08 Haziran 2007


...!

Çocukken ben, böyle işyerlerinde falan, böyle patronların odalarında, babamın maaşını almaya gittiğimizde mesela, böyle patronun masasının yanı başında, konuşlanmış, küçük buzdolabını görür, ve, ilerde inşallah benimde böyle küçücük bir buzdolabım olur diye düşünürdüm.

Çocukluğumda beni çok büyülemişti o buzdolapları. Huzur veren bir yanları vardı. Sanki sahibini gerçekten çok mutlu ediyordu. Böyle patron, açıverirdi kapağını, içi silme gazoz, kola, meyva suyu dolu. Arada gofret, çikolata bile var. O kadar hoşuma giderdi ki.







Patron dükkan senin derdi bana. Ehe Ehe. Bir yandan gazozumu içerken bir yandan, gofretimi yerken, bir yandan da, bir gün benim de böyle bir buzdolabım olacak diye düşünürdüm. Hiç arabam olsun, evim olsun, zengin olayım, çok güzel bir karım olsun, hiç böyle şeyler istemezdim. İlle de küçük buzdolabı.

Düşünebiliyor musunuz, içinde kıyma yok, ne bileyim bi patlıcan yok, ıspanak yok, içinde tamamıyle eğlenceli şeyler var. Juke Box gibi. Ayrıca diğer buzdolapları gibi tipsiz de değil, dekoratif. Neyse, büyüdük eşek olduk, şimdi hiç umurumda değil bunu anlatmaya çalışıyorum...
Alpay Erdem

4 yorum:

indigohk2b dedi ki...

ben de okumuştum penguen de o yazıyı.şu alpay erdem alem adam ya onun bi de şu ezik muzları sevme ve boğazlı kazak meseleleri var.
çok severim :)

gaykedi dedi ki...

çok sevimli bir yazı değil mi indigo, bunları okuyunca bende birden çocukluğumda kurduğum o çocukçsu masum hayallerimi anımsadım :)

morportakal dedi ki...

müthiş bir yazı(tespitmi demeliyim).kreşteyken aynı hayali bende kurardım şimdide umurumdamı değilmi bilemiorum gazozların yerini içkiler almaya başlayacak sanırım

narsis7ekho dedi ki...

Ya hepimizde mi aynısı varmış... Ben de odamda olsun da salona çıkmak zorunda kalmayayım diye isterdim.

Evi ayırmayı düşünemeyecek kadar küçükmüşüm. Sonra akıl ettim, uyguladım.