25 Ocak 2007


Haç

Suadiye yılları...Komşularımız Ermeni’ydi. Arkadaşlarimiz da. Dikran mahallenin şen şişmaniydi. Himbilligiyla kimse dalga geçemezdi; bizdendi çünkü. Dahasi minyatür kale maçlarinin geçilmez kalecisiydi.Izzet bizden büyüktü. Manitaya nasil yaklaşilir, faça nasil düzeltilir, jöle nasil sürülür, nasil cool yürünür gibi hayat 101 kodlu derslerin hocasiydi.

Bir gün boynundaki zincir koptu ve gömleginin arasindan yere düşüverdi. Zincirin ucundaki haçi gördügümüzü fark ettiginde rahatsiz olmuştu, çekinmişti, korkmuştu biraz.O zaman bunun neden oldugunu anlayamamiştim. Sonuçta o Izzet Abi’ydi. Haklı sebepleri varmış demek...Mansur Forutan

90' li yillar da canciğer bir Ermeni arkadasimla Ermeni sorununu konusmak istemiştim, bir Ermeni gözuyle merak ediyordum görüslerini...Bu konu arkadasimi o kadar rahatsiz etti ki anlatamam "Türk' lerde katliam yapti Ermeni' lerde" dedi ve konuyu degistirdi hemen, benim icin bunun en üzücü tarafi arkadasimin benden bile rahatsiz olmasiydi :( Gaykedi

7 yorum:

Ece dedi ki...

Benim de okuldan arkadaşlarım var ama onların da isimleri Türk ismine benzerdir..
Aylin ve Selin gibi..
Birinin soyadı ise Çolakoğlu dur..
Kimbilir bir tür korumacılık güdüsüyle ve yıllar öncesinin tecrübesiyle kamufle etme zorunluluğu...

Noni dedi ki...

Din, dil, ırk, renk farkı gözetmeksizin herkesin barış içinde yaşayacağı bir dünya var olabilecek mi acaba...

banu dedi ki...

Ben dört yıl boyunca bir Kiliseyle yanyana olan bir apartmanda oturdum. Odamın penceresinin tam karşısındaydı haç...

Pazar günleri seyrederdim gelen gidenleri. Kılık kıyafetler, konuşulanlar, adlar bizimkiyle ayırdedilemeyecek kadar aynıydı.

Din görevlisi bana gülümserdi ben bakarken. Önünden geçerken girip herşeyin ne anlama geldiğini sorardım ona. Renk renk kostümlerini, resimleri, latince notlarını,onun kendince bildiği tarihi, herşeyi...

Aklımda güler yüzüyle kaldı. İNCİTMEDİK YA BİRBİRİMİZİ HİÇ, ONa MUTLUYUM.

Yoksa o da ben de kendimizden ve kimliklerimizden memnunduk zaten.

ilhan dedi ki...

anliyoruz simdi Izzet leri daha iyi.. ben kendi kucukluk arkadasimin neden o kadar korkak ve cekingen oldugunu simdi, belki yirmi yil sonra anliyorum.. ozur borcumuz var o insanlara on yillarca onlara 'insan' gibi davranamadigimiz ve anlayamadigimiz icin.

RinTinTin dedi ki...

Onların kırgınlığı aslında bizden çok tarihe yönelik. Artık ölülerinin kemikleri sızlamasın istiyorlar. Onların derdi toprak talebi, mal mülk falan değil. İşlediğimiz suçu kabul edip acıyı paylaşmamız. Diasporanınkini bilemicem ama TC vatandaşı olan Ermeniler ve Ermenistan Ermenilerinin tek derdi bu. İmaja önem veren bir ülkeyiz ne güzel. Gaçmişimize leke getirirsek toptan çuvallarız, övünecek hiç bir şeyimiz yok hiç olmazsa bir mitos tarih yarattık onunla rahat övünelim diye hep imtina ettik bunu kabul etmekten.

İnatlaşmak yerine dinlemeye katlanabilsek ne kaybederiz acaba?...

sersem sepelek dedi ki...

benimde moda'da oturan çok ermeni arkadaşım vardı..hatta dersanede 14 kişilik sınıfın 6sı ermeniydi..hiç bi zaman birbirimize kimliklerimizle yaklaşmadık..arkadaştık..gerçek dünyada böyle kimlikler yok zaten..kimse kimsenin etnik geçmişiyle ilgilenmez..cerrah'ın bahsettiği "milli duygular" nedense aklı başında eğitimli insanlarda değil de; okutulmamış, bi baltaya sap olamamış, kendini başka konularda bi türlü var edemiş tiplerde var..üzüldüğüm tek nokta da bu zaten! bunca yıl oku, dirsek çürüt, aydınlık fikirler üret sonra böle ne olduğu belli olmayan bi çapulcu tarafından canına kıyılsın..hem de sözüm ona "milli duygular"la..pes..

BaL dedi ki...

Aslında "öteki" korkusu sadece okul görmemiş, baltaya sap olmamışlarda yok ne yazık ki...
Çok yakın aile dostumuz, gazeteci bir ağabeyimiz anlatmıştı. Fotoğrafçı bir arkadaşı varmış Ermeni olan, Garbis adında...
Garbis bir tür arkadaş toplantısına katılmış, yemekli bir toplantı... Toplantının ev sahibiyle yeni tanışmışmış. Ev sahibi yeni gelen konukları kendi arkadaşlarına tanıtırken, Garbis'e dönüp "Özür dilerim adın neydi unuttum" demiş... Garbis adını söylemiş... Bundan sonra toplantı sahibi bir daha onunla konuşmamış gece boyunca...
"Öteki" korkusu, kompleksi... her ne dersek diyelim... Eğitimle, hatta bundan da ötesi "öz insan" olmanın "gerçek" bilincine varmakla ilgili sanırım.
Öte yandan, Gaykedi'nin kendi örneğinde aktardığına benzeriniben de bir Ermeni arkadaşımla, bu cenaze sonrasında yaşadım.
Törene katılmıştım, o çalıştığı için katılamamıştı. Gerçi öncesinde de görüşmemiştik. Akşam internette karşılaştığımızda, hal hatır sorduk birbirimize... Törene katıldığımı, herhalde blogdan anlamış. "Ooo yürüyüşte miydin" dedi.. anlattım ben de... Üzüntümü, kızgınlığımı... Sonrasında sen nasılsın dedim... Hiç keyfim yok dedi... Hayırdır bir şey mi oldu dedim... "İşte bu olaya çok üzüldüm, öfkelendim" dedi...
Durakladım...
Ben de ona aynı üzüntümden bahsetmiştim :) Ortak üzüntümüzdü, ama o kendisine aitmiş gibi ifade etmişti.
Acaba o mu alıngan davranmıştı yoksa ben mi hassaslaşmıştım?
Bilemedim... Soramadım da doğrusu... Kapandı konu...
Ama yaralarımız aynı hızla kapanmıyor :(
Yaralıyorlar "biz"leri...