22 Ocak 2007


Cellatlar ve Köleler I


Eski çağlarda güçlü olan zayıf olanın elindekini almak için mızrağını, ya da her ne ise silahı, gırtlağına dayıyor. Aman dilemezse öldürüyor, dilerse zaten insan altı bir konuma düşerek, köle oluyor, nesneleşiyor.

İlle de silahla, taşla-sopayla, fiziksel anlamda bir şey olmak zorunda değil; bugün zengin bir insan sokağa çıktığı vakit karşılaştığı yoksula o geçmişte mızrağı boğazına dayayıp elindekini aldığını ve karşılığında canını bağışladığını hatırlatıyor.

Bugün zenginlik yoksula uygulanan en sakatlayıcı şiddettir. Dün kılıcın yarattığı efendi-köle ilişkisi bugün; piyasa ile, eğitimle, ahlakla, medyayla, v.b kurum ve kurallarla kendisini yenileyerek devam ettiriyor.

2 yorum:

BaL dedi ki...

Kafamızın içinde karakollar var...
Fiziki olmasa da her sözümüz şiddet...
Kendimizden korkuyoruz önce, sonrasında zaten herkesten korkuyoruz...
Düşünmekten korkuyoruz, ki düşünenden çok daha fazla korkuyoruz...
Buna karşın hep "ben" diyoruz...
Dün ezilen, bugün biraz boynunu doğrultabilse, hemen yarın berikinin boynunu bükmeyi kendine hak sayıyor...
"Ben" dışında yaşayana hak yok...
Kendi kendini tüketen toplum, sonunda "insan"ı tüketiyor...
Önce bireysel karakolları yıkmak gerekiyor öz zihinlerde...


Paylaşım için teşekkürler...
Sevgiler...

Türkan Ka dedi ki...

Vu bu hiçbir zaman bitmeyecek gibi görünüyor..Şiddet beynimizde, malesef...her geçen gün büyümeye, artmaya devam ediyor...