10 Mart 2007


Üsküdar !

Biz Türkler "Üsküdar' a gider iken" şarkısı için Türk musikisi diyoruz, ama gelin görün ki ülkeler bazında bu şarkı üzerine tartışmalar bitmiyor. En son 2003 yılında da Adela Peeva adlı Bulgar yönetmenin vizöründe, ırkçılık problematiğine ışık tuttuğu için bir belgesel film yapılmasına kadar sürüyor bu tartışmalar. Belgesel filmin ismi de manidar, "Bu şarkı kimin?"

Bizler, "Üsküdar' a gider iken" derken, Yunanlılar "Apo tin Athina" (Atinadan Pire' ye), Sırplar "Ruse kose, curo, imas" (Sarı saçların var, kız!), Bulgarlar ise "Jassen messetz wetsch isgrijawa" (İşte apaçık bir ay doğuyor) diye eşlik ediyorlar bu şarkıya...

3 yorum:

Selma Erdal dedi ki...

Toprağım;
Rus ezgisi olduğu biliniyor...
Bununla birlikte Bulgar ya da Yunan diline Türkler'den geçme olasılığı tartışılmaz; çünkü onlara egemen olan bizlerdik...

BaL dedi ki...

Bayram dedeme, Trabzon'daki bir gezisinde, gençler takılmış; "Bayram Bey, kemençeye Rumların diyorlar, ne diyorsun?"
Dede dediğime bakmayın, bulgar sınırından Rus sınırına, itibar gören, adı sanı bilinen, namuslu bir tüccarmış kendisi...
Dönmüş "Onundu bunundu bilemem, şimdi kim çalıyorsa onundur" demiş...
Türkü, şarkı... :)
"Söyleyenlerin"dir...
Ama Karagöz bizimdir :)))
Sevgiler...

gaykedi dedi ki...

bunlar şarkının kaynağı hakkında nette bulduğum bilgiler;

‘Istanbul radyosunun yillarca sinyal müzigi olan Katibim türküsü, Kirim harbi içinde, Abdülmecid zamaninda çikmistir. Ikinci Mahmut devrinde askerlere Avrupai kiyafetler giyidirlmis ancak sivil memurlar bu konuda serbest birakilmislardir. Abdülmecid, Istanbul içindeki her memura setre ve pantolon giydirdi, mutaassip kesim de bu olayi dillerine dolayip ‘Gavur mukallitligi’ dediler ve pantolonla sokagi çikmayi iç donuyla çikmakla bir tuttular, özellikle de genç, eli yüzü düzgün katipler büsbütün dillere düstüler. Kirim harbinde müttefikimiz olan Ingilizlerle Selimiye Kislasi hastane olarak tahsis edilmistir. Ingiliz ordusundaki Iskoç alayini kisa eteklerle goren halk bu askerlere ‘donsuz asker’ lakabini takmisti. Bu alay sark’a hareket ederken, bir Iskoçyali bestekar bu birlik için bir mars besteledi. Bir Istanbul külhanisi de Selimiye Kislasinin Üsküdar yolu üzerinde olmasindan esinlenerek ve ‘donsuz asker’ler için yazilan marsin müzigini kullanrak katiplerle dalga geçmek için ‘Üsküdar’a giderken…’ türküsünü yazdi. Daha sonralari çalgili küçük konsol saatleri çikti. Bu saatler ilk olarak Türkiye’ye Iskoçya’dan geldi ve Iskoçlar bu saatlere ayni marsin müzigini koymuslardi. Bu saatler Istanbul’da ‘Katibim Türkülü Saat’ adi altinda satildi ve neredeyse almayan kalmadi.’
Bu izaha göre Katibim aslinda bir Iskoç marsidir. ‘Donsuz’ Iskoçlari gören halk ‘donsuz’ katiplerle alay etmek için bu türküyü, ‘donsuz’larin marsiyla, yazmis… Ama baska rivayetlerde var. Bazilarina göre bu sarki aslinda bir ‘Sefarad’ müzigi.

Haldun Dursunoglu söyle bir bilgi aktarmis bir yazisinda:

(…)’Kuşkusuz albümde dikkatimi ilk çeken parça “Sacred Shabbat” oldu. Yani Mukaddes Şabat*. Senelerdir, belki de yüzyıllardır “Kâtibim” veya “Üsküdar’a gider iken” ismiyle bildiğimiz, severek eşlik ettiğimiz, setresi uzun, eteği de çamur olan ‘Kâtibim’in, Mukaddes Şabat’a olan dönüşümü ilgi çekiciydi doğrusu. Biraz kızarak dinlemeye başladım ilk başta bu enstrümantal müziği. Çünkü albümün içerisindeki bilgi kitapçığında “Kâtibim” için ‘Müzik: Geleneksel’ yazıyordu ve aranjmanı da Mckennitt’e ait gözüküyordu.

Oysa “Kâtibim” için elimizde yeterli bir belge ve bilgi yoktu. Bu müziğin bir Türk bestesi olduğu sadece bir söylentiden ibaret neticede. Kitapçıkta verilen bilgiye göre de bu eser, 11. ve 12. yüzyıllar arasında bestelenmiş yahut icra edilmişe benziyor. Endülüs Yahudilerinin yani sefaradların, zamanede meşk ettikleri şarkıları içeren bir albümden bahsediyor kitapçıkta. Burada da “Kâtibim”in aslında sefarad eseri olduğuna değiniliyor bir bakıma.

Loreena Mckennitt’in “Kâtibim”in melodisini ilk duyduğu albüm, Eduardo Paniagua ve Jorge Rozemblum’un hazırladıkları Morada del Corazón adındaki çalışma. Hemen bu albümün içeriğini inceleme ihtiyacı duydum. Mckennitt’in Mukaddes Şabat diye albümünde yer verdiği eser, burada Sábado Sagrado ismiyle yer alıyor. Yani “Mukaddes Şabat”.

Sábado Sagrado isimli o eserin hemen yanına not düşülmüş. “Judería De La Región Otomana” yani Osmanlı hakimiyetindeki Yahudi bölgesine ait’….
Bir baska rivayet ise söyle:

Kimilerince 1854 yılında Kırım Harbi dolayısıyla Üsküdar’da konaklayan askerlerin dilinden düşmeyen bir halk şarkısının müziğinden alınma, kimilerince Üsküdar halk kültürünün bir parçası olan Katip Aziz Bey ve kendisini görmek için kafesli pencerelere koşan kızların 19. yüzyıldaki sevdalarının şarkısı…
Rivayetler daha bitmedi. Bir de Halide Edip Adivar’in aktardiklari var. Ona göre bu sarki zengin dul bir bayan ile bir katibin hikayesini anlatiyor. Dul kadin, katibe olan askinda ötürü, katibin ikinci esi olmayi teklif ediyor. Katibin esi bunu dul kadinin serveti hesaba katarak kabul ediyor. Sonunda dul bayan katibin ikinci esi oluyor…