17 Ağustos 2006






Mevlana Celalaettin
Rumi (1207-1273)


13.yüzyıl Anadolu'sunun bağnazlıktan uzak ve hoşgörülü Konya'sında yaşamış, Molla Hünkar'dır...Tesettüre karşı olduğunu Söylemekten,resmini yaptırmaktan cekinmemis bir İslam bilginidir. O'nun İslamlığı, Arap İslamlığına ya da Erbakan İslamlığına benzemez...Mevlana Hünkar, bazı Kişileri şöyle anlatır;


Zevk veren her şey, şu aşağılık kişilere delil olmasın diye
nehyedilmiştir (yasak edilmiştir) yoksa; şarap, müzik, güzel(ler) ve raks; has kişilere helaldir, aşağılık kişilere haram...........


Bu yazıdan ne mi anlıyorum, baleye gidebilirsiniz ama üçüncü sınıf bir pavyonda, pavyon kapanınca teklif edilen parayı beğenirse müşterilerinin evine de giden bir dansözü izlememelisiniz, eşcinsel olabilirsiniz ama bunu şehveti duygularınızı tatmin için her önünüze gelenle yatarak değil aşkla sevgiyle yapıyorsanız günah değildir, içkiyi her akşam yıkılana kadar değilde mesala rakıyı şarabı tarihi, felsefesi, mezesi, kültürüyle, en fazla çakır keyif olana kadar içiyorsanız günah değildir...Bu liste daha da uzatılabilir....


Düzeltme; Kaynağını hatırlamadığım için, nette de Mevlana'nın bu sözü geçmediği için sorun oluyordu, Bildirgeç'ten zerdust50 isimli arkadaşımız sağolsun kaynağı eklemiş bende buraya alıyorum;

“Mevlânâ, nihayet halka haram olan şarabın Kalenderlere helâl olduğunu söyler ve derki :”

“Zevk veren her şey, şu aşağılık kişiler, bir delil elde edip dadanmasınlar diye nehyedilmiştir. Yoksa şarab, çeng, güzel sevmek ve semâ, haslara helâldir, aşağılık kişilere haram.”

(seçme Rubâiler, S, 43 rubâi CLXXII.) ( Bak, Abdulbaki Gölpınarlı’nın Mevlana Celâleddin isimli kitabının sayfa 198 - 199 - 200. İnkılâb Kitabevi 1985 baskısı.)




2 yorum:

pelerinlikedi dedi ki...

Merhaba gaykedi:)

Herbir cümlesinde denizler var; içlerinde alemlerin her an eskiden yeniye değişip; şimdiyi yaşayan. Kitaptan okumayı tercih etsem de; nette Mevlana' nın Mesnevisi' nin tercümesi ve şerhiyle internetteşu adreste de http://www.halveti.net/masnawi.asp?cat=1&sub=1 olduğunu görmek beni rahatlattı.

Ömer Faruk dedi ki...

Bir bilgiyi bilmek kadar doğru bilmek, anlamak kadar doğru anlamak da önemlidir.
Mevlana Celaleddin Rumî' yi doğru bilmek ve doğru anlamak için lütfen aşağıdaki yazıyı okuyunuz.


Mevlana Celaleddin Rumi ve Aşk

Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana’nın çoğu eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatın aslıdır, özüdür. Kâinatın yaratılış sebebi aşktır. 'Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.' Kudsi hadisiyle; varlık âlemlerinin yaratılmasındaki yegâne maksadın, Allah’ın Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir. Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle, binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akıl ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı...

Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın, hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi huyların kötü yönlerinden ancak İlahi aşk ile arındığını belirtir. Toplumda ilahi sevgi ile manevi âlemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hâkim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi, ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi, bu din sanatının, kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618–27)

Mevlana ;
"Anam aşk, babam aşk,
Peygamberim aşk, Allah’ ım aşk,
Ben bir aşk çocuğuyum,
Bu âleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."

Buradan anlaşılan şudur ki, yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp, kabukta kalanlardır. Asıl olan insanın ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlâs ve samimiyetle kulluk etmesidir.

Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk demez ;

"Aşk, renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi, I/224)
"Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne, ebediliğe müsait değildir.”
“Her an gönüle feyizler veren, goncadan daha taze olan, gözün ve ruhun sefası olan ilahi aşk bakidir. “
“Daima diri ve ebedi olana âşık ol, sırrını o nura kavuştur.“
“O’ nun aşkını iste, çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı, iksirin ta kendisi bildiler.”
"Bu aşka bende kabiliyet yok deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226–230)
"Külle âşık olanlar, cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden, küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi, I/ 2903) beytiyle Mevlana, Allah âşıklarının Allah dışında, başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise, bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, İlahi aşka götürebilir :
"Vehme, hevese aşık olan sadıksa; bu mecaz onu hakikate götürür." (Mesnevi, I /2861)>
Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır.
Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana, bunlara sert bir dille çatar:
"Mademki âşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir. Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın, yüz rengin var, yüz alacan...
Mademki kafatasında aşk şarabı yok; var, geliri bol kişilerin mutfağında kâse yala..." (Rubailer,126)
"Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi, I/31)
Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:
"Baht sana yar olur, yaver kesilirse;
Aşk, seninle işe güce girişir.
Aşksız ömrü hesaba sayma;
O sayıdan dışarıda kalacaktır çünkü..." (Mecali-i Saba 43)




Görüşünüze saygı duyuyorum. Ancak yanlış bir bilgi ve düşünceyi düzeltmek istedim.

Saygılarımla...