18 Mart 2007


Bilgi Çöplüğü !

Mekanlar farkli insanlar da farkli olunca bilginin ayni olcude kullanilacagi saniliyor.Bugun karsimiza cikan sorun aslinda bilginin kullanimi degil, bilgi yiginlari arasinda dogru enformasyonu secerek anlatmak istediklerimizi anlatabilecek yeterlilige ulasmak.

Blog dedigimiz dunya, sanal alemde ciglik atmamiza mi yariyor yoksa sanal alemin degersizligine bir katki da bizim vermemize mi?

Esas olan paylasmak ise, "herkesin sorunu kendisine buyuktur" ilkesinden yola cikarak yazdigimiz onlarca sacmaligi paylasarak; insanlarin merak gudusunu hedef alarak ucuzculuktan para kazandigi icin begenmedigimiz "BBG evleri dizisinden" farkimiz kaliyor mu? Kimi ilgilendirir ki bizim hayatlarimiz? Kime ne bizim kimi aldattigimizdan? Kime ne bizim kimle yatip kimle kalktigimizdan?

Peki, her meclis-i birliktelikte bu tutum icersinde olanlari ayiplayan biz insanlar, oyleyse 2 yuzlu muyzu yoksa iki yuzlu mu? Bu sadece kucuk bir yalan mi bizim hayatimizda yoksa surekliligiyle taninan tarihin teklerrurunden mi ibaret?

Farkindaysaniz bir "vikipedia" gencligi turedi son yillarda.Bilginin ortalarda

-hesapsizca- dagitilmasindan sebeplenen insanlar, onlarca enofrmasyonu bir araya getirerek bize yuklemeye basladilar.Peki ihtiyacimiz var mi?


-Ihtiyacimiz var mi dunyanin ilk insan eti yiyen manyaginin kurbaninin annesine yazdigi mektubu bilmeye?


-Ihtiyacimiz var mi spermin hangi hizla vu´cudu terkettigni bilmeye?


-Ihtiyacimiz var mi X bakterisinin yasam kosullarinin ne olduguna bilmeye?


Hicbirine ihtiyacimiz yok.Ama onlarin ihtiyac duydugu bir sey var.. Daha az dusunmemiz.Bu da ancak zamanimizi daha fazla tuketerek gerceklesebilir.Hem de sonucta hicbir sey icin

Uyku arastirmalarina gore Turkiye`nin ortalama uyku suresi 7-8 saat arasinda.Yani hayatimizin 1/3`unu uyuyarak geciriyoruz.

Peki sizce kacini bu sacmaliklar aliyor?


Bugünkü yazı için "Herackles' e" teşekkürler...

16 yorum:

gaykedi dedi ki...

umarım "bilgi çöplüğü" iyi bir başlık olmuştur...her gün posta kutuma o kadar abuk sabuk mail geliyor ki "bunları biliyor musunuz" diye ! ama benim genede en hoslanmadiklarim bu maili bilmem kac kisiye gönderirseniz dileginiz olacak falan türü sacmalıklar !

zihniorer dedi ki...

Haklısın gaykedi.
Ama, ayranı üfleyerek içmemiz de gerekmiyor değil mi.
Bilgi çöplüğüne değerli eşya karışmış olamaz mı. Çünkü, bilgi meydanı tek.
Çok yararlandığımız bilgi kaynaklarına haksızlık etmiş olmayalım, ne dersin?
Öyleyse, "bilgi dedektörü" kullanalım. Seçici olalım.
Bilgi hırsızlığına ve ukalalığa karşı da savaş açalım. Özgür yorumlara kalitesi düşük te olsa dokunmayalım. Onları staj kategorisine alalım.
Çtığınız başlık bu anlamda önemlidir bence de.

esther dedi ki...

"-Ihtiyacimiz var mi dunyanin ilk insan eti yiyen manyaginin kurbaninin annesine yazdigi mektubu bilmeye?"

pehöh ben bahsetmiştim albert fish'ten :S

ESTHER

Adsız dedi ki...

"-Ihtiyacimiz var mi dunyanin ilk insan eti yiyen manyaginin kurbaninin annesine yazdigi mektubu bilmeye"

geçenlerde kendisinden (albert fish) ben bahsetmiştim ama tutupta bakın bu adam insan eti yiyen manyaktır bunları bunları bunları yapmıştır diye değildi..

"bunları biliyormusunuz" kıvamında hiçbir yazım yok ama nedense bunu üstüme alınma gereği duydum... blogumda sadece kendimden bahsediyorum. rahatlamak için yazıyorum. eminim pek çoğumuzda bu amaçla yazıyor. insanları bilgilendireyim ya da beni okuyup birşeyleri görsünler gibi bir misyon üstlenmedim. tamamen kafa dağıtmak, yaşadıklarımı bir yerlerde kalıcı olmasını sağlamak. bu tür bloglardan hoşlanmayanlar zaten okumuyorlar :)

ayrıca gaykedi sana katılıyorum şu 2853 kişiye birden her saat başı şuursuzca yollanan yok efendim "biliyormusunuz türkiye aslında petrol kaynakları bla bla" ya da "bu mesajı 3 milyon insana gönderin dileğiniz gerçekleşsin vallahi billahi gerçek" türünden mesajları görmek midemi bulandırıyor.. bazen oturup bunu yazan arkadaşlara mail yolluyorum :) maillerim meşhurdur denk gelmenizi istemem.. artık başlıklardan falan tanımaya başladım okumadan siliyorum en temiz yol

ESTHER

gaykedi dedi ki...

birde alınmasınlar ama genelde kız arkadaşlarımın huy edindiği yeni görmeye başladığım bir mail türü daha çıktı..bu maili bana 10 kişi geri gönderirse az seviliyorum 20 kişi olursa normal, 30 çok seviliyorum türünde :)

Jack Trout’un “Yeni Konumlandırma” adlı kitabından şu bilgiler çok ilginç;

Son 30 yılda daha önceki 5000 yılın toplamından daha fazla bilgi üretilmiş.

Tüm basılı bilgilerin toplamı 4-5 yılda bir 2 katına çıkmakta.

Newyork Times’in tek bir hafta sonu ekinde yer alan bilgiler, 17. yüzyılda yaşayan bir İngiliz’in tüm ömrünce topladığı bilgilerden daha fazla.

İngiliz dilindeki sözcük sayısı Shakespeare dönemindeki sözcüklerin 5 katı.

Öğrendiğimizi sandığımız şeylerin %80’i ilk 24 saat içinde unutuluyor...Deniz Ülke Arıboğan

narsis7ekho dedi ki...

Bana pek mantikli gelmedi bu yazi. (Herackles kusuruma bakmazsiniz umarim, sert bir giris olmadi insallah.)

FW maillerdeki saadet zinciri benzeri BCCsiz yollanip mail adreslerimizi onun bunun eline veren sacma sapan yazilarin otesinde, neye ihtiyaci olup neye ihtiyaci olmadigina farkli insanlar farkli cevaplar verebilirler. Hatta ayni insan ayni bilgi icin bir gun peeeh yapsa, diger gun a-aa diyebilir.

Mesela gun saymayi dogum kontrol yontemi olarak kullanan insanlar (Genelde evli ve tekesli insanlar yapiyor sanirim bunu) icin bir spermin kadin vucudunda yaklasik 9 gun canli kalabildigini bilmek cok onemlidir. Ama mesela sizin/bizim icin onemli olmayabilir. Ya da simdi onemli olmasa da ileride bir gun onemli olabilir. Neyin garantisi var ki su dunyada?

Ilk okudugumda It's raining cats and dogs nereden gelmis bir deyimmis, bana hicbir faydasi yoktu. Sonra gun geldi, guzel bir tartismada cok isime yaradi.

herackles dedi ki...

Sevgili Esther,

Şuna bir bakar mısın?

http://sorular.blogspot.com/2007/02/albert-fish.html

Ne mutlu ki hala kendimi eleştirebiliyorum...

----
-------

Zihni Bey,

Haklı olduğunuz nokta var ama arkadaşımın şu sözü sizin de söylediklerinizi özetliyor sanki; "Değersiz bilgi yoktur, gereksiz bilgi vardır"

herackles dedi ki...

Yok efendim, neden kusura bakayım.Eleştiri olsun da taştan olsun, hepsinin başımızın üstünde yeri vardır.

Zaten benim de dediğim o idi, ya da diyemediğim diyelim.

Her bilgi herkese lazım değildir.Herkes "bilgi yarışmasına hazırlanıyormuşçasına" zaman harcıyor bu sanal alemde.

Araştırmak "tık"lamak oldu.
Bilgi "o dedi" oldu.
Kaynak da "şurada yazıyor" oldu.

Ve bence bunlar da zamanımızı çalan boşluklar olmaya başladı...

narsis7ekho dedi ki...

"Degersiz bilgi yoktur, gereksiz bilgi vardir."
Yahu olmuyor, icime sinmiyor. Boyle bir genelleme... Ana gore degisir ki gereklilikler, gereksizlikler... Bu kadar duragan degil ki.

Arastirma'nin tik'lardan baslamasi da bence buyuk bir luks.
Ihtiyaci olan kadarini gugildan bulabiliyorsa insan iyi; yok soyle boyle bir fikir edinip alacagi kitabi, okuyacagi makaleyi nerden bulacagini ogreniyor ve gidip okuyorsa gercekten de, daha iyi.


Bilgi zaten birilerinin dedigi seyleri de cokca cokca icine almaz mi? Biriken bir seyi baska turlu nasil bunca toplardik bilmiyorum.

Kaynaklar da genelde "Surda yaziyor"lardir. Internette ya da bir kitapta...

Nedense zamanimizdan caldigini dusunemiyorum hala.

gaykedi dedi ki...

Bir iğnenin ucunda kaç melek dans edebilir? Ruhun ağırlığı ne kadardır? Cennette tuvalet var mıdır? Cehennemin fiziksel boyutları nasıl hesaplanır? Ve birtakım anekdotlar anlatılıyor: 1438’de Burgundy’de cinayet suçuyla hüküm giyen domuz mesela... Ya da 1474’de İsviçre’de, ‘yumurtladığı’ iddiasıyla kazığa mahkum edilen horoz... İtalya’da suyundan içenleri ‘ahlaken’ kirlettiği öne sürülen -ve evet, mahkemeye verilen- göl... 1602’de bir Fransız yargıcın, şeytan tarafından ele geçirilmiş olduğuna ve meyvelerinin insanın ruhunu zehirlediğine inandığı elma ağacı !

biraz ateşe körükle gitmiş oluyorum ama :)

"İnsanlığın Garip Tarihi" Darren Oldridge...Gülenay Börekçi

herackles dedi ki...

Sanırım yüzyüze konuşuyoruz gibi yazmışım, yazıyorum da hala.

Bilgi edinmek gibi her şeyin bir maliyeti ve bir de alternatif maliyeti vardır.

O bilgiyi edinmeseydik ne edinebilirdik o zaman diliminde?
Her bilginin maliyeti, elde edilemeyen diğer şeylerdir/bilgilerdir.

Ne kadar işe yaradığını da an için dikkate alırsak maliyetini o an için değerlendirmeliyiz.Yok, geleceği bugüne indirmek istiyorsak o zaman indirgeme katsayısını kullanmamız gerekir bilginin maliyeti için ki bu iş de akademisyenlern meselesine girer...

Benim, özetle söylemek istediğim; insanların merak güdüsünü kullanıp dedikodu "isteklerini" kamçılayarak zamanlarını -çoğu zaman- hiç kullanmayacakları gereksiz bilgileri öğrenerek harcamalarına sebep olanlar var.
Bu sebepledir ki bu tuzağa düşen insanlar genelde tekrarcı oluyorlar, ortada olan biteni sorgulayamıyorlar.

Sevgiler...

Esther dedi ki...

http://sorular.blogspot.com/2007/02/albert-fish.html

herackles afedersiniz... Geçenlerde bahsetmiştim Albert'ten.. şimdi burada da görünce "aaaa kesin benden bahsediyorlar aman tanrım!!!" diye haykırdım korkuyla.. paranoyağım biliyorsunuz...

ayrıca çok doğru... birinin işine yaramayan bir yazı bir başkasının işine yarayabiliyor.. mesela siz her ne kadar "kendimi de eleştiriyorum" desenizde,:) Albert Fish'in Grace'in ailesine yazdığı mektup, seri katillerin yaşamlarına ilgi duyan, araştıran insanların (mesela ben) dikkatini çekebilir ve ilgiyle okutabilir kendisini...

narsis7ekho dedi ki...

Benim, özetle söylemek istediğim; insanların merak güdüsünü kullanıp dedikodu "isteklerini" kamçılayarak zamanlarını -çoğu zaman- hiç kullanmayacakları gereksiz bilgileri öğrenerek harcamalarına sebep olanlar var.
Bu sebepledir ki bu tuzağa düşen insanlar genelde tekrarcı oluyorlar, ortada olan biteni sorgulayamıyorlar.


Ozet butunden daha aciklayici olmus efendim. Burayi alalim, diger tarafa bakmadan evet diyebiliyorum, vallahi cok hakli bence.

=)

Esther dedi ki...

aaa aklıma geldi... mesela yanlışları düzeltmek ve yanlış yapanları diğer insanların gözüne sokmak için verilen bilgilerde bence gereksiz değil herackles...

örneğin; kendine müslüman insanları, dedikoducu ve iftiracıları ortaya çıkartıp etrafı bilgilendiren ve insanların acil önlem almalarını sağlayan yazılarım oluyor benim de blogumda zaman zaman (tanrım ben bir starım:D )

aaa!!! demek ki, sadece kendim için yazmıyormuşum... o da güzel :)

yani aslında gereksiz bilgi yok bana sorarsanız herackles... sevgiler ve iyi geceler...

SE7IN dedi ki...

allah kahretsin ki diyalogu bir turlu tam manasiyla hatirlayamiyorum. bu konuda narsis7ekho hanimcigima basvursam pek isabetli olur sanirim. nasildi hani o miska'yla zajo'nun arasindaki diyalog?
"her seyi biliyoruz artik, ne kadar sikici. o kadar uzun yasadik ki bilmedigimiz hicbir sey kalmadi.
bilmedigimiz birseyler bulsak.
neyi bilmiyoruz ki?
ah iste... neyi bilmedigimizi bilmiyoruz. neyi bilmedigimizi ogrenmezsek bilmedigimiz birseyler olur di mi zajo?
bilmedigimiz ne kaldi miska?
bilmem ki..." gibiydi ama tam olarak boyle de degildi. ben artik bazi seyleri bilmek istemiyorum dahasi ogrenke de istemiyorum. surekli merak etmek istiyorum ama merakimi tatmin edecek yollar olsun istemiyorum. gunlerce bir filmin yonetmenini dusuneyim ese dosta telefon edip sorup sorusturayim. popomu bile kaldirmadan kutuphanedeki kitaplari tarayabilmek yerine gidip o tozlu sayfalar arasinda kaybolayim. hatta bir arkadasimin dedigi uzere magaralarimiza donelim cunku modernitenin "demirden kafes"i artik katlanilmaz olmaya basladi.

narsis7ekho dedi ki...

Info(wo)man olma zamani gelmis, gec kaldiysak affola:
(Z: Zajo, M: Miska)

Z: Yorgunum Miska, cok yorgunum... O kadar yorgunum ki, ... Dinlensem sasirmam

M: Sirlarimiz olsaydi dinlenirdik, her seyi biliyoruz, ne zor

Z: Bilmedigimiz bir seyler bulalim

M: Ne yorucu, bilmedigimiz bir seyi bulmak

Es

Z: Buldum...

M: Ne?

Z: Bulmayalim

M: Hi?

Z: Bulmayalim, bilmedigimiz seyi yani, bulmayalim. Bilmeyelim olsun bitsin

M: Eveeeeet...

Z: Bilmiyoruz iste, bilmedigimiz seyi bilmiyoruz

M: Ben bilmiyorum

Z: (Taskin) Ben de...

M: Ohhh...

Z: (Eglenerek) Neyi bilmiyorsun?

M: (Kahkaha) Bilmiyorum ki...




(Yangin Duasi, Berkun Oya)