16 Eylül 2006




Türk Siyasetciler



Türk liderler her zaman sosyologlar icin şaşırtıcı olmuştur. Dikkat ederseniz seçimde adaylar ''Ben talip olmadım, millet beni bu göreve layık gördü'' derler. Bizde güçlü ve kötünün sonradan iyi huylar edinip, lider kabul edildiği seyrek olmuştur, ama iyinin çalıp çırpıp zenginleşip lider olamasına çok zaman izin verilmiştir. Zaten tarihimizde göç koşullarında, geçtiği yerlerde az buçuk talan yaratmayan, hırsızlık yapmayan birinin sadece hayvan bakarak etrafındakileri yaşatmasının imkanı yoktur. Seçim meydanlarında köylüler lidere, yerel lisanla sataşmaya, onunla şakalaşmaya çalışır, bu liderin lisanını, beden dilini, hoş görüsünü test etmeyi sağlar. Onlar için çünkü ulaşamadıkları yabancıdır. Asırlardır beraber giden göç grubunda birisi farklı hareket ediyorsa ( sürü psikolojisi ) o kendilerinden değildir.

İkinci olarak liderin hırsız olmaması değil haksızlık yapmaması önemlidir. Çünkü hırsızlık kendi aşiretinden değil, geçilen yerlerden yapılır, ama haksızlık varsa bu kabile içinde taraf tutmak anlamına gelir ki, aşirete zarar verir. Konuşma şeklide önemlidir, lider müzikal tonla, sesi güçlendirip konuşmayı sürükleyici tutabilmelidir. Çünkü o sadece yönetici degil, aynı zamanda eğlendirici, tedavi edici, düğünde cenazede yardım edicidir. Liderin biraz yalan söylemesinde de mahsur yoktur, çünkü sürükleyici konuşma yalansız olmaz ! Halkına '' size kan, acı, ter ve gözyaşından başka birşey vaat etmiyorum '' diyerek direncin sembolü olmuş, Nobel edebiyat ödüllü Churchill gibi biri burada lider olabilir miydi acaba ?

Tahir M. CEYLAN


Hiç yorum yok: