24 Mayıs 2007


Yaşama Sevinci !

Artık eğlenmek için yaptigimiz seyler de otomatikleşti. Çünkü şu film seyredilecek deniliyor, herkes o filmi seyrediyor, şu yazar okunacak diye emir geliyor, herkes o yazara çullanıyor.

Fakat herkes o yazardan ne anliyor? Madem ki farklıyız, herkes o farkı yaşamali. Ama fark da bize giydirilen bir şeye dönüsüyor.

Beymen'den giyinince farkli oluyorsun. Kendimizden kaynaklanmıyor. Yani diplomalar, nasil yaşayacağımız, her şey bize dışarıdan giydiriliyor. Ama kim giydiriyor derseniz, kimse giydirmiyor aslinda, birbirimize giydiriyoruz. Böyle olunca yaşama sevinci kayboluyor, bu çok büyük bir tehlike.
Felsefe Prof. Ahmet İnam

8 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

@ gaykedi:

Prof. Ahmet İnam çok değerli bir kimsedir. ODTÜ'de 1989 yılından bu yana Felsefe Bölümü'nde ders vermektedir. Hacettepe Tıp'dan (aynı zamanda TBMM 21. dönem milletvekili) Psikiyatri Profesörü Cengiz Güleç'le birlikte, şimdilerde kapanmış Hayvan Dergisi'nde her ay bir konu belirleyerek yaptıkları sohbetlerin, fikir teatilerinin adı Şen Profesörler'di. Sohbetler belli bir konu üzerinden doğaçlama olarak gelişmekteydi. Geyikmiş gibi görünen, en eğlenceli satırların aralarında bile, anlayana büyük dersler vardı. Keşke Met-Üst arka arkaya kapanan Öküz ve Hayvan gibi bir "kültür fizik dergisi" daha yapsa da, böyle bilge insanlardan feyz almaya devam edebilsek. Tanrı başımızdan eksin etmesin bu insanları!

gaykedi dedi ki...

evet ya artemis'cim öküz ve hayvan ne şeker dergilerdi!

zihni dedi ki...

...şu yazar okunacak diye emir geliyor, herkes o yazara çullanıyor.
Toplumun her kesiminde böyle değildir bildiğim kadarıyla. İlk göze çarpan özelliğimiz, OKUMAMAAAKK! Kaldı ki, önerileni okumak da iyi bir özellik sayılmalı. Hiç okumayandan korkalım Gaykedi Bey:)

gaykedi dedi ki...

Bir açıdan haklısınız Zihni Bey ama burada Ahmet bey'in anlatmak istediği medya-sanat-para ilişkisin de parlatılan-şişirilen ama bunu haketmeyen eserler-kişiler sanırım.

Elif dedi ki...

Eveeet, ben de "farkli" uniformalara bayiliyorum! Buradan giy, hepimiz gibi farkli ol. :oP

Aslinda hosuma gitmeyen sey, herkesin bayildigi bir yazari, filmi begenmeme hakkimin olmamasi.

www.elifsavas.com/blog

ertank dedi ki...

hangi filmde vardı anımsamıyorum.bir erkek ile kadın, ilk randevularında bir lokantada oturuyorlardı. adam en sonunda ıkınıp sıkınıp "ben the piano'yu sevmem" diyordu. malum, kendisi romantik ve feminizan filmlerin şahı sayılır, sevmem demek cesaret ister. sonra, karşısındaki kadının da gözleri parlıyor ve 'ben de' diyordu. bir sonraki sahnede ise bütün lokanta, 'biz de, biz de!' diye koroya katılıyordu.

demem o ki, biri şu fitili yaksa, aslında seviyor göründüğümüz şeyleri bize belletildiği için sevdiğimizi görebileceğiz.

Adsız dedi ki...

İyice koyun sürüsüne dönüştük biri bir yöne parmak gösterse hurra peşine takılıyoruz, Trend olsa gerek dimi ama...:=PPP
d-chic

Friedrich Camus dedi ki...

Bir sürünün karşısına aynı şekilde örgütlenen başka bir sürü çıkarmak gibi saçma birşey bu da.

Ahmet İnam'ın bu yazısını okumamıştım. Yazıya buradan ulaştığım için teşekkür ettim.