndüreyim hemen diyorsan, orada aşk yoktur..ama anlayana kazma kürek az :) Aşk emek ister köpek gibi sevmek değil sadece sevmesende garipsesen de wcnin kapağını neden kapatmıyor diye dert etmeden güzelce izah edeceksin. Kaparsa emek veriyordur zaten :)

Iraz dedi ki...

Kesinlikle size katiliyorum. Ask emektir bir kere. İlk goruste dikkatini ceker birisi, bu sayede ancak onu daha yakindan tanimayi amaclarsin. Ondan sonra paylasilanlar, verilen emektir aski ask yapan.
oyle bir sey ki, mutsuzu huzurlu; sairi duygusuz yapar, adama napacagi belli olmaz bence..

gaykedi dedi ki...

@eda

verdiğin wc örneği bana, anthony hopkins'in bir emekliyi canlardığı filmde karısı ölünce, evde tuvalete gidip etrafa sıçrata sıçrata ayakta işemesinin çok komik sahnesini getirdi...çünkü karısı aynı annem gibi onun sadece klozete oturarak işemesine izin veriyordu..filmin ismini hatırlayamadım karavanla geziye de çıkıyordu tek başına sonra :)


@ıraz

ah hemde ne emek, insanı kan ter içinde bırakır, ama bu emeğe değecek birisini bulmaşsınız o tatlı yorgunluğun tadı hiç birşeye değişilmez :)

dolphin dedi ki...

ben aşık olmayı özledim... aşkla bakan gözlerimin dünyaya olan seyrini özledim... sonra aşktan parlayan saçlarımı, cildimin ışıltısını ölzedim...
aşık olmanın ben farkına varmaksızın çevreye yaydığı pozitif enerjisini özledim...

yataktan kalkmak, güne başlamak için sebeplerimin oluşunu özledim...

eminim yazarın dediği gibi aşık olmak için var bende o yetenek :)

Goddess Artemis dedi ki...

Aşk, ilk anda çarpılmadır. Ardından o güzel sevgiyi emek, özen, fedakârlıkla büyüterek 1 olmaktır. Bir'leşmektir. Sadece tende değil, ruhta da...

@ gaykedi:

Sinefil yine sende hata buldu! Eda'nın yorumuna verdiğin yanıtta, örneklediğin film 2002 yapımı About Schmidt'ti, başrol oyuncusu ise Jack Nicholson'dı. Sende bu saplantı hâline gelmiş. Jackie Boy'u sürekli Sir Anthony Hopkins'le karıştırıyorsun! ;o)

Noni dedi ki...

Benim aşk ateşim kısa sürede sönüveriyor demek ki gerçek aşkı henüz bulmamışım ki bu da iyi birşey aramaya devammm! Artık bahtımıza Mecnun mu düşer Leyla mı hep birlikte görcezzz!

dolphin dedi ki...

kediciğim üstteki yorumlarından birinde bahsettiğin filmin adı about schmidt idi... oynayanda jack nicholson du :)

ben çok etkilenmiştim o filmden... özelliklede hiç sevmediği karısını sırf yalnızlığından ötürü özleyip sevmediği kokusunu anımsamak için parfümünü kullanıp elbiselerini koklamasından... allahım yalnızlık ne kadar kötü dedirtmişti bana :) sana o filmle ilgili bir link veriyorum şimdi...

hiç gülme ben o son sahnede çok ağlamıştım :)

http://www.youtube.com/watch?v=qfcjyXmSqOs

gaykedi dedi ki...

@dolphin

umarım artık bu özlemin en kısa zaman da biter :)


@artemis

kesinlikle böyle bir saplantım var, bu iki dev oyuncuyu feci karıştırıyorum :)


@noni

ha gayret, artık allah ne verdiyse kısmete :)


@dolphin

verdiğin linki izledim, film gözümün önünde canlandı ne filmdi değilmi ama, pek bir derin sahneler vardı ve çok sıkı bir filmdi.

mcd dedi ki...

cok guzel bir yazi. buraya aktardigin icin sagol