21 Ağustos 2006






Aşk ve Felsefe.....(II)



Yaşama iradesi ! insanin dogasindaki hayatta kalma ve üreme güdüsüydü.Aşk da bu "üreme güdüsünden" kaynaklaniyordu."Bütün aşk maceralarinin nihai amaci bir sonraki kuşagin oluşturulmasindan, insan irkinin gelecekteki varliginin saglanmasindan başka bir şey degildir" diye yaziyordu.Bu "üreme" istegi bilinçaltimizda sakliydi ve aklimiz buna müdahale edemiyordu.Tam aksine, bilinçaltina saklanan bu güdünün kölesi haline geliyordu.Insanligin devam etmesini saglayan "güdü" elbette tek bir insanin "mantigindan" daha güçlüydü.Peki, bilinçaltinda gizli olan bu güdü, aşik olacagimiz insani nasil belirliyordu?Niye ona degil de öbürüne aşik oluyorduk?

Neden birine karşi ifadesiz gözlerle bakarken digeri için hayatimizi altüst etmeye razi oluyorduk?Bunun da "mantikli" bir nedeni vardi Schopenhauer’a göre."Herkes kendi zayıflıklarını, kusurlarını, türün özellikleriyle farklılık gösteren yanlarını başka bir birey aracılığıyla düzeltmeye, yani dünyaya gelecek çocuğun aynı kusurları taşımasını önlemeye çalışıyordu."Hepimiz, kendi fiziksel ve ruhsal kusurlarımızı dengeleyip düzeltecek birini arıyorduk farkına varmadan, böylece çocuğumuz bizim kusurlarımıza sahip olmayacaktı.

Korkaksak cesur birine aşık oluyorduk.Kısaysak uzun boylu biri bizi çekiyordu.Dağınıksak disiplinli birini seviyorduk.Aşk, insanoğlunun kusurlarını gidermeye yönelik bir araçtı.Ama doğanın bize oynadığı bir oyun da vardı filozofa göre, en "sağlıklı" çocuğu yapmamıza yarayacak olan "eş" her zaman bizim "mutluluğumuzu" sağlayacak eş olmuyordu.Onunla sağlıklı bir çocuk yapıyorduk ama genellikle ruhumuz öksüz kalıyordu.O yüzden evlilikler çoğunlukla mutsuz birlikteliklere dönüyordu bir zaman sonra."Gelecek kuşak şimdiki kuşak pahasına yaratılır" diyordu.....devamı aşağıda



5 yorum:

SoSo dedi ki...

Bulduğu mantıklı neden buysa eğer aşk oluşmadan önce kişiye karşı cinsel dürtüler uyanıyor bu dürtülerin sonucunda aşk doğuyor, sonucu çıkıyor buda bana pek mantıklı gelmedi neden dersen bence önce aşk oluşur sonra cinsel dürtüler. Sırf seviştim diye birisine aşık olmam yani ama aşık oldum diye sevişmeye yeltenirim....Belki herif yanlış demiyor ama bana aykırı geldi yada ben anlamadım ....
Selametle....

Murat Ozdemir dedi ki...

mecnun'un leyla'ya olan askini aciklamiyor burada anlatilanlar

güzel koku dedi ki...

oncelikle bana comment yazdıgın icin tesk ederim..senin de blogundan cok karakterin bana ilginc geldi..neyse..

bence burada ask hakkında yazılanlar mantıklı diycem ama ask mantık barındırmaz..!

cinselligin aşkın ezici bir ustunluk saglayarak buyuk bir kısmını olusturdugunu dusunuyorum..

sigmunt freud'u her zaman aklımın bir kosesinde tutmusumdur..
ama tabi ki, ilk goruste de 100% cinsellik dürtümüzün esiri olarak asık olmayız.. işin içinde duygular var..

mecnunla leyla da bence o kadar 1birlerine asık degildi, oyle olsaydı baska aska kaymazlardı..

SelmaErdal dedi ki...

Merhaba;
Öncelikle yazdıklarıma yaklaşımın "felsefe" bakışıyla olmamalıdır, çünkü bugünü anlamak için dünü unutmamak gerektiğiyle ilgiliydi yazım ve de vermek istediğim ileti...

Ve sana gelince; senin yaşamın, senin bedenin, istediğin gibi kullanırsın benliğini de/bedenini de ( ki bütünselliği hiçbirimiz ayrıştıramayız) da neden cinselliğini sergileme/terşhir etme/açıklama gereği duydun, duydunsa neden adını saklıyorsun ya da yüzünü...Çekindiğin bir durum mu var?...Ayrıca senin cinsel yaşamın/seçimin kimi ilgilendirirki?..Ya da bizler; cinsel yaşamımızı nasıl yaşadığımıza ilişkin açıklama yapmak gereğini duyuyor muyuz?...Kim kimle nasıl sevişirmiş, kime ne?...
Ayrıca Osmanlı'nın Sakız Adası'nı hiç duymadın mı ki toplumumuzda eşcinsellere olumsuz yaklaşıldığına ilişkin bir yargı edinmişsin?...Toplum bedenin üzerinden para kazanma yoluna seçen homoseksüel ya da heteroseksüel herkese "kolaycı yaşamı" seçtiği için hoşgörüyle bakmıyor...Özünde senin gibi Bulgaristan kökenli olan Bursamız'ın yetiştirdiği Sanat Güneşimiz Zeki MÜRENimize gerçek Bursalılardan hiç eleştiri geldi mi?...
Bunu herdem anımsa; toplumsal yaşamda erkek ya da kadın, cinsel seçimi ne olursa olsun, beynini değil de bedenini kullanarak para kazanma yoluna giderse, bir başka deyişle kolaycı yaşamı seçerse; saygı görmez...Ama özel yaşamlarında insanların nasıl seviştiği hiç kimseyi ilgilendirmez...Ola ki cinsel kimliğinle/seçiminle ilgili açıklamalarla toplumsal yaşamda yer almaya kalkışırsan; kendine de kendin gibilere de yarar değil zarar verebilirsin, çünkü toplumun kurulu düzeni için potansiyel/gizil bir tehlike olarak algılanabilirsin/siniz, derler ya uyuyan yılanı uyandırmak...
Bence özgürlük kavramı üzerinden düşüncelerini yaymaya çalışman daha etkileyici olur üstelik de yararlı; çünkü salt kendin için değil başkaları için de özgürlük isteminde bulunmuş olursun...

Tartışmak istersen e-mail adresim;
selma_erdal16@yahoo.com

Ve "blogger.com"daki günlüğüm, gerçi uzun zamandır yazmadım
http://blogselmaerdal.blogspot.com
Sanıyorum yazın alanında yeteniklisin, iletişimimizi sürdürelim, yazdıklarımızı paylaşabiliriz...
Sağlıklı ve mutlu olman dileğiyle

DaiSY dedi ki...

bloguma ugramış ve yorum bırakmışsın..
irkildim nickini okuyunca.
ben bu zamana kadar hiç bir gaye rastlamamıştım.
insanların cinsel tercihlerine saygı duymak gibi mantıksız bir saplantım olmadığından yadırgadım tabi.
neyse, teşekkür için gelmiştim.. bi de felsefenin aşkı eşeleyemeyecek kadar boş bir uğraş olduğunu düşündüğümü söylemeye..
byes..