23 Kasım 2006


İçteki İyilik II

Batı'daki gençlerin Katmandu, Hindistan hatta Anadolu yollarına düşmesi bundandır ve oralarda kendine hepsi baharda fidana yürüyen cansuyu gibi iyilik şırınga etmektedir. İyi olmak için tanıdık olmaya gerek yoktur.İyiliğin değeri, verene olan maliyetinin, alana olan yararıyla çarpımının, o toplumdaki iyilik sayısına bölünmesiyle bulunur... Maliyeti yüksek bir iyilik başkasına çok yarar getirmiş olsa bile, o toplumda dayanışma yaygınsa yine de düşük bir değer taşır. Ama aynı iyilik yardımlaşma olmayan toplumda değerli görülür.

Örneğin bizim toplumda sinilerle insan doyurmak o kadar matah bir şey görülmezken, Almanya'da sigara ikram etmek bile iyilikten sayılır.İyilik yapmanın ödülü yoktur... burada, basitçe içimiz iyi olduğu için iyilik yaparız. Karşılıksız iyiliğin bir tehlikesi varsa o da beleşçiliktir... beleşçilerin türemesi, tüm toplumun yardımlaşmasını tehlikeye atar. Çünkü yaptığı yardımın hiç geriye dönmediğini görünce, kişi kendini kurtarmak için hızla beleşçi olur. Böylece herkes beleşçi hale gelmekte ve toplum dağılmaktadır.

Hiç yorum yok: