03 Nisan 2007


Eşcinsel Öldürmenin
Dayanılmaz Kolaylığı III


Bu yaklaşım onları gidip gidip lumpenlerle, yani ayaktakımıyla ilişki kurmaya yöneltiyor. Bir profesör bir sırık hamalıyla, bir şair bir kaldırım satıcısıyla yatabiliyor. Kadının erkekte aradığı “güç ve güvence” onlarda yalnızca fiziksel anlamda makbul. “Kendi küfvü” olan kişileri bulamıyorlar. Oysa biz bunu yapmayız. Ben kapıcının karısıyla yatmam, bir prenses de bana tükürmez!

Eşcinsellere kızıyorum, çünkü bizden çok daha fazla zamparalık ediyorlar. Bizim adımız çıkmış, oysa onlar bir türlü “sevdiğini bulunca kıçını kırıp onunla oturmayı” bilmiyorlar, “cruising” tabir edilen eş arama gezilerinin trafiği gereğinden fazla yoğun... O zaman da hem ölümcül hastalık kapma tehlikesi artıyor, hem de fiilen oracıkta öldürülme tehlikesi. Kendinizi bu kadar kolay öldürtmeyiniz. Dayak yemeyiniz, iki tane de siz ekleştiriniz. Muhtaç olduğunuz kudret, kolunuzdaki kaslarda mevcuttur.

Bir zamanlar korumalığımı yapan bir polis arkadaş, daha önce ahlak zabıtasında çalışmış, Taksim’de travesti kovalıyormuş, bir gece bunlardan birini yakalamış, kolundan sertçe çekip ekip arabasına tıkacak olmuş... “Herif çeneme bir yumruk geçirdi ki feleğim şaştı” demişti...“Ne o,” dedim, “kadın gibi göründüğüne bakıp sen onu kadın mı sanmıştın? Evdeki eksik eteği sopalamaya benzemez bu iş!”...
Engin Ardıç

Hiç yorum yok: