05 Kasım 2006





Lut Kavmi, Darwin,
Eşcinseller ve Dinazorlar !


Sevgili Tugce, maille sormuşsun Lut kavmini bilip bilmediğimi...Evet biliyorum peki sen Nuh kavminin hikayesini biliyor musun ? beni bu masal Lut kavminin hikayesinden daha çok eglendirir, hele din adamlarının, Nuh'un gemiye sığmadığı için dinazorları yanına almadigini ve nesillerinin bu yüzden tükenmiş olması iddiası beni kafadan kopartır :)ben secmek zorunda kalsam islam şeriatı yerine papanin bugünkü teokrasisinde yaşamayı tercih ederim, şu an en azından islam şeriatından cok daha bilimle barışık ilerici olduklarını papanın evrim teorisini bile, evet evrim vardir ama tanrının izniyle olmuştur çekincesiyle kabul ettigini, dinimiz hoş karsilamiyor ama genede eşcinsellere bir insan olarak sevgiyle yaklaşmamiz aciklamasi yaptiğini biliyorum. Evet papa evrim teorisini kabul etti cünkü bu gercegi inkar ederek müslümanlara göre cok daha egitimli hiristiyanları dinden biraz daha sogutmak istemedi..

evrim teorisine inanmıyanlar, biyoloji tıp ve genetik bilimine de inanmıyor demektir, apandistleri patlayınca doktora degil bir imama gitmelerini tavsiye ederim, böylece öbür dünyaya daha cabuk ulasirlar ! ve düsünmeniz icin kücük bir hatirlatma daha, acaba islam ülkelerinin birçoğu neden bütün insanların cinsiyet, din, dil, ırk, bakımından eşit olduğu fikrini savunan insan hakları evrensel beyannemesini kabul etmiyor dersiniz..islama göre erkeklerin, sonra kadınların ve en sonunda gavurların, eşcinsellerin geldiği için olmasın...bence dinin her dediğine inanmadan önce Mevlana gibi gönül süzgeçinden bir geçirin derim...ve not hemen ateistlikle suclamayin, atesit degilim ve merak ederseniz size kendi Tanri inancim hakkinda daha önceki bir yazima link veriyorum...Gaykedi

7 yorum:

Varol AKSOY dedi ki...

merhaba gaykedi

http://www.varolaksoy.com/evrim-teorisi/#comment-36

bende birşeyler yazdım boş bir vaktinde okursun.

gaykedi dedi ki...

Yazınızı okudum, cok üzgünüm ama yazınız klasik islami bakış açısı dışında bana birşey sunmadı, bunlar bildiğimiz seyler !

Yaradilis fikri bilimsel bir kuram (teori) degildir, bir inançtir. Inancin dogrulugu ya da yanlisligi olmaz. Inanirsin ya da inanmazsin. Nokta!Buna karsilik bilim 'yanlislanabilir' kuramlarla isler ve gelisir. Yani bir fikrin bilim olabilmesi için günün birinde birilerinin çikip onun yanlis oldugunu gösterebilmesi gerekir. Bunun en güzel örnegi Newton fizigi ile Einstein fizigi arasindaki iliskidir. Newton'un ortaya attigi fikir kümesi, 'inanç' degil bir 'kuram'di. Gün geldi Einstein tarafindan yanlislandi. Belki ileride Einstein'in kurami da yanlislanacak.Yani bilimdeki dogruluk ancak 'simdilik dogru'dur. Dogma ise her zaman dogru oldugunu iddia eder. Dogmayi sinamak mümkün degildir.

Bir baska örnek: 'Astroloji' bilim degildir çünkü yanlislanamaz. Buna karsilik 'astronomi' bilimdir çünkü yanlislanabilir.Iste bu yüzden evrim kurami bilimseldir. Dikkat edin: "Evrim kurami dogrudur" demiyorum. Tam da yanlislanabilecegi için bilimseldir. Yani günün birinde yeni bir kuram onun yerini alabilir. Böylece bilimsel ilerleme saglanmis olur.Yine ayni nedenden dolayi 'yaradilis kurami' tabirini kullanmiyorum, onun yerine 'yaradilis fikri' ya da 'yaradilis inanci' diyorum.Kimse Darwin'in ortaya attigi evrim kuramina bir dogma gibi sarilmis degil. Bu kuram da, digerleri gibi aradan geçen sürede elestirilip düzeltilmistir.

Bilim, özellikle de fizik, kimya, biyoloji gibi pozitif bilimler, canlilar da dahil, sürekli degisen evrendeki degismeyen yasalari arastirir. Eger 'degisim yoktur' derseniz bilimin disinda kalirsiniz.Yaradilis fikri canlilarin degismedigini öne sürer. Bu nedenle de bilimsel degildir. Bilim adami Tanri'ya inanabilir. Yani evrenin ilahi bir güç tarafindan yaratildigini düsünebilir. Bunda hiçbir sakinca yoktur. Ama ayni bilim adami laboratuvarinda deney yaparken 'dünyaya müdahale eden' bir Tanri'yi varsayamaz. Çünkü eger Tanri olaylara birebir müdahale ediyorsa o zaman evrenin isleyis yasalarini arastirmanin hiçbir anlami kalmaz. Olay budur!

onbir dedi ki...

Cok fazla derine inmeyecegim.

Evrim teorisi turlerin gelisimi hakkinda bize bilimsel veriler sunar. Dogal ayiklanma bugun hala devam etmektedir. Ayrica ilkel atmosferde sartlarinda (Okjisen acisindan oldukca fakir ve metan acisindan zengin) su icerisinde bulunan karbon molekullerinin kivilcim verilmesiyle aminoaside cevrildigi Miller deneyini okumanizi oneririm.
Ancak yaratilis teolojik acidan herzaman insanlara ogretici ve inanca cekme konusunda etkili olmustur. Bu konu tartisilamaz cunku inanc kisiye ozeldir. Tanriya inanlarin tanri ile kendi iletisim kanallari vardir. Kimsenin bunu elestirmeye ve alcak gormeye hakki yoktur.
Inanmayanlar ise ayri bir konu.

Gaykedi'nin yorumu hakkinda da sunu soylemek istiyorum
Einstein, Newton kuramini yikmadi. Newton mekaniginin atom alti parcalar dunyasinda sebep sonuc iliskisini duzenleme konusunda yetersiz oldugunu ispatladi. Positivist yaklasimdan olasilikci yaklasima gecis kuantum mekanigi ile oldu.
Bugun hala mekanikte Newton yasalari gecerlidir. Nasa'nin uzaya mekik gondermesindeki 11 m/sn2 kurali Newton mekaniginin bir sonucudur.
F = m*a , bugun arabaya binebilmemizin en basit sebebidir.

Newton zamaninda parcacik hizlandiricilar olsaydi olasilik dalga fonksiyonundan onun da haberi olurdu eminim.

Saglicakla kalin

DeLiCeVaT dedi ki...

Yazdıklarınla ilgili birşey kafama takıldı: islam devletlerinin insan hakları evrensel beyannamesini imzalamaması...

büyük çoğunluğu müslüman olan ülkelerinin kaçının demokrasi, kaçının gerçek demokrasi olduğunu ve kaç yıldır böyle bir çaba içinde olduklarını söyleyebilir msn? Bence bu konuda geri kalmalarının esas nedeni dinin kendisi değil, sömürge tarihleridir bu ülkelerin... benzer anti-demokratik birçok örnek birçok dinden ülke için de bulunabilir; en basitinden evrim teorisi ve ırksal üstünlüğe dayanarak daha 20 yıl öncesine kadar apartheid rejiminde g.afrika'da siyahları inleten avrupalılar... Her neyse demek istediğim müslüman nüfuslu ülkelerdeki geri kalmışlığı dine bağlamanın, aynı şekilde batı dünyasındaki ileri gidişi de buna bağlamanın bilimsel hiçbir dayanağı yok... Hangi islamdan ya da hangi hıristiyanlıktan bahsediyoruz burada (aynı din adı altında etiketlediğimiz, doğu-batı diye ayırdığımız ülkeler, din ve kültür anlamında o kadar farklılık gösteriyorlar ki)... Huntington'dan da bu anlayıştan da nefret ediyorum, hayatında görmüş olmadığı bütün 1 milyar müslümanı, bilmem kaç milyar hinduyu bir örnekmiş gibi aynı şekilde etiketleyip, kategorize etmek... Gerçek bundan çok daha öte... Kaldı ki şöyle bir gerçek de var: bugün dünya müslümanlarının yarısından fazlası demokratik rejimler içinde yaşıyor!

Doğrudur, islamiyette reformları engelleyen bir yön bulunduğu iddaa edilebilir, ama o zaman Avrupa tarihini ve İslam Medeniyetini tamamen inkar etmiş oluruz... Sadece bugüne bakarak, diğer bütün sosyal ve tarihsel faktörleri(sömürgecilik,kültürel yapı,eğitim) bir kenara atarak dini suçlarsak hata yaparız yargılarımızda... Zaten 1950lerden sonra mısır, türkiye, suriye gibi laik ülkelerde radikal islam'ın güçlenmesinin ve komünizmin yerine geçmesinin de sebebi bu toplumların altyapısı hazır olmadığı için laik ve demokratik bir düzen yerine bir alternatif arayışı içinde olmalarıdır... Sorun dinin doğası değil, dini varolan baskı düzeninin devamı için kullanan kesimlerdir...

Bu arada din ayrımı yapacaksak, ibrahimi dinler ve diğerleri diye yapmalıyız, çünkü özleri aynı... Hoşgörü sadece kendi mensupları ve din değiştirmeye yanaşanlar için söz konusu... Şimdi kalkıp kimse bana ama şu din hoşgörülü diye gelmesin, dellenirim... kutsal kitaplarımız bize düşmanlarımızı nasıl katır katır doğradığımızı anlatmıyor mu en ayrıntılı şekilde!!! bizden olmayanları kestirtmiyor mu? Papa'nınki sadece varolma çabası bu yüzden modern zamanlarda, hoşgörü ya da dini birşey değil, sadece siyasi!

Hala okuyorsanız teşekkürler:D

DeLiCeVaT dedi ki...

Evrim teorisi hakkında da birkaç kelam edeyim, tutamadım kendimi:

Evrim teorisi tabii ki pekçok şekilde tartışılabilir ama ben bunu dini bir bakış açısını savunan birisiyle tartışmazdım... Kaldı ki islamiyette evrim teorisi yoktur diyen bir emir de yok, tamamen yorum meselesi... Benim sorunum her iki tarafın da takınmış olduğu tavır, birisi kafir olacağım korkusuyla toptan inkar ediyor; diğeri kanıtlanmamış bir teoriyi gereçk diye dayatıyor ve bütün bilimlerinin temeline koyuyor...

Son söz olarak, Harun yahya kitabında ya da benzer birşeyde okuduğum bir soru cümlesi: "Eğer evrim varsa neden ormandan şehre gelip, merhaba ben de insan oldum diyen maymunlar göremiyoruz?" Bunu söyleyebilecek kadar ilkel ve cahil bir beyinle siz hangi bilimsel teoriyi tartışırsınız allah aşkına:D

kalın sağlıcakla

gaykedi dedi ki...

.........Kaldı ki şöyle bir gerçek de var: bugün dünya müslümanlarının yarısından fazlası demokratik rejimler içinde yaşıyor!....demişsiniz.....bundan emin misiniz...ben bu oranın çok daha az bir oran olduğunu düşünüyorum,hindistandaki müslümanlar dahil etmezsek ki onlar zaten azınlıklar, eksiklerimizde olsa türkiye dışında aklıma çoğunluğu müslüman olan demokratik bir ülke gelmiyor benim...

Son söz olarak, Harun yahya kitabında ya da benzer birşeyde okuduğum bir soru cümlesi: "Eğer evrim varsa neden ormandan şehre gelip, merhaba ben de insan oldum diyen maymunlar göremiyoruz?" .....bunu ilk defa sizden duymuş oldum ve çok güldüm...dogru böyle absürt sorular sorabilen insanlarla ne konuşabilir ki...görüşmek üzere hoşçakalın...

DeLiCeVaT dedi ki...

desteksiz sallamış gibi olmayayım:) Bu görüş benim değildi, geçen sene islam ve demokrasi üzerine bir araştırma yaparken birçok kaynakta görmüştüm... en aklımda kalanı amerikada yaşayan bengladeşli mukthedar khan adlı bir akademisyendi... yanlış hatırlamıyorsam 800 milyon gibi bir rakam vermişti.. Yorumunuz üzerine üşenmedim araştırdım ve iki link buldum ülkelerdeki müslüman popülasyonlarıyla ilgili...

http://www.factbook.net/muslim_pop.php
http://www.islamicpopulation.com/europe_general.html

oturup toplama yapmadım ama gayet olası... Tabii ki demokrasiden neyi kastettiğimiz de önemli bu analizde. Eğer serbest ve adil seçimler gibi minimum bir şart koyarsak gerçekten yarısından fazlası demokratik ülkelerde yaşıyor. Türkiye,ve Endonezya'da sadece 300 milyonu, avrupa ve amerikaları da katarsak 400 milyona yaklaşıyor. E bir de dünya'ya demokrasi örneği olarak sunulan hindistanda 150 milyon var, varın siz hesaplayın... Demokratiklikleri tartışılan, bazıları laik ve anti-demokratik, bazıları demokratik ama anti-laik olan ülkeleri katmadım... örneğin orta asya'daki rejimler, bengladeş,afrika devletleri... Sonuçta çağımızda bir şekilde müslümanların büyük çoğunluğu demokrasiyle öyle ya da böyle bir bağ kuruyorlar...

demokrasi ve islamın bağdaşırlığı da ayrı bir konu,ama unutmayalım ki demokrasi fransada ilk ortaya çıktığında ilk kavgaya tutuştuğu kurum da kiliseydi. Dinin illa da da engel olması gerekmez, bu sadece insanların kendilerini nasıl tanımlayabildikleriyle alakalı bence... Müslüman ve demokrat da olunabilir, illa yobaz olmak zorunda değilsiniz müslümansanız, ya da illa dine karşı düşman olmak zorunda da değil demokrat ve laik bir kişi...

Umarım yararlı bir bilgi olmuştur.