31 Temmuz 2007



Nereden Nereye !

Tarihçi Z. Oldenbourg'a göre bir zamanlar Bağdat'a kıyasla 'Paris, Londra ve Milano modern taşra kenti düzeyinde bile değildi. Afrika köy ve kasabalarından biraz halliceydiler'.

Tüm Avrupa için durum böyle değildi. Londra çamurlu nehrin kıyısındaki birkaç kulübeden ibaretken, biraz uzaktaki Kurtuba, Granada ve Sevilla serpilen metropollerdi ve kıtaya ilk üniversitelerini, sokak aydınlatmasını, kaldırımları ve parkları sunuyorlardı...

Yukarıda ki satırlar Sümeyye Ganuşi'nin The Guardian'da çıkan bir yazısından. Avrupa'da İlk üniversiteler Müslümanlar kovulmadan önce onların öncülüğünde Endülüs kültürüyle içiçe olan İspanya' da görülüyor.







Peki dünyada ilk üniversitenin Abbasiler döneminde halifelerin oturduğu Bağdat'ta 11. yüzyılın ilk yarısında açıldığını biliyor muydunuz? İlk üniversiteler büyük camilerdi. Öğretmenler caminin kenarına oturur ve ders verirlerdi.

Bu gün İslam dünyasının perişan haline bakıp, Amerika Batı ve İsrail'i suçlama kolaycılığına kaçmak işin en kolayı, lütfen unutmayın 100 sene önce de Arap'lar geri kalmışlıkları için Osmanlı imparatorluğunu suçluyorlardı.

Sizce olay bu kadar basit mi, İslam dünyasının çuvaldızı başkasına batırmadan önce, iğneyi kendisine batırması ve bir değil, bir kaç tane Atatürk gibi aydınlanmacı lider çıkarması gerekmiyor mu?


7 yorum:

"Denize dek ırmakdır adın..." dedi ki...

dünyadaki ilk üniversiteyle ne kasdettiğini tam anlayamadım. bundan önce bir sürü kurum var. hiç olmazsa bugün kullandığımız akademi kelimesinin de kendisinden geldiği Platon'un kurduğu Akademi adlı okul var! okul dediğime bakma bugünkü üniversitelere kaç basar! sonra Platon'un öğrencisi olan ve daha sonra kendi araştırma kurumunu kuran Aristo'nun Lise'si var...

sensorium dedi ki...

üle gaykedi islam alemi kadar başına taş düşecek :)
bir süredir okuyorum da yazılarını, yav git artık kendine yeni yaşam alanı bul, o kdar övdüğün yerleri yaşayarak gör de karar ver..
bu ülke de İslam dünyasının bir parçası ve perişan halde olmadığımızı düşünen senin gibilerin milyonlarca katı insan var..

istikamette doğru şeyler söylesen de muhteviyatta tek kelimeyle saçmalıyorsun..

Bağdat' ın perişan halini yalnızca o ülkede islamiyet olmasına bağlayamayız, ne Saddam' ın başa gelmesi İslamiyetin sucu orada, ne diktatörlük olmasının ne de başka birşeyin.

Biraz kendine gel özeleştiri yap, hep eleştiri yapma, Yazılarında hep batıyı ve dahi hristiyanlığı övüp müslümanlığı yerin dibine sokuyorsun, insanları resmen dini ile yargılayp, genelleyip, sınıflandırıp, aşağalıyorsun, oysa bu yaptığının hiç bir dinde de yeri yok.. eminim senin iman ettiğin dinde de yeri yoktur, her hangi bir dine imanın yoksa bile, yaptıklarının doğru dürüst insanlıkta da yeri yok - tur.

edi.ben dedi ki...

ah gaykedi işte burda tam benim konuma giriş yapmışsın ve inan yazacaklarımı yazsam bloglar yetmez :)
ne alakası var denilen bir yerden başliiicam ki alakası çok...
çeviri...
evet evet çeviri bilimi sayesinde oldu herşey. he hangi herşey... dur azcık yaziiim.
tarihte bilinen ilk büyük çeviriler antik yunanalılara ait eserlerin çevirisidir. hangi dile. arapçaya. araplar o dönemde çok büyük bir "kültür ve medeniyete" sahiplerdi. ve kocaman kocaman bilim evleri (bağdattaki ve iskenderiyedeki en ünlüleri) açmışlardı. ve antik yunandan- ki biliyoruz astronomi, felsefe, matematik, ... gibi bilimlerde ne kadar önemli ve ileri bir kültürdür eski yunan kültürü- arapçaya tüm bu önemli filozofların bilim adamlarının eserleri arapçaya çevrilmişti. daha sonraki dönemlerde de arapçadan latinceye çeviriler yapılmış ve çok ilginçtir ki avrupa eski yunana ait bu önemli kaynakları endülüs emevileri sayesinde fark etmiş ve arapçadan çevirerek tanıyıp öğrenebilmiştir.
dolayısıyla bu çeviriler bilim ve sanatın çok önemli yerlere gelmesine neden olmuş ve bilim evleri denilen (ya da üniversite) yerlerin açılmasına bilim adamlarının yetişmesine yol açmıştır. yani bugün avrupa aristoyu da platonu da pisagoru da arşimeti de araplar sayesinde tanımıştır.
tabi eski arap kültürüyle şimdi arap kültürünü de karıştırmamak lazım... avrupa bunları araplardan öğrenip ilerletmiş araplarsa bir dönemden sonra işte günümüzdeki haline getirmiştir. durum ortada.
ama şu bir gerçek ki felsefe bilimine ya da astronomi, matematik ve tıp... bu alanlara eski arap kültürünün arap bilim insanlarının, farslıların, türklerin kattıkları çok şey vardır...farabiyi, ibni sinayı, hele hele ibni rüştü bugün avrupada pozitif bilim okuyan herkes tanıyor biliyor. hatta sadece pozitif bilim değil felsefe ve teoloji okuyanlar da (yalnız isimleri bazı yerlerde farklı tabi :))
ay susmam ben bu konuda... en iyisi artık bitireyim başkalarına da yazacak yer kalsın...
(yüksek lisans yaparken en çok araştırdığım konuydu da bu konu... çeviribilim başlığıyla araştırma yaparken kendimi haliyle tüm bunların ortasında buluverdimdi ehe ehe)

gaykedi dedi ki...

sevgili "Denize dek ırmaktır adın" zannediyorum, antik yunandaki felsefe akademilerden öte burada kasdedilen günümüzdeki üniversitelere daha yakın daha sistemli ve daha kalabalık eğitim kurumları olsa gerek...

"sensorium" islamiyeti değil yobazları ve batıl dinsel hurafeleri eleştiriyorum, şuan hiç bir dinde Müslümanlar kadar olmasada, her dinde var tutucular merak etme sen buna hristiyanlık da dahil, artı yazımı anladığınızı düşünmüyorum!

Evet Edi'ciğim ya, o zamanki Arap kültürü bu güne göre inanılmaz kozmopolit ve çoğulcu...bunu anlamak için hayyam'dan bir kaç dize okumak bile yeterli :)

Ozlem Isil Bankal-deWit dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Noni dedi ki...

Ayyy Bush çok sinir çıkmış ağza bak ıyykkk :D

Friedrich Camus dedi ki...

Bence hiç lider çıkarması gerekmiyor.

Yahu okuma-yazma dahi bilmeyen bir adam vardı zamanında Meksika'da. Büyük zaferler kazanan Zapatista'ların "baba"sı Zapata. Ne diyordu:

"Güçlü bir halk lidere ihtiyaç duymaz."

Demek ki eğitilince bunlar görülmüyor. hehe.