10 Nisan 2007


Devlet !

İstanbul'da bir Halkbank veya Ziraat Bankası şubesine uğrayın, sonra da bir Yapı-Kredi veya Garanti Bankası şubesindeki işinizi tamamlayın. Sonra da bir oturup düşünün:

Bunlar aynı ülkede çalışan iki banka mıydı? Aynı sokak üstünde olabilir, personelle aynı dili konuşuyorsunuz, masaların üstünde aynı gazeteler duruyor, falan filan... Ama atmosfer başka, insanların kılıkları, tavırları, konuşma tarzları başka... Çay getiren kişi bile bambaşka.... Murat Belge

Gerçekten devletimiz ve kurumları başka bir boyut ve zamanda yaşıyor sanki..Geçenlerde Türk telekom' a ADSL için tekrar gittiğimde, şurada daha ne kadar oldu ki özelleşeli, personeli daha ilgili daha güleryüzlü ve candan buldum, eskisi gibi lakayt değillerdi!

Tanrı bu siyasetçileri ve onların emirkulu olmuş bürokratları bildiği gibi yapsın! Binlerce nitelikli pırıl pırıl gencimiz iş bulamıyorken, niteliksiz yandaşlarını heryere doldurmuşlar bütün partiler yıllarca :( Gaykedi

6 yorum:

D-Chic dedi ki...

Kurumsallaşmış firmalarda hele birde büyük bir gruba ait bir şirket ise Yapı Kredi ve Garanti gibi çalışanların birçok eğitimden geçtiklerini söyleyebilirim tamamen gördüğünüz fark orada eğitim yaniii...Geçenlerde bende bir forumda birçok bürokrat ile aynı ortamda bulundum bizim gibi olabilmeleri için daha çok fırın ekmek yemeleri gerek bakış açıları farklı, herşeyleri çok farklı duruşları bile, adamlar rahata ve tek düzene alışmışlar gerisi boş ve hala aykırı geldiğini söyleyebilirim.

Ezgi dedi ki...

Belki benim şansımdan, devlet daireleriyle her daim iyi geçinmişimdir. Belki de Emekli Sandığı'nda büyümektendir. Bizim Halkbankasıyla annemin maaşı nedeniyle bağımız var. Güvenlik görevlisi halimizi hatırımızı sorar, banka müdürü vs. güleryüzlü insanlar. Ama kurumlarda laçkalaşma olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette. Kimisi "hizmette sınır tanımaz" kimisi de saat 5'i zor yapar. Bak bu hizmette sınır tanımamak da ayrı mevzu. Nasıl ya?:)

ezop dedi ki...

Ya yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal durumu. Bir şey değişmiyor, hangisi iyi diye düşündüğümde bir cevap bulamıyorum?Sahi hangisi iyi, kamunun hantal bürokrasisi, nato kafa nato mermer çalışanları mı yoksa kamu mal ve hizmetlerinin sermayeleştirilmesi mi? Özel sermayeye geçmeyen, serbest piyasallaştırılmayan kurum kaldı mı?Bu serbestpiyasallaşan kurumlar bunun karşılığını fersah fersah almaz mı bizden?Sömürmez mi halkın iliğini?Şimdi bir kez daha soruyorum gerçekten hangisi iyi?Ben işin içinden çıkamıyorum, ne diyelim eğitim şart:)

pRncfRn dedi ki...

Bunun en acı halini de malesef Hastanelerde yaşıyoruz. Bir SSK'ya gidiniz, bir de kötü bir özel hastaneye. 'Kötü' dediğimiz o özel hastanede bile gereçler ve çalışan insanlar ne kadar farklı...

diagonel dedi ki...

uzun lafın kısası paran varmı kardeşim
?


var...

ozaman özeli kamu su bilmemnesi hiç fark etmiyor....

para bu başka hiç birşeye benzemiyor

adamına göre adam gibi muamele görüyorsun yoksa yandın hiç yaşamamak daha iyi zaten

bu gün git yarın gel lerle geçiyor ömrün nafile yaşanmış hayatın ,yaşayan figüranısın okadar

Muhayyel dedi ki...

Bence temel fark, özel sektörde rekabetin ve iş kaybetme riskinin olması. Devlet sektöründe, birkaç yıl önceye kadar ne verilen ödüller ve terfiler özendiriciydi ne de cezalar caydırıcı.

Ancak şu an durum çok farklı.Biz okulda devamlı performans değerlendirmesine tabii tutuluyoruz.Uzman veya başöğretmen olabilmemiz için, kendi alanımızdaki mesleki yeterliliğimiz kadar, master-doktora gibi üst düzey eğitimlerimiz, aldığımız seminerler ve hepsinden önemlisi öğrenci ve veli memnuniyeti dikkate alınıyor.

Ayrıca her kamu kuruluşu kendi bünyesinde TKY (toplam kalite yönetimi) ekipleri, kurup bunları etkin şekilde çalıştırmak zorunda. Pek çok kişi hadi canım sende, bunlar kağıt üzerinde diye düşünse de, siz bir şikayet formu doldurup bıraktığınızda, o sorunun çözümü için mutlaka birşeyler yapıldığını göreceksiniz.

Sevgiler:)