12 Şubat 2007





Allah şu Japon'un
canını alsa !



Hürmetini hiç eksik etmese de, Ersoy'un asla yaranamayacağı birisi de Zeki Müren'di. Ersoy'un kulağına bile gelmiş, yüzüne çaktırmasa da arkasından 'Allah şu Japon'un canını alsa' dermiş. Bu üçlüye Cemal Süreya'nın yorumunu ekleyelim: "Son 40-50 yıllık evre içinde tek doğurgan ses Müzeyyen Senar'dır. Zeki Müren onun parıltılı çocuğu, Behiye Aksoy hayırsız kızıdır. Bülent Ersoy'a gelince, ona da Müzeyyen Senar'ın mafya ile birleşmesinden doğmuş, gizlice ama özenle büyütülmüş yasadışı çocuğudur diyebiliriz."

Daha çocukken, annesi evde olmadığında onun elbiselerini giyer, pürmakyaj, elinde sigara, ayna karşısında 'kadıncılık' oynarmış. Kendisinin 'milat' diye tanımladığı operasyon öncesinden 'erkekçilik' oynadığı filmler var zihinlerde. Gülşen Bubikoğlu'na mahcubiyetiyle kur yapan dal gibi bir oğlan... 34 beden takım elbisesinin içinde Maksim sahnesinde seyirciden aldığı gülleri koparıp kendi başından aşağı döken başka bir tür assolist...




Hiç yorum yok: