10 Kasım 2006


Üniversitelerimiz I

Birçok üniversitemizle 'gecekondu' diye dalga geçildiğini, bunlara ancak 'yüksek lise' denebileceğini biliyorsunuz.Oysa daha altmışlı yıllarda, Memet Fuat'ın çıkardığı o ünlü Yeni Dergi'de bir yazı hatırlarım, 'Üniversitelerimizin Akademik İçyüzü'... Adını kırk yıl sonra çıkaramadığım yazar, uluslararası toplantılarda, yabancı üniversitelerin herhangi bir asistanının bile bizim nice doçentimizi ve profesörümüzü katlayıp kenara koyduğunu örnekleriyle anlatıyor, acı acı yakınıyordu...Birçok üniversitemiz, tıpkı birçok ilimize gereksiz yere kurulan ve pistinde ineklerin otladığı havaalanlarımıza döndü.

Bu şekilleriyle ancak ana babaların ve çocukların kendilerini kandırmalarına yarıyorlar, bir de 'askerlikten dört yıl tecil' durumlarına tabii... (Bazı kızlarımız üniversiteye koca bulmak için gidiyor, deyince de kızlar bozuluyorlar... Oysa kendi dönemimden kaç örnek gösterebilirim... Evlenip iki de çocuk doğurunca dört yıl, beş yıl eğitim de, harcanan para da çöpe gidiyor)... Erkekler erkek oldukları için iş bulup çalışmakla yükümlüler, o zaman da ortaya Fransız edebiyatını bilen seyyar köfteciler, polimer kimyasından anlayan taksi şoförleri falan çıkıyor...

2 yorum:

To be gay or not to be gay! dedi ki...

Bu meseleyi doğru cümlelerle ifade etmek , doğruları ve yaklaşan tehlikeleri iyi tahilil etmek gerekiyor. Şimdilerde en solcu geçinen üniversitelerde bile çoğunluğu muhafazakar daha doğrusu cemaatçi muhafazakar bir kesim oluştururyor. Bunlar nadiren kot pantolon giyerler (eskiden hiç giymezlerdi, şimdi şu yumuşak kumaşlıları var da ondan dinen caiz galiba!) sakin mülayim bir tablo çizip mümkün mertebe çoksosyalleşmemeye çalışırlar. Onlar parçası oldukları şeyin farkında değildirler. İşte bu aşağı yukarı bu profile sahip haddeden çıkmış gibi birbirinin aynı tipler ve karakterler hükümet-i ali'nin taşralara serpiştirdiği üniversitelerde asistanlık yaparlar. İnce bıyık bırakır, takım elbise giyerler. Derdini anlatırken sıkıntıdan binbir şekle girerler. Veeee derste berbattırlar, bir bok bilmezler. Akademik camiadaki bu düzen aslında planlı programlı ağır ağır işleyen bir planın getirisi. Taşralarda mısır patlağı gibi çoğlanan üniversitelerde bu kültür mantarlarının yetişmesi için hazırlanmış karanlık ve rutubetli bir bokluk!

nimfe dedi ki...

ben de Samsun OnDokuz Mayıs Üni.'de okudum ve dediklerinizin birçoğu doğru.Yani bizim kampüs ODTÜ ayarında,lakin işi boş bir kütüphane gibi.Sanırım Türkiye'deki pekçok üniversitenin sorunu meslek öğretmemeleri.Bir meslek sahibi olmak için illa üni. okumak gerekmiyor.Belki sadece tıp,hukuk falan.Ben tıp okudum ve sadece doğru meslek okuduğumu öğrendim.Hangi branş neden bahsediyor,onu öğrendim.Gerisi tamamen kendi çabam.Ama siyasi işler adeta bir meclis gibi yürütülüyor.Reislik,reis toplantıları,dini toplantılar,insanların ılımlı gördüklerini kendi cemaatine(!) çekme çabaları gayet düzenli yapılmakta.Sırf fazla makyaj yapmıyorum diye sen bizdensin diye gelen başörtülü arkadaşlarım,bana dinimizin ne kadar güzel olduğunu anlatmaya defaatle yeltendi.Kısacası eğitim sistemi biz asıl kökten sarsan tek sorun.oyuncak etmemek lazım.