22 Ekim 2006


Üçüncü Ordu Komutanı Vehip Paşa, Trabzon Garnizon Komutanı Avni Paşa da, yapılanların katliam olduğunu, bunun Türklükle, Müslümanlıkla alakası olmadığını açıklıyorlar. Meclis-i Mebusan üyesi sıkı İttihatçı Hafız Mehmet, 'Gözlerimle gördüm. Samsun'da kayıklara bindirip denize döküp öldürüyorlardı. Talat'la konuştum, engel olamadım' diyor. Zaten bütün işi koordine eden Talat Paşa'dır. Evindeki özel telgraf cihazından yürütüldü tüm operasyon...Bugün Atatürk olsaydı 1915'te olanları savunmazdı. Devlet, Mustafa Kemal'in 1919-20'lerdeki medeni cesaretine sahip olsa, o sıradaki tutumunu baz alabilse, bugün bulunduğu yerin çok ötesinde olurdu. Mustafa Kemal bu işi 24 Nisan 1920'de Meclis konuşmasında geçmişe ait bir fezahat, çok kötü bir olay olarak tanımladı.

Bir radyo demecinde de, 'Bir daha Ermeni kıtaline benzer bir kötülük olmayacağının garantisini veririm' dedi. Türkiye'de ilk soykırım kelimesini kullanan Atatürk'ün arkadaşı Falih Rıfkı Atay'dır. 1968'de Dünya gazetesinde, 1915 için 'Bu bir jenosittir' dedi. Atatürk'le de bir anısını anlattı. Atatürk 1915'te Halep'te Baron Oteli'nde kalır. Orada Ermenilerin yerleştirilmesiyle uğraşan Çerkez Hasan Amca'yı görür. Atatürk onu görünce çok kızar. ' Katiller' diye bağırır. 'Hepiniz cephe gerisinde Ermeni öldürmek için dolaşan katillersiniz. Hiçbiriniz cepheye gelip savaşmazsınız.' Ama sonra Hasan Amca'yı bağışlar: Çünkü Ermenileri yerleştirme işini ciddiye aldığı için Hasan Amca da görevinden alınmıştır.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

bugün atatürk olsaydı olanları savunmazdı demişsin ama ben aynı görüşe katılamıyorum... 1920 ve 30'lar ırkçılığın yükselen değer olduğu yıllar, devlet dairelerine girmek için "ari türk kanından" olma şartı arandığı hatta harp okuluna girmek için böyle bir kanunun olduğu yıllar... atatürk'ün kurtuluş savaşı yıllarında kürtlere verdiği sözleri ve birkaç yıl sonra söz verilen şeyleri isteyenlere yapılanları hatırla lütfen... Bu devletin resmi ideolojisi bunun üzerine kurulu... Cumhuriyeti kurduktan sonra yaptığımız ilk iş bu topraklardan öldürerek veya ölmesine göz yumarak kovduğumuz ermenilerin mallarının üstüne üşüşmek olmuş, devlet bu mallara ve topraklara el koyup müslümanlara dağıtmış... aradan 20 sene geçmiş bu sefer de yahudi ve rumlara yapmışız aynısını varlık vergisinde...

sadece masum bir soru sormak istiyorum: cumhuriyet ilan edildikten sonra, yani hiçbir savaşla toprak ve nüfus değişimi olmayan bir dönemde, ilk baştaki azınlık nüfusu neydi, şu anda ne? İstanbul'dan Türkiye'den bahsederken vatanım diye gözleri dolan bu insanlar neden ve nereye gittiler? belki de o kadar misafirperver bir millet değiliz..

foondah dedi ki...

körler sağırlar birbirini ağırlar, buyrun arkadaşlar, birilerinin maşası olmaya, kaynak diye radikal'den abuk sabuk linkler vermeye devam edin, elbet size de bir ödül veren çıkar.

foondah dedi ki...

Yukarıdaki yorumuma blogumdaki http://sulukofte.blogspot.com/2006/10/kavgam-geldi.html#comments linkli yazıyla vermiş olduğun yanıta cevaben...

Öncelikle şunu söyleyeyim; Radikal'e ucube demedim ama diyebilirdim de; zira senin "çok sesli" diye övdüğün o gazete işine gelmeyen haberi yazmıyor, basmıyor. Buna yakinen şahit oldum. Ayrıca medyanın devleri diye saydığın, hatta saymadıkların da dahil, o grupların tek bir kuruluşa ait olduğunu sen söylüyorsun, ne kadar çoksesli olabileceklerini de var sen düşün. Ama demek istediğim o değildi zaten; sadece Radikal'den link vererek konuya hakim olunamayacağını, bu konunun "o bunu demiş, bu bunu demiş"lerle çözülecek kadar basit olmadığını anlatmaya çalışmıştım, neyse... Ayrıca seni kör ve sağır olmakla itham etmiş de değilim; sadece bazı şeylere bilerek isteyerek kulak tıkadığını, görmezden geldiğini söylüyorum ve bunu da sırf birşeylere muhalif olmak adına yaptığını düşünüyorum.

Fikirler çatışsın, gerçek bulunsun, fikirler özgürce ifade edilsin... Arkadaşım ben başka şey mi söylüyorum! Ama diyorum ki; özgürce ifade ettiğimiz fikirler çalıntı olmasın, art niyetli olmasın... Birilerine zarar vermek için ya da kendi egoist çıkarlarımıza hizmet etmesi için kullanmayalım özgürlüğümüzü... Ya da daha kötüsü, birilerinin kuklası, yalancı şahidi olmayalım bunu yaparken...

Kürtlerle ilgili konuda da söyleyeceklerimi söyledim zaten; bazı şeyleri kaşımanın, kışkırtmanın anlamı yok. Fakat terör yüzünden bir halkın bağrının yandığını ve hala da yanmakta olduğunu unutmayalım lütfen.

Gelelim bir başka meseleye; ki konuyla alakasız gibi görünse de çok alakalı aslında. Hatta senin de değindin o "eleştiri" kriteriyle ilgili... Eleştiri bilgi ve zeka işi demişsin, evet haklısın. Fakat izin ver şunu sorayım; senin yaptığın mı eleştiri şimdi? Google'dan ya da Blogspot'un arama motorundan arattığın kelimeler -ki sanıyorum Orhan Pamuk, Nobel ve Ermeni kelimelerini kullanman yetmiştir, zaten birarada çok güzel duran bir kelime öbeği!- sonucu ulaştığın bir takım blog yazılarına güya "eleştiri, yorum" niyetine kendi yazını kopyalayıp yapıştırman ve sonuna da kendi güzide blog adresini link vermen midir eleştiri??? Bunu mu anlamalıyız eleştiri olarak?? Üstelik bunu bir kez de yapmamışsın; benim sana cevap olarak yazdığım yukarıdaki yazıya da yine kendi alakasız yazını kopyalayıp yapıştırarak cevap vermişsin. Aynı şeyi başka blogcu arkadaşlara da aynı şekilde kopyala-yapıştır usulü yaptığına şahit oldum. Ne diyeyim, valla bravo, azmine hayran kaldım, blog kurnazlığına şaştım kaldım. Demek reklam böyle oluyormuş, bunu da öğrenmiş oldum. Ama iyi de oldu, sayende başka blogları da tanımış oldum... (Evet yazının başında verdiğim kendi linkimle ben de kullanmış oldum bu kurnazlığı :P)

Bu arada kitap tavsiyen için de teşekkürler...