22 Kasım 2006


Tanrı Saati Bir Kez mi Kurdu ?

"Doğa düzenini yaratmış olan Tanrı idi. Ancak Tanrı'nın 'kendi kendisine işleyen' bir tabiat düzenini yaratmış olup olmadığı veya tabiatın düzeninde vuku bulan her bir olayda onun iradesini gösterip göstermediği, önemli bir sorun olarak hala durmaktaydı. Evrenin her zerresini hareketi her defasında Tanrı' nın iradesiyle mi motive edildi, yoksa Tanrı' nın evreni bir kez harekete geçirdikten sonra herşey saatin dönmesi gibi kendiliğinden mi dönmeye başladı?"

"Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğumu" (İletişim Yayınları) eserinin "Yeni Osmanlıların İslamı Entellektüel Mirası" bölümünde Şerif Mardin, Batı' da laikliğin hukuk içindeki konumunun teolojik bir incelemesini yapar. Mardin' e göre, Batı' da ilahi iradenin tabiat kanununu her zaman için belirleyip belirlemediği hususu hayli önem arz eder...

12 yorum:

Pirtik Evli, Mutlu ve Issiz dedi ki...

Gaykedi,

Merhaba,

Sayfana ilistirdigin resimler harkulade.

Nereden ediniyorsun bu resimleri ??

Sevgiler
Pirtik

gaykedi dedi ki...

merhaba pirtik...özel bir site yok sağdan soldan toplayıp biriktiriyorum, sadece iyi bir arşivim var...gaylab.blogspot.com gibi foto link bloglarından linkten like tıklayarak binlerce süper siteye ulaşabilirsin...

berkay dedi ki...

Bu sorunun cevabı bence insanın inancı ya da inaçsızlığında yatıyor.ateist bir düşünce yapısına sahipsen böyle bir soru aklında yer bulamaz.(yani inançsızlığı inanç edinmeyip de insanda bulunduğu öne sürülen inanç ihtiyacını başka olgularla doldurup sağlıklı bir ateist olduysan,,iki türlü düşünce yapısı sürekli birbirine karıştırılır,bence öbür gruptakiler tanrıya inanıp ,ona küskün olanlar,inançsızlığı inanç yapmaya çalışanlar)
inanların her türü sayısınca bu sorunun cevabı da çoğalır gibime geliyor.müslümanlara göre tanrı bir yönetmen koltuğundadır,bir kere dünyayı kurup köşeye çekilmiş olması akıldışı bulunsa gerek.zira yağmur yağdığında bile allahın rahmetine yorulur bu durum.budistlere göre zaten herşey tanrıdan ibaret,kendin bile.budizme göre de her zaman dürtükleniyor olsak gerek,,belki öyle düşünüyorlardır.hristiyanlık ve musevilik kuzen dinler kabul edildiğine göre onlarda da islamiyetten farklı şeyler bulunacağını sanmıyorum.aslında kendilerine böyle bir soruyu muhatap aldıklarını ve bunun üzerinde düşündüklerini sanmıyorum...vala cevabı ben de bilmiyorum:)

gaykedi dedi ki...

aklıma birde şu geliyor, bir araba motoru çalışması için dizayn edilmiştir, marşa basarsın ve araba çalışır...motor çalışırken motoru dizayn eden mühendis artık müdahele etmez, çünkü herşey zaten hesaplanmış ve çalışması için programlanmıştır ! bizde şöför mü oluyoruz ne ! depoda ki mazotta hayat süremiz :)

berkay dedi ki...

ama tanrısal kökenli(!) dinler açısından bakarsak neden insanlara peygamber,kitap ya da afetler gönderiliyor??bunlar nihayetinde bir müdahale ürünü..demek ki tanrı da oturduğu yer de oturamıyor bir şeyleri dürtükleme,istediği şekle getirme ihtiyacı hissediyor bu dinlere göre.mümkündür belki...

gaykedi dedi ki...

belkide dinler onlar arabayı kullanma kılavuzudur :) araba markaları dinlerdir, modelleride mezhepler...üff yaa uçtuk gene :) dinler konusu o kadar karmaşık ki, benim gibi Deist olmak hiç girmemek uzak durmak daha iyi !

berkay dedi ki...

O zaman neden uğraşıyosun kardeşim bu sorularla devrelerini bozmak mı istiyorsun:)
wala felsefe zor iş!

homojen dedi ki...

hayat sinamalarda televizyonlarda izlediğimiz diziler film ler gibi
kurgusu senaryosu oyuncuları baş roldekiler figuranlar aklınıza gelen herşey ve herkes önceden düşünülmüş geriye sadece rolleri ii oynamak kalıyor


iyi oynuyorsan çok ii bir iş çıkıyor mudahale eden ( tanrı ) yok

ama istenen performansı veremiyorsan repliklerini unutuyor doğaçlama yaparak durumu kotaramıyorsan bu noktada suflör ler ( peygamberler/dinler) devreye giriyor
biraz toparlamış oluyorsun ama hala eksik olan bişiyler varf yapılan iş ileyapılması gerekn birbiri ile örtüşmüyorsa bu noktada yönetmen olaya müdahale ediyor oyuncu değişikliğinden figuranlara hatta ve hatta senaryo üzerinde minimal değişikliklere gidiliyor vs


tüm bunların sonunda her şey yolundaysa 4-4 lük bir baş yapıt oluyor ( harika bir yaşam sorunsuz ve istenilen ),

tam anlamıyla olmamışsa orta şekerli ( kendi yağında kavrulan deyimi ile özdeşen )


hiç olmamışsa zaten olmamıştır ( çekilmezbir yaşam + ölüm )ü



dipnot: ölüm burada hem iyi hem kötü anlamda kullanılmıştır her baş yapıtın da bir sonu var dır değilmi ama?


kişisel kanaatim bundan ibaret sevgilerimle

fendalinka dedi ki...

blogunu ve yazdıklarını çok beğeniyorum. izin verirsen, bloguma link olarak eklemek istiyorum seni..?

herackles dedi ki...

Haddimi aşarak bir soru sorayım;

Buray görüş beyan edenlerin hepsinin en azından;
(İslamiyet için) Elmalılı'nın tefsirini, (Hristiyanlık için) Kutsal Kitap yayınlarından (en seti Katolik olanlar) bir eseri, (Yahudilik için) herhangi açıklayıcı Türkçe bir sayfayı(şalom gibi) okuduğunu varsayabilir miyiz?

Adsız dedi ki...

selam gaykedi!

Inanmak herseyin basi..Inanmadigin bisey icin neden bu kadar kafa yoruyorsun ki?
oncelikle bu dunyada var olma sebebimizi anladikdan sonra bu konuyu anlayabilecegini dusunuyorum.Sempatik birine benziyorsun, nicin ugras verip icinde yasadigin bu dini biraz anlamaya calismiyorsun!?

neverland

BaBa_HaKaN dedi ki...

DINI VE SIYASI GORUSLERI DOSTLUK VE ARKADASLIK SECIMINDE TESHIR ETMEK BANA YANLIS GELIYOR. AMA SAYGIM HERKESE