21 Kasım 2006




Bireyin Tarihi III

Evet ama şimdi, ideolojik ve düşünsel olarak çırılçıplak kalmış bu insanlar neye bağlanarak geleceklerini yönlendireceklerdi. Bunu tayin etmek için bilgiye gereksinim vardı. Ama bilgiyi bulmayı bilmiyorlardı. Çoğunluğu okumuş sayılsa da, bilgelikten evrensel kültürden yoksundular. O zaman kendilerine sunulan ideolojierden birisini seçip, kimisi komünist, kimisi ırkçı, kimisi de dinci oldu. Böylece dedelerinin babalarının yerini ideolojileri aldı. Köylülükleri ve bilgisizlikleriyle bütün toplumu yönlendirmeye kalktılar, kendilerini yönlendirmeyi bilmeden!.

Evet şimdi ideolojilerde bitti ya da bitmek üzere. Türk insanının kendini yönetecek yeni yollar bulamadıkça tekrar eskiye döndüğünü farkediyorum.İnsanlarımız, bireyselliklerini oluşturamadıkça yeniden eskiye sığınmanın yollarını arıyorlar.Aziz Nesin bunu aptallıkla açıklamaya çalışmıştı. Evet belki aptalca, ama asla bir aptalın yaptığı aptallık değil. Kendini yönetmeye alışmamış birey olamamış düşünme karar verme yoksunu insan davranışı bunlar. Cünkü onlar karar vermeyi sorumluluk almayı düsünmeyi her zaman babalarına,tarikat şeyhlerine,aşiret resislerine bırakmışlardır...

M. Tahir CEYLAN


2 yorum:

Selma Erdal dedi ki...

Kemal ATATÜRK de; İlke ve Devrimleri'yle yönünü belirlediği Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ninin kuruluşunu tüm Dünya'ya duyururken; "padişahın kulu, peygamberin ümmeti olan halkını Türk Ulusu'nun bireyi"ne dönüştürmeyi amaçlamıştır. Bu çözümlemeyi yapmaya, bu çıkarsamayı yeni bir bulguymuşçasına topluma sunmaya çalışan psikiyatrist arkadaş kanımca Amerika'yı bir kez daha keşfetmiş...Ama "küreselleşme bağlamında varolan Amerika"yı keşfedememiş...Neden mi?...
1980 sonrasında tüm Dünya'da ulus devleti güçsüzleştirmek amacına yönelik olarak; ulusal değerlere saldırıp, "küresel düşün, yerel yaşa" söylemiyle, çok kültürlülük savıyla, ırkçılık ( ülkemizden verilebilecek örnek olarak; özellikle alt kimlik tartışmalarıyla yükselen Kürt ırkçılığı)ve tarikatçılık ( yine ülkemizden verilebilecek bir örnek olarak; kökten dinciliğin demokrasi kavramıyla yanyana getirilmeye çalışılıp, köktendincilerin uzun dönemde laik-demokratik-hukuk devleti için tehdit oluşturması) girişimlerinin dış güçlerce ve yerli işbirlikçilerince desteklenmesi sonucunda; ulus devletten ve ulusal kimlik bilincinden uzaklaşma...Değerlerin tozumaya uğratılması sonucunda, topluma başka değerler verilmeye/aşılanmaya çalışılması...Ama ne için?...Toplumun gönenci,sağlığı, mutluluğu için mi?...Kuşkusuz hayır...Yalnızca ve yalnızca; vahşi kapitalizmin sömürü düzeni için...Çünkü küresel ekonomiler için en büyük engel; ulus devlet, ulusal kimlik bilinci...Dolayısıyla Machiavelli'nin öğretisinden yola çıkarak; "böl ve yönet" ilkesiyle bu değerlere saldırmak gerek...
Sayın Bay CEYLAN; kendi alanıyla bir çözümleme yapmak istemiş ama, yaşananlar psikanalizden çok, sosyo-ekonomik çözümleme gerektiren bir değişim süreci...

Adsız dedi ki...

ideolijiler bitti mi??su anki iktidarin yapmaya calistigi nedir o zaman?Bence durum daha da vahim , cunki aclikla, yoksullukla terbiye edilen insanlarin akillarini celmek, onlari yönetmek, yönlendirmek artik daha kolay.Ideoloji bitti diyenlere:Buyrun AKP hükümeti bence acilimiyla: Aydinligi Karartma Partisi

gulay